VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
12 Ocak 2016 Salı | Anasayfa > Haberler > İnsana dokunan 10 röportaj
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

İnsana dokunan 10 röportaj

Gazeteci yazar Hülya Okur, Türkiye’de topluma yön veren on farklı isimle ölmeden önce yaptığı söyleşileri kitaplaştırdı. Aydın Menderes’in babasına dair söyledikleri ise çok çarpıcı.


Röportaj serüvenine bir edebiyat dergisinde başladığımda; önce yazılara, sonra sözlere ardından da insana dokunmanın heyecanını tatmış… Hiçbir şeyin uzaktan göründüğü gibi olmadığını tecrübe ettiğim bazı tanışlardan sonra, insandan geriye doğru gidip, elde kalan yazılarla teselli bulmuş… Aynı zamanlarda aynı ülkede, aynı gemide, aynı düşlerde, aynı dualarda, aynı dileklerde, aynı rüyalarda buluştuğunuz büyük insanlarla ölüm kapınızı çalmadan vedalaşmak, helalleşmek ve son sözlerini almak için ‘özel an’ı yakalamış kişi ben değil de siz olsaydınız, ne yapardınız?” diye açıklıyor gazeteci Hülya Okur on farklı isimle yaptığı röportajlarının yer aldığı “Ben Ölmeden Önce” adlı kitabını yazma nedenini.
Okur’un kitabında yer alan kişiler dünyaya öylesine yolu düşen insanlar değil. Onlar Türkiye’nin önde gelen isimleri arasında yer alan kişiler. Kimler mi? Turgut Özakman, Aydın Menderes, Muhsin Yazıcıoğlu, Nejat Uygur, Tekin Akmansoy, İnal Batu, Savaş Ay, Erol Günaydın, Fazıl Hüsnü Dağlarca ve Toktamış Ateş… Her bir röportaj bir biyografi söyleşi olma özelliği taşıyor ve kitabın kahramanlarının dünyaya bakışlarının şekillendiği en dip noktadan, yani çocukluklarından, son anlarına kadar çalışma, mücadele ve başarma azimleriyle hayatlarına nasıl yön verdiklerini sunuyor. “Ben Ölmeden Önce” siyaset, sanat ve edebiyat dünyasından isimleri buluşturan bir mozaik olma özelliği de taşıyor diyebiliriz.

BABAMIN İÇTİĞİ SU SUÇ SAYILDI

Hülya Okur’un 2011 yılında hayatını kaybeden Aydın Menderes’le 2007’de yaptığı röportajda babasına dair söyledikleri oldukça çarpıcı: “Adnan Menderes’in içtiği su suç sayılmıştır. Yaptıklarının hepsi doğrudur. Hiçbir şey de değişmemiştir Türkiye’de.
Devam ettirildi. Adnan Menderes’le Demokrat Parti’yle başlıyor. Hiçbir vizyonu olmayan İkinci Dünya Savaşı. Böyle bir dünya kuruldu. Bununla birlikte hiçbir fikri olmayan bir muhalefetti. Muhalafet buradaki boşluğu, adeta yumurtaya kulp takarcasına, DP’nin her şeyini eleştirerek kapatmaya başladı. Dava konusu haline getirilmiş, Yassıada mahkeme olarak görülmüş, hukuki bir iddia taşıyan suçlamalar olsun, siyasi suçlamalar olsun, teker teker ele alındığı vakit iki-üç cümle ile bunların hepsini geri çevirmek, asılsızlığını göstermek mümkündür.”

2008 yılında kaybettiğimiz Türk Edebiyatının mihenk taşlarından Fazıl Hüsnü Dağlarca bir gün kapısına genç bir şairin geldiğini ve yazdığı bir şiirin nasıl olduğunu sormak istediği günü şöyle aktarmış Okur’a: “Kapıya genç bir çocuk geldi. Bir kitap getirmiş. ‘Bunları gözlerim görmüyor, eğilip de bakamıyorum’ dedim. Birkaç tane okudu. ‘Niye bunu yazıyorsun, burada yazılmışlar var, yeni bir şey söylemiyorsun’ dedim. Bir durakladı. ‘En iyisini bul oku’ dedim. ‘Senin bu şiirini senden evvel gelmiş, şu şairlerde daha iyisi var’ dedim. Bir samimiyeti yok. Sonra sordum. ‘Sen boylu bir insan gözüküyorsun, senin sevgilin yok mu?’ dedim. ‘Ne duruyorsun evlen, bırak şiiri miri’ dedim. ‘Evlenecek adam şiir yazmamalı, şiir yazacak adam da evlenmemeli’ dedim. ‘Senin şiir yazma ihtimalin yok, bunlar hep oradan buradan toplanmış laflar’ dedim.

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163