VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
09 Ekim 2009 Cuma | Anasayfa > Haberler > İslam, cinselliği yasak değil tam aksine Allah’ın lütfu olarak görür
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

İslam, cinselliği yasak değil tam aksine Allah’ın lütfu olarak görür

Annesi Hıristiyan, babası Müslüman olan Selva Nuaymi, pek çok dile çevrilen şiirlerinin yanı sıra Arap dergi ve gazetelerine yazdığı yazılarla tanınıyor. Bir de 20 dile çevrilen ve Fransa’da yaşayan kütüphaneci bir kadının, Arap kültürünün önemli metinlerinden olan Bahnameler aracılığı ile cinselliği keşfedişini konu alan “Haram” romanıyla... Yazar romanında sanılanın aksine İslam’ın cinselliği yasaklamadığını, “Arapların seksi, Allah’ın bir lütfu olarak gördüğünü” söylüyor.

Buket Aşçı

-Romanınız için “Arap Edebiyatı’nın ilk erotik romanı” denmesini nasıl tanımlıyor ve 20 dile çevrilmesindeki başarıyı nasıl açıklıyorsunuz? Tabii Suriye’de yasaklanmasını da...

-Ben erotik bir roman yazmadım. Edebî bir kitap yazdım. “Haram”, bir kadının özgürlüğünü gerçekleştirebilmesi üzerine kurgulandı. Benim için erotizmin çok üstünde bir noktada duruyor. Müslüman bir kadın olarak kendini ifade edebilmenin, arzularını gerçekleştirebilmenin öyküsü bu... Önceliğim bu fikri edebî bir eser olarak ortaya koymaktı. Özgürlük bir bütündür. Cinsel özgürlük tüm diğer özgürlükleri beraberinde getirir. Ama “Haram”, toplumun özgürleşmesini istemeyen yasak koyucular için bir tehdit olarak algılandı. Oysa kitap önce Arap ülkelerinde yayınlanmıştı. Bu kitabı erotik olarak nitelendiren de Arap dünyası oldu. Bu yorumların Arap dünyasını karıştırması, Suriye’de yasaklanması da Batı’nın ilgisini çekti. Ancak Batı ülkelerindeki yorumlarda “erotik roman” diye bir ayrım yapılmadı. Ben de böyle bir ayrımı kabul etmiyorum. Kitabın erotik olmasıyla ilgili Batı’da bir şaşkınlık da yaşanmadı. Örneğin, İtalya’da “Arap dünyası hazzın dersini veriyor” diye yazılar yazıldı. Farklı bir keşif olarak değerlendirildi.

BENİMKİ ÖZGÜR İNSANIN HAZZI

-İslam ülkelerinde “aşkın, şehvetin yasak, ayıp” olduğu söylenir. Kitabınız ise tam tersini, “Arapların seksi, Allah’ın bir lütfu olarak gördüklerini” söylüyor. Hangi Araplar bu? Bir cinsiyeti var mı? Eşini seçemeyen, küçük yaşta evlendirilen bir kadın için de cinsellik Allah’ın lütfu mudur?

-Elbette hayır. Ben özgür bir insanın hazzından bahsediyorum; zorunlu bırakılan, özgürlüğü elinden alınmış birinden değil. Ne yazık ki İslam dini adına yapıldığı söylenen barbarca uygulamalar bunlar. Benim okumalarımdan öğrendiğim Müslümanlık ise bambaşka. Çünkü İslam her alanda özgürlüğü esas alan bir dindir.
İslam ülkelerinde kapalı kapılar ardında yaşanan cinselliğin Batı’daki gibi cinsel özgürlükten içerdiğini söylemek zor değil mi?

-Bu, İslam dininin yanlış yorumlanmasının sonucu... Aslında Müslümanlar cinselliği haz üzerinden yaşar. Beden, başlı başına bir arzu nesnesidir. Hıristiyanlarda ise cinsel ilişki çocuk yapmanın aracıdır. Oysa İslam dini çocuk yapmaktan söz etmediği gibi hazzı önceler. Bunun en büyük kanıtı da kitabımda da alıntılar yaptığım hadisler, din felsefecilerinin hatta din adamlarının cinselliği yücelten yorumlarıdır. Bu kaynaklarda cinsellik ayıp, kirli bir şey değil, tam aksine yüceltilen bir şeydir. İslam dünyasıyla ilgili ön yargılar bilmemekten, araştırmamaktan, okumamaktan kaynaklanıyor. Müslümanlar bile kendi kültürlerine yabancı. Oysa bizler yani Müslümanlar birbirimize dokunuruz. Jestlerimiz, mimiklerimiz yakınlık, samimiyet, duygusallık içerir. Örneğin kızların, hatta erkeklerin bile el ele yürümeleri bu kültürde tuhaf karşılanmaz. Arap kültürü tensellikten zevk alan bir kültürdür çünkü. Arap ülkelerinde böyle yaşayanlar inanın az değil.

-Kahramanınız kadın. İslam ülkelerinde kadın cinsellik başta olmak üzere kuşatılmış varlıktır. Sizin romanınızdaysa İslam kültüründeki cinsellikle özgürleşip kendini arıyor ve keşfediyor. Bu farklılık tam olarak nedir ve neden kaynaklanır?

-Elbette hikâyemdeki kahraman tüm Arap kadınları temsil etmiyor. Kitabım sosyolojik bir araştırma değil, kurmaca. Sizin de söylediğiniz gibi bir kadının kendi kültürünün keşfiyle özgürleşmesinin hikâyesi... Küçük yaşta zorla evlendirilmiş veya kocası tarafından tecavüze uğrayan bir Müslüman kızın hikâyesini de yazabilirdim. Ancak bunların klişe olduğunu düşünüyorum. Gerçekte Arap ülkelerinde cinsel özgürlüklerini yaşayan azımsanmayacak sayıda kadın var. Bu gerçeği görmek istemeyen bazı güçler bunların üstünü örtmeye çalışıyor. Ancak insanların arzularını kontrol edemezsiniz ve gerçek İslam kültüründe büyümüş ve özgür olmanın hazzını keşfetmiş insanlar, kapalı kapılar ardında bile olsa, istedikleri gibi yaşıyorlar.

-Batı, cinselliği Bahnameler aracılığıyla Doğu’dan öğrenmiş, keşfetmiştir... Ama bugün gelinen noktada tersi bir durum söz konusu, en azından cinselliğin ifadesi söz konusu olduğunda... Bu tersine durumu nasıl yorumlamak gerekir?

-Arap dünyasında yaşanan yasaklamaların, baskıların dini kurallardan doğduğunu zannediyoruz. Bense tam tersini söylüyorum. Bu yaşananlar gerçek kültürümüzü, gerçek Müslümanlığı yansıtmıyor. Daha önce söylediğim gibi İslam kültürü benim için özgürlük üzerine kuruludur. Yüzyıllar önce yazılmış Bahnameler benim kitabımdan çok daha cesur, çok daha erotiktirler. Ancak bugün bu tarz kitaplar sansürlenip yasaklanabiliyor. Bir geriye gidiş söz konusu... Bunun nedeni de İslam dinini kirleterek, Müslümanları kendi dinlerine küstürerek, dinlerinden uzaklaştırarak, çıkarları doğrultusunda bambaşka bir İslam dini yaratarak, Arap toplumunun özgürleşmesini engellemeye çalışan güçler. Batı’daki durum ise çok farklı gelişti. Din ile diğer hayat pratiklerinin ayrımını doğru bir şekilde yaptıkları için özgürleşebildiler. Sonunda da bu tersine durum ortaya çıktı. Bunun çözümünün Müslümanların öncelikle İslam diniyle barışmalarından geçtiğini düşünüyorum.

BİR KEŞİF DEĞİL, SÜREÇTİ

-Romanınızda İslam kültüründen, yazınından cinsellikle ilgili pek çok bilgiye, alıntıya yer veriyorsunuz. Şam doğumlusunuz, ama Fransa’da yaşıyorsunuz. Bunları keşfettiğinizde ilk tepkiniz ne oldu?

-Annem Hıristiyan, babam Müslüman... Müslüman kültürünün içinde büyüdüm. Bir süre sonra bu kültür benim için bir tutkuya dönüştü. Arap kültürü üzerine çalışmalar, araştırmalar yapmaya başladım. Üniversitedeki hocalarımız İslam kültürünü çok iyi bilen kişilerdi. Çok farklı kaynaklardan derin okumalar yaptım. Bu bir keşif değil, süreçti. Bu kültürün içinde büyüdükçe ve akademik çalışmalarımın da sayesinde -uzun bir dönem içerisinde- şimdiki idrak düzeyine ulaştım. Şu an bize gerçekmiş gibi sunulan yasaklar ve ayıplarla dolu İslam öğretisiyle benim yaşadığım ve öğrendiğim İslam dini arasındaki uçuruma dayanamadığım için de bu kitabı yazdım.

-Bugün Arap yarımadasına gitsem sizce cinsel bir keşifte bulunabilir ve yeni hazlar alabilir miyim? Yoksa 21. yüzyılda yaşayan modern bir kadın olarak hayal kırıklığı ile mi dönerim? Sizce cinselliği nerede ve nasıl aramalıyım? Ayrıca siz böyle bir keşifte bulundunuz mu?

-(Gülüyor) İtalya’da yaptığım bir röportajın ilk sorusu “Düşünür (romandaki erkek kahraman) kim? Nerede bulabiliriz onu? Adresi var mı?” oldu. Bilemiyorum. Ben sadece hayal ettim. Benim kahramanım Fransa’da yaşıyor, ama Şam’da da yaşasaydı, gerçekten istiyorsa ve cesaretliyse aynı şeyleri keşfedip yaşayabilirdi. Ben böyle bir keşifte bulunur muyum? (Yine gülüyor) Belki... Belki de cesaret edemem...

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163