VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
29 Mart 2013 Cuma | Anasayfa > Röportajlar > İrepoğlu''ndan rengarenk bir lale demeti
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

İrepoğlu'ndan rengarenk bir lale demeti

Lale mevsiminin yaklaştığı şu günlerde laleler İstanbul’u süslemeye başladı. Biz de bu lale mevsiminde Gül İrepoğlu’yla “Lâle” kitabının oluşum süreci ve lalenin ölümsüzliğü üzerine konuştuk.

Röportaj: Buse UCA

Divan şiirinin en önemli mazmunlarından biri olan lâle, biliyoruz ki Divan edebiyatından itibaren birçok şaire ve yazara ilham vermiş. Peki size ilham veren ne oldu? Lâle'yle ilgili bir kitap yazma fikri nasıl oluştu?

Lale Devri üzerine birçok araştırmam ve yayınım var, bu konuda verdiğim konferans sayısını hatırlamıyorum bile! Bunlardan en önemlisi 1999 yılında çıkan, dönemin ünlü nakkaşı Levni’nin tüm eserlerini kapsayan kitabım. Ardından Lale Devri’nde geçen, ilk baskısı 2003 yılında yapılan bir romanım var: “Gölgemi Bıraktım Lale Bahçelerinde”. O romanı yazmamı Levni’ye duyduğum aşk, tutku sağlamıştı, biraz da lalelerde kendini bulan o dönemin ruhu… Bu arada başka birçok konuda da çalıştım, ama lale ile bağlantımı hiç koparmadım. Laleyle bir tür bütünleşme bu galiba! Yapı Kredi Yayınları lale konulu bir prestij kitabı yapmaya karar verince bunu bana önerdi, ve önerirken de “hayır” gibi bir cevap seçeneği bırakmadı bana, tam da Osmanlı Saray Mücevheri kitabımı yeni bitirip teslim etmiş olduğum zamanda, geçen yıl Mart ayında. Yorgunluğuma rağmen kısa bir duraksamadan sonra kabul ettim, çünkü genel yayın yönetmeni Raşit Çavaş “Bu kitabı sizden başkasının yapabileceğini düşünmüyorum” demişti, ki bir yazarı en zayıf yerinden yakalamak bu! İyi ki öyle yapmış, o kadar keyifliydi ki laleyi her yönüyle inceleyip yazmak… O zaten sevdiğim bir çiçekti, ama onu böylesine derin inceleyince daha da çok sevdim. Şimdi de bir gül kitabı hazırlığındayım.


Kitabınızda içinde lâle olan şiir, çini, minyatür gibi sanatlarla ilgili birçok örnek var. Araştırma aşamasında bu örnekleri seçerken öncelik sıranız neydi?

Lalenin kültürümüzdeki yerini en ağırlıklı olarak veren unsurlar,
eski zamanların çiçek kitaplarındaki laleler, dolayısıyla hem görsel, hem de yazılı olarak onları işledim öncelikle. Ardından edebiyatın lalesi geldi kitapta; 13. yüzyıldan bu yana şiirleri süslüyor laleler, müziğin sözlerini de… Sayfaların yüzeyinde; tezhipte, minyatürde, öte yandan tuvallerde canlanan laleler izledi bu bölümü. Yani bu sıralamayı lalelerin yoğunluğuna göre yaptım, zihnimde beliren önceliklere göre… Lalenin çini, ahşap, mermer, taş, maden, cam gibi malzemelerde yansıyışı, sonra dokumadaki lale, yani kumaşlar ve halılar ele alındı. En sonunda her alanın en incelmiş yansıması olan mücevher yer aldı; mücevher laleler, parlak bir sonlanış…



Özgeçmişinize baktığımızda çok yönlü biri olduğunuzu görüyoruz. Hem sanat tarihçisi, hem mimar, hem akademisyen. Kitabı yazarken hangi kimlik ön plana çıktı?

Bunu kitabın girişinde de açıklamaya çalıştım: Son yıllardaki tüm kitaplarımda olduğu gibi, sanat tarihçisi kimliğimle romancı kimliğim karşı karşıyaydı burada da, zaman zaman biri diğerine üstün geldi, ama bu roller hep değişti! Mimar kimliğim ise düzeni sağladı, genel bir bakışla değerlendirdi hepsini, her zaman olduğu gibi. “Lâle” öyle bir konu ki, yalnızca bilimsel bir yaklaşım yetemez ona zaten ve belki benim “çok kimlikli” oluşum kitabın bu kadar ilgi görmesini, herkes tarafından anlaşılıp sevilmesini sağladı. Edebiyata ve resme bunca esin vermiş olan lâle, bu kitabı yazarken benim de gönlümün derinlerine yerleşti ve düşünce akışımı oradan yönlendirdi sanki…

Mitolojiden başlayarak günümüze kadar ulaşan, her sanat dalında kendine bir yer bulan lâleyi bu kadar ölümsüz kılan sizce nedir?

Lale herşeyden önce bu zengin kültürün, bu zengin toprakların çiçeği. Lalenin hem dinsel boyutu, tasavvuf boyutu var, hem de onunla bütünleşen söylenceler… Üstelik benzersiz zarafette bir biçim, her görsel alanda sonsuz esinlenmelere yol veren… Daha ne olsun onu ölümsüz kılacak?



Son yıllarda lâleye verilen önem daha da arttı. Sizin de yazdığınız gibi Emirgan korusuna 112 değişik türde 1.850.000 adet lâle ekilmesi, İstanbul 2020 olimpiyatlarının logosunda İstanbul görüntüsünün çift renkli lâle silüeti içerisine yerleştirilmesi bunun örnekleri . Sizce son yıllarda artan bu ilginin sebebi ne olabilir?



Lalenin bizim kültürümüzün çiçeği olduğu konusunda yeni bir farkındalık söz konusu. Bunu bütün yüreğimle destekliyorum. Ancak lale biçiminin ve kavramının kullanımında bu özel çiçeğe yakışır özende tasarımlar, yakışır özende yaklaşımlar olmalıdır her alanda.



Foto galeri için TIKLAYINIZ

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163