VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
12 Mart 2011 Cumartesi | Anasayfa > Haberler > İnsanın yüzünden ruhuna açılan kapı
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

İnsanın yüzünden ruhuna açılan kapı

“Bir Burun Anlatıyor” kitabı insan bedeninin gizemli bir penceresini aralamış... Henüz okumaya başlamadan kendi yüzümü şöyle bir gözümün önüne getirdim... Gözlerin, bakışlarla ne kadar değişebildiği, ağzın tüm bir ifadeyi nasıl yumuşatıp sertleştirebildiği, mimiklerin her seferinde başka insanlar yaratabildiği düşünülürse, orada kendi halinde değişmeden duran burnun tüm sessizliğine rağmen yüze kattığı anlamı yadsımak mümkün değil. Adeta yüzün ortasındaki bir mabed gibi... Ama tabii ki, anlamı bu kadarla bitmiyor. Özellikle bu kitabı okuduktan sonra anlıyorsunuz ki, onda fiziksel varlığın ötesinde insan adına büyük gizler saklı...

Ata Bozoklar

Her şeyden önce, temel işlevinin nefes almak olduğu düşünülürse o hep görev başında... Uykuda bile dinlenme şansı yok. Siz uyurken nefes almayı sürdürdükçe çevrenizdeki tüm kokuları almaya ve onların ruhunuzdaki etkilerine maruz kalmaya devam ediyorsunuz... Böylece burnunuz günlük hayatınızda yüz ifadenizin en sabit ve değişmez öğesi olsa da ruhunuzun ciddi bir değişkeni olarak rol oynayabiliyor.

BİZ BÜYÜDÜKÇE AZALAN KOKU
Yazar bir “Bir Burun Anlatıyor” başlığı altında burnun fiziksel özelliklerine değinmiş olmasına rağmen önemli bir işlevi olan “koku”ya çok daha büyük bir yer ayırmış. Koku ve onun insan üzerindeki etkilerini bir bir ayıklamış... Diğer duyular içinde en kolaylıkla vazgeçebileceğinizi düşündüğünüz ve hatta Freud’un tabiriyle evrimle giderek anlamının azaldığı bu duyunun analizini tüm yönleriyle ele almış. Freud’un bu bakış açısını da kitapta bulmak mümkün. Neden hayvanlarda ve insanın erken dönemi olan bebeklikte kokuya daha çok ihtiyaç duyulduğunu, yetişkinliğe geçtikçe yaşamdaki etkisinin azaldığını, hatta bu azalmanın vahşilikten kurtulmak açısından taşıdığı önemi bizzat Freud’un kaleminden okuyabiliyorsunuz. Ama açıkçası sayfalar ilerledikçe büyük ustanın bu görüşüne pek de hak veremiyorsunuz... Kokunun hayvanlardaki anlamıyla, insandaki anlamı arasındaki büyük fark giderek belirginleşiyor. Burnunuza çektiğiniz gaz moleküllerinden çok farklı bir şey olduğunu ve bu farkın da onu yorumlayan “beyin”den kaynaklandığını fark ediyorsunuz... Zaten yazarın en önemli katkısı bence burada başlıyor. “Kokuyla ilgili bir farkındalık yaratmak... “ Kitabın temel yapısını da bu tema üzerine oturtmuş. Kokuyla, onu yorumlayan beyin ya da kişi arasındaki ilişkiye büyün önem vermiş ve binlerce subjektif parametreden, objektif çıkarımlara varabilme gayretini elden hiç bırakmamış. Öyle olunca da etkileri bilinçaltına kadar uzanan böylesine gizemli bir duyunun altından hem mistik bir macera romanı hem de gerçek bir analiz çıkmış.
Yolda yürürken resmini gördüğünüz bir objenin kokusunu bir anda içinizde duymanızın, burnunuza giren gaz molekülleriyle pek de ilgisi olmasa gerek... Ya da tam tersi; bir yerlerde duyduğunuz bir çörek kokusunun, sizi birden bire çocukluğunuza götürmesi ve anılarınızda yaşayan bir evin o anda gözlerinizin önünde canlanması ve sıcaklığını içinizde duymanız da kolaylıkla açıklanabilecek bir şey değil. Demek ki, koku insan için, somut varlığının çok ötesinde soyut anlamlar taşıyabiliyor ve hatta bizler “bu işte kötü kokular alıyorum” derken, fiziksel anlamda kokunun çok ötesinde kavramlardan söz edebiliyoruz. Kokuya bu yönleriyle baktığınızda, bu duyunun evrim sürecinde yok olmaya gitmesinden çok, anlamının ciddi biçimde değişiyor olmasından söz etmek daha gerçekçi gibi görünüyor. Öyle ya, alışveriş merkezlerinde kullanılan bazı kokuların insanın para harcama dürtüsünü nasıl artırdığını artık hepimiz gayet iyi biliyoruz. İyi ve kötü kokuların ayrı ayrı etkilerini okudukça bırakın kokunun yok oluşunu, tersine insanı ele geçirişine şaşmamak elde değil. Bazı kokuların insanı hasta ederken bazılarının iyi edişini, yemek yerken koku olmazsa lezzetin neredeyse tamamen ortadan kalktığını, cinsel hazzın, hatta aşkın büyüsünün bile kokunun içinde saklı olabileceğini deneysel örnekler üzerinden gördükçe koku ve insan arasındaki ilişkinin ne denli büyük bir sır olduğunu fark ediyorsunuz.

BİLİNÇALTI İLE DIŞ DÜNYA ARASINDAKİ KAPI
Yazar koku ile ilgili tutkusal anlatımlardan kaçınmaya özen göstererek, örneklerini yapılmış çalışmalardan seçmeye özellikle dikkat etmiş. Böylece fevkalade spekülatif olabilecek bir konuyu olabildiğince bilimsel bir temele oturtmayı başardığı rahatlıkla söylenebilir... Belli kokuların bazı insanlarda öfkeye, bazen de sevince neden olduğunu psikolojik yayınlardan derleyerek sunmuş. Özellikle bilinçaltı üzerindeki etkilerini okurken gerçekten hayrete düştüm. Bırakın anlık etkileşimleri , insanın kaderini etkileyebilecek kadar derin bir konuyu böyle akademik bir çerçevede ele almak kanımca çok önemli. Bilinçaltıyla dış dünya arasında açılan direk bir kapı gibi değerlendirilebilecek kadar etkili böylesi bir konuda efsaneler oluşturmak yerine daha sakin bir farkındalık yaratmaya çalışmak kanımca takdire değer. Patrick Suskind’ in hepimizi büyüleyen o meşhur “Koku” adlı romanına getirdiği sert eleştiriler de bunun en açık kanıtlarından birisi. Yazar, insan için bu denli önemli bir duyuyu garipleştirmekten çok, doğru anlamaya çalışmanın gerekliliği konusunda sizi ikna ediyor... Yine de, adı geçen kitabın bir araştırma kitabı olmadığını ve lezzetinin yadsınamayacağını en azından kendi adıma hatırlatmakta yarar var.
Mistik dünyanıza ve gizem aleminize olabildiğince anlaşılır bir yolculuk yapmak isterseniz okumanızı kesinlikle öneririm. Ayrıca da içerdiği örnekler bildik kişiler ve olaylarla zenginleştirildiğinden konunun ötesinde pek çok entellektüel bilgiyi de bulabiliyorsunuz. İçinde Mozart’ tan Goethe’ye varana kadar edebiyat, resim, müzik, antropoloji, felsefe, psikoloji, kısacası kokunun olduğu her şey ve herkes var. Nerede duracağını bilen ve çok kolay okunan bir kitap... Meraklılarına iyi okumalar dilerim...

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163