VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
06 Mart 2010 Cumartesi | Anasayfa > Haberler > İstanbul 2010’da Lale devri ve Nedim’e iade-i itibar
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

İstanbul 2010’da Lale devri ve Nedim’e iade-i itibar

280 yıl önce Osmanlı""da yaşayan kültür ve modernleşme hareketi

Kerem Çalışkan

Aradan 280 yıl geçti. Avrupa Kültür Başkenti unvanını kazandığı 2010’da artık İstanbul’u Avrupa’nın gerçek “Kültür Başkenti” yapan Lale Devri’nin ve İstanbul’un en büyük şairi Nedim’in hakkını verme zamanıdır. Lale Devri, Osmanlı’nın en büyük ve gerçek rönesansıydı. İstanbul’da yaşanan müthiş kültür ve modernleşme hareketi gerici bir ayaklanmaya feda edildi. Türkiye’de İslamcılar ve solcular günümüze kadar Lale Devri’ni karalamakta birleştiler. Hiç değilse 2010’da Lale Devri’nin ve Nedim’in İstanbul sevdasının hakkını verelim. İstanbul’un 2010 Avrupa Kültür Başkenti olmasını hangi kitaplarla kutluyorsunuz? Ben “Nedim Divanı”, “Lale Devri” ve “Patrona Halil” okuyarak kutluyorum. Aslında bunlara 4 kitap daha ekleyerek 2010 İstanbul’u ve kentin kültür tarihini daha iyi anlamak isteyenlere toplam 7 kitaplık bir liste vermek istiyorum. Bu 7 kitaplık seriyi okuyarak, 2010 İstanbul Avrupa Kültür Başkenti kutlamalarını daha başka bir gözle, daha başka bir müzikle, renkle ve şiirle izleyebilirsiniz. İstanbul’da yaşamanın nasıl bir ayrıcalık olduğu, Nedim’in Lale Devri’ni anlatan dizelerinden taşıp günümüze kadar ulaşabilir. Tabii şimdi, günümüz İstanbul’unun Lale devri İstanbul’u ile ne ilgisi var? diye sorabilirsiniz. Evet, İstanbul çok değişti. Ama kentin o eşsiz ruhu hâlâ tüm dünyayı büyülemeye devam ediyor. Newsweek dergisinin geçen yıllarda attığı “Cool İstanbul” başlığını hatırlayın yeter. Ne diyordu yorumda? “Türklerin aslında Avrupa’ya ihtiyacı yok, onların İstanbul’u var.” Nedim’in ünlü dizesini günümüz Türkçesiyle söylersek, “Bu şehri İstanbul ki paha biçilmez ona, tüm Acem mülkü fedadır tek bir taşına” 2010’da İstanbul’un Avrupa Kültür başkenti olması kuşkusuz çok önemli bir gelişme. Günümüzdeki kutlamalar, eksiklikler ve aksaklıklar üstüne de sayfalarca yazılabilir. Ama ben Vatan Kitap için derlediğim bu yazıda İstanbul’un tarihte gerçekten Avrupa’nın kültür başkenti olduğu bir dönemi “Lale Devri”ni ve önemini anlatmak istiyorum. İstanbul’da yaşanan Lale Devri’nin gerçek değeri bugüne kadar bilinemedi. Çünkü Türkiye’de gerek İslamcı zihniyet, gerek solcu zihniyet Lale Devri’ni aynı biçimde lanetledi. “Halk yoksulluk içinde kıvranırken, has bahçelerde zevk ve sefa sürenler” edebiyatı yapıldı. Tarihi derinlemesine araştırmaları ile tanınan Taha Akyol bile geçen hafta Milliyet’teki köşesinde “Patrona İsyanı, Lale Devri’nin lüksüne karşı tahripkâr bir ‘ayak takımı’ patlamasıydı” diye yazdı. Lale Devri’nin Türk tarihindeki en önemli modernleşme hareketlerinden biri olduğunu ve bu Osmanlı Rönesansı hareketinin “şeriat isteriz” çığlıkları arasında gerici bir ayaklanma tarafından ezildiğini yazmadı. İslamcılar zaten sevmediler o dönemi. Lale Devri’ni yıkmak için toplananlar “Şeriat bayrağı” altında toplandı. İsyanı kışkırtanların başında gerici Vahhabi-Kadızadeliler akımı mensuplarından ünlü Ayasofya vaizi İspirzade geliyordu. Modernleşme ve çağdaşlaşma düşmanıydı. Büyük Vezir İbrahim Paşa’nın itfaiye teşkilatını kurmasına bile karşı çıkmıştı. Yangının Allah tarafından insanları islah için gönderildiğini söylüyordu! İşte Lale devri bu zihniyetteki insanların öncülüğünde yıkıldı. Modernleşme hareketleri “din elden gidiyor” diye karalandı. Ayaklananlar camide toplandı. O günlerde bir “Balyoz planı olmadığı” için irtica hareketi başarıya ulaştı. Şair Nedim’in onca övdüğü Damat İbrahim Paşa öldürülüp köpeklere yedirildi. Padişah III. Ahmet tahttan indirildi. Lale Devri’nin kıymetini biraz Rahmetli Özal ve onun belediye başkanı Bedrettin Dalan bilmişti. İstanbul’da lale tutkusunu yeniden başlatan da Dalan’dı. Ama Özal’ın İstanbul’daki toplantıları da “Lale Devri” ne benzetilerek aşağılandı ve karalandı. Liberal açılım, solun ve İslamcıların ortak hışmına uğradı.

LALE MEVSİMİNDE ŞEHİRDE FUAR KURULURDU
İstanbul 1715-1730 yıllarında eşi görülmedik bir kalkınma ve modernleşme hamlesi yaşadı. Padişah III. Ahmed’in dönemiydi. Veziri ise olağanüstü yetenekli ve basiretli, devlet adamı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’ydı. Haliç’in dibinde Kağıthane’de Sadabad kuruldu. Bahçeler köşkler, havuzlar, parklar inşa edildi. Lalecilik ve lale bahçeleri aldı yürüdü. Lale başlıbaşına bir sektördü. Hollanda’ya Osmanlı’dan giden lale günümüzde dünya çapında bir sektör oluştururken, bizde Lale Devri’nin gerici isyanla çökertilmesi sonucu lale sektörü öldürüldü ve lanetlendi. Oysa lale mevsiminde İstanbul’da Avrupa’dan Mısır’a uzanan bir coğrafyayı kendine çeken bir fuar kurulurdu. Bu fuarda lale başta olmak üzere her türlü ürün pazarlanırdı. İstanbul, şimdi yeniden yakalamaya çalıştığı tüm bölgenin “cazibe merkeziydi.” Ticarette, sanatta ve her alanda. İstanbul kasidesinde kullandığı “Pazar-ı hüner madeni ilm ü ulemadır” dizesini “pazarlamacıları, marketingçileri derinlik bilimi alimleridir” diye okursanız, o günlerde bile İstanbul’un nasıl bir “pazarlama başkenti” olduğunu hissedersiniz. Eğer 2010’da bu vizyon tekrar yakalanmak isteniyorsa, Lale Devri’nden alınacak dersler vardır. Örneğin dünyanın hayranlık duyacağı örnek bahçe ve bina mimarisini İstanbul’da yeniden yaratmak gibi.

KAPLUMBAĞA DEĞİL BİLLUR KANDİLLER
Lale Devri için hâlâ kullanılan “kaplumbağaların sırtına mum dikip bahçede gezdirirlerdi” türü “kent efsaneleri”nin aslını da Reşad Ekrem Koçu’dan okuyup öğrenebiliriz. Koçu o dönem Fransa saraylarında bile eşi benzeri bulunmayan bir yöntemle, lalelerin arasına ışık yansıtıcı ve çoğaltıcı prizmalı billur kandiller konulduğunu anlatıyor. Böylece ışıklar çeşitli yanar döner yansımalarla lale bahçesine müthiş bir şölen görüntüsü veriyor.

MATBAA VE BİLİM KURULU
Osmanlı’nın ilk matbaası İbrahim Müteferrika’nın matbaası da Lale Devri’nde açıldı, ilk eserini gerici isyandan bir yıl önce 1927’de verdi. Damat İbrahim Paşa ayrıca bir Bilim Kurulu kurup yabancı eserleri çevirttirdi. Ordunun yenilenmesi için ilk çalışmalar da bu devirde başlatıldı.

ŞAİR NEDİM’İN ŞEHRİ
Şair Nedim gerçek bir İstanbul şairidir. Onun bütün mısralarında İstanbul’un renkli, zengin, oynak, dalgalı, işveli havasını sezersiniz. Reşad Ekrem’in dediği gibi Lale Devri biraz da Nedim’in mısraları sayesinde görkemini ve güzelliğini günümüze kadar aktarabilmiştir. Nedim eğlence severdi, işret severdi, içki alemlerini severdi. Günümüzde yaşasa, Raina’da ve Asmalımescid’de sık sık rastlayabilirdiniz ona. Ayrıca hem güzel kız hem oğlan severdi. Yani cinsi ayrımcılık yapmazdı. Günümüzde “Avrupalı anlamda demokrat”tı. Sanatını biraz sponsor devlet adamları sayesinde icra ederdi ve sponsorları için yazılmış çok güzel şiirler de bıraktı. Ama günümüzde de sanat sponsorlar sayesinde yürümüyor mu? Lale Devri ve Nedim üzerine daha uzun uzun yazmak mümkün. İstanbul sevdalıları için Nedim’in ünlü İstanbul kasidesinin bir bölümünü günümüz Türkçesiyle vererek yazıyı noktalıyorum. Gerisi meraklı okurları kitaplarda bekliyor. Nedim’in İstanbul kasidesi Bu İstanbul şehri ki, paha biçilmez ona Tüm İran mülkü feda olsun tek bir taşına Öyle tek bir incidir iki deniz arasında Yeridir dünyanın güneşi ile tartılsa Öyle bir nimet kaynağı ki onun arzu incisi Öyle cennet bağı ki gülü yüce değerdedir Altında mı üstünde midir cennet-i ala El hak bu ne hal bu ne hoş su ve havadır Her bahçesi latif bir çimenlik Her köşesi bilgeliğin sefa köşesidir İnsaf değildir onu dünyaya değişmek Hatadır gül bahçelerini cennete benzetmek Herkes erişir onda muradına onun için Dergahları dilek ustalarının sığınak yeridir Sağlam bilgelik satılır çarşılarında Pazarlama biliminin derin alimleridir Camilerinin her biri bir tecelli dağıdır Orada duanın mihrabı meleklerin kaşlarıdır Mescidlerinin her biri bir nurlar aynasıdır Kandilleri ay gibi parlayıp taşar ışıktan Baş çeşmeleri akar bağış gibi insana Hamamları cana sefa cisme şifadır Halkının tavırları hep seçilmiş ve makbuldur Derler ki dilberleri biraz vefasız sadakatsizdir Şimdi yapılan yeni alemin, resmi açılışın Tanımı hele başka kitap olsa yeridir Namı gibi olmuşdur o hem kutsal hem şen ve mamur İstanbula övünme sermayesi olsa yeridir (Sadabad)

İstanbul 2010’da Lale Devri için 7 kitaplık bir set önerisi
1) Patrona Halil-Reşad Ekrem Koçu (Doğan Kitap) 2) Lale Devri -İstanbul Armağanı 4- Mustafa Armağan (İBB)
3) Batıya açılan Pencere: Lale Devri-Süphan-Fuat Andıç (Eren)
4) Lale Devri-Ahmed Refik Altınay (Timaş)
5) Lale devrinin bir görgü tanığı (Koçbank)
6) Nedim Divanı-Abdülbaki Gölpınarlı (İnkılap) 7) Osmanlı İmparatorluğu’nda Askeri İsyanlar ve Darbeler (Yeditepe-2010 Ocak)

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163