VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Nisan 2018 Pazar | Anasayfa > Haberler > İtfaiyenin kitapları yaktığı distopya
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

İtfaiyenin kitapları yaktığı distopya

İthaki Yayınları, “Fahrenheit 451”i yeniden yayınladı. Bu yeni çeviri önemli çünkü; birincisi kitabı bu kez titiz çevirileriyle tanınan Dost Körpe’nin elinden okuyacağız; ikincisi Nail Gaiman ve Harold Bloom önsözü; üçüncüsü kitabın kapağı illüstrasyonist Matt Owen ait ve tasarım Hamdi Akçay’ın elinden çıkma.

DEMET SAROVA


İlk düzenli TV yayını BBC ile 1936’da başlıyor. ABD’nin televizyon macerası 3 yıl gecikmeli 1939’da start alıyor ve o günden bugüne hızını hiç kesmiyor. 1948’e gelindiğinde sihirli eğlence kutusu olarak ABD halkı tarafından kabul gören televizyonlar, 1950’lerden sonra kar getiren bir endüstri olarak yerini sağlamlaştırıyor.
1968’de TRT’nin ilk yayınları sayesinde ülkemiz insanı bu sihirli kutuyla yeni yeni tanışırken, ABD’li yazar Ray Bradbury “Fahrenheit 451”i yazmıştı bile... Hem de 1953 yılında. Amerikan evlerine televizyon gireli hepi topu 14 yıl olmuşken...

Kitabın başarısı şöyle dursun, bu açıdan bakıldığında, sırf bu spekülatif kurgu için bile Bradbury’ı alkışlanası bir yere oturtmamak büyük hata olur. İthaki Yayınları’nın yenilenmiş olarak raflarda yerini alan Bilimkurgu Klasikleri’nin 32. kitabı “Fahrenheit 451”in sunuş kısmında imzası bulunan Neil Gaiman da kitap için “ Fahrenheit 451 bir ‘Bu böyle sürerse...’ öyküsüdür.” diyor.

“Bu böyle sürerse...” ifadesi, şimdiki zamandan tedirgin edici bir unsuru alıp, onun büyüyüp yayıldığı, insanların düşünce ve davranışlarına yön verecek boyuta ulaştığı takdirde ne olabileceği sorusunu sorar. Birkaç kez korku edebiyatının en önemlilerinden Bram Stoker ödülünü kazanan. Hugo’dan Pulitzer’e, Prometheus’tan Emmy’e kadar sayısız birçok ödülün sahibi usta yazar Bradbury’ın yaptığı da tam olarak kendine bu soruyu sormak olmuş. “Bu televizyon çılgınlığı böyle sürerse...” demiş ve bu soruya “Fahrenheit 451” ile cevap vermiş.
Televizyonun interaktif olarak insanları ele geçirdiği, düşünmeyen bir toplum yaratmak maksadıyla kitap okunmasının ve bulundurulmasının yasak olduğu “Fahrenheit 451”te itfaiyecilerin görevi yangın söndürmek değil, ateş makinesini önceden basılmış tüm kitaplar üzerinde kullanmak. Guy Montag da işini severek yapan bir itfaiye eri. Ancak bu işini sevme hali 17 yaşındaki Clarisse McClellan ile tanışması ve bu genç kızın onu düşünmeye ve sorgulamaya sevk etmesiyle değişiyor. Yaşlı bir kadının kitapları uğruna hayatından vazgeçmesi ve onlarla birlikte yanmayı tercih etmesi de Montag için bir kırılma noktası oluyor. Onun amacı artık kendisi gibi kitap aşkıyla yanıp tutuşan insanlara ulaşmak ve bu baskıcı düzeni yıkmak. Bradbury her ne kadar romanının televizyonun edebiyat okumasına olan ilgiyi nasıl tahrip ettiği hakkında bir hikâye olduğunu söylese de, kitapta, insanların okuma haklarının ellerinden alınmış olması bile tek başına “Fahrenheit 451”in bir sansür ve otorite eleştirisi özelliği taşıdığının kanıtı diyebiliriz. Peki bu yeni baskının öncekilerden ne farkı var? derseniz, “Tıpkı Hollanda’da yapıldığı gibi duyarlı bir baskı, siyah is renkli sayfalardaki kelimeler sadece yüksek ısıya maruz kalınca ortaya çıkıyor.” diyemiyorum. Ama güzel değişiklerler var elbet. En başta yeni ve iyi bir çevirmen: Dost Körpe. Yeni bir kapak, yeni bir boyut, yeni bir heyecan...


Paylaş