VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Haziran 2014 Cumartesi | Anasayfa > Haberler > İnsanları ancak inançları ve sanat terbiye eder
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

İnsanları ancak inançları ve sanat terbiye eder

Yazın hayatına şiir, düz yazı ve masallarla başlayan Eylem Tok, yeni romanı “Allah’ın Piyonları”nı ve yazın serüvenini anlattı: “Edebiyatın her alanında var olmaya ve elimden geldiğince doğru işler yapmaya çabalıyorum.”



Herkesin kendi yeniliğini yarattığı ama aslında yarattığını sandığı bu yeniliğin eskiyen bir düşüncenin izlekleri olduğu ve yine herkesin edebiyatı “kendine göre” yorumladığı dahası bazı dönemler edebiyatın kuşaklara bölünüp “çaresizlikten” ya da “tek çare”den yeni akımların çıktığı, bazen edebiyat için küçük bir sarsının beklendiği ve bu sarsıntıdan türeyenlerin göğe çıkmadan yere düşüp kaybolduğu ve Orta Doğulu mu, Avrupalı mı olduğunu bilmeyen Türkiye’den ikinci kitabı çıkmış bir yazarım. Markalaşabilmek için vitrindeki etlere bile kendi adını koyanların olduğu bir ülke burası. Bu yüzden ben de ikinci kitabım “Allah’ın Piyonları”na “Burası ayakları yere basan ölüler ülkesi” diye giriş yapmak istedim.

Bilim hayatı kolaylaştırır, insanların düşünmesini, öğrenmesini, öğrendikleriyle kendini yenilemesini sağlar. Ama insanları ancak, inançları ve sanat terbiye edebilir. Ahlaklı yapılan bir düşünce ürünü, kendinden öncesinin anlamlı sorumluluğunu taşıdığı sürece saygınlık kazanır. Türkçenin büyük bir gayretle yozlaştırıldığı bir dönemde, harflerini yitirmeye başlayan kelimelerin yeri “Batı”dan, geleneklerini de dilleri gibi yitirmemiş insanların olduğu “doğu”ya yaptığım yolculuk benim için büyük bir deneyim oldu.

ÖTEKİ DÜNYA...
Babadan oğula yalnızca çaresizliğin miras bırakıldığı bu ülkede öteki dünyayı yazmak ıslah ediciydi. Sorgularımı, tüketim çılgınlığına kapıldığımız şu anlamsız dünyada sahip olduğumuz bir ekmeğin bile ne denli değerli ve kutsal olduğunu anlatmak üzerine kurdum ve bunu bir romana dönüştürmek istedim.

Toplumsal adaletsizliğin inancı sağlam olmayan bir insanda yaratacağı ahlak erozyonunun boyutları ne olabilir? Hep ezilen, hep kaybeden, en sonunda Tanrı’nın adaletini sorgulamaya hak kazanır mı? Evet, unutulmuş semtlerin, üstü çizilmiş gençlerini konuşturdum. Hırpalanmış, hor görülmüş, kökünden koparılmış insanların “yırtmak” için neler yapabileceğini gözler önüne serdim. “Allah’ın Piyonları”, üç arkadaş üzerinden gelişen bir hikâye. Vücutlarını birbirine siper edebilecek kadar harbi üç canciğer, makus yazgılarını değiştirmek istiyorlar. Ama kader işte, birbirlerini öldürecek duruma geliyorlar.

Uyuşturucunun insan beyninde yarattığı erozyonu özellikle vurgulamaya çalıştım, evet erozyon diyorum çünkü, bunu kullanan insanların zihinlerinde ve şuurlarında sürekli kaymalar, yer değişiklikleri oluyor ve o kısa sürelik rahatlamaların birikimi en sonda uslunu tamamen kaybetmesiyle sonuçlanıyor. Tüm bunları da etkili diyaloglarla vermeye çalıştım.

Diğer yandan bir dönem inançlı, bir dönem milliyetçi, bir dönem de merkez sağcı görüntüsü veren baş kahraman, Kürt Milliyetçisi PKK sempatizanı bir kıza aşık olup tüm zorluklara ve engellere rağmen onunla evleniyor. Bence bu birleşme orayı anlayabilmek açısından çok önemli bir detaydı, zira o dünyanın birbirine düşman görünen insanları birbirlerini sevmek zorunda olan insanlar da. O mahallelerdeki çocukların yüzde sekseni melez. Türk’ün, Kürt’ün, Alevi’nin, Sünni’nin, sağcının, solcunun aynı çaresizlikle yüzleştiği bir minik Türkiye panoraması bu roman.

Paylaş

Yeni sayı yeni heyecanBu ay kapağımıza Türk edebiyatının yaşayan en büyük yazarlarından Selim İleri'yi aldık. Selim İleri, edebiyatta 51 yılı geride bıraktı ve bu yıl karşımıza iki yeni romanla çıktı.

Devam