VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
11 Kasım 2016 Cuma | Anasayfa > Haberler > Jane Austen ile çaya davetlisiniz
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Jane Austen ile çaya davetlisiniz

“Jane Austen’la Çay Saati” kitabında, ünlü yazarın çay tutkusunun kitaplarına, kahramanlarına ve hayatına etkisini okuyoruz. Ocaktan yeni çıkmış kurabiyeler eşliğinde...

FÜGEN ÜNAL ŞEN



Çaycı mısınız? Yok, yok mesleği kastetmedim. Yani çay mı kahve mi seversiniz? Ya ritüellerini? Saati, yapış şekli, sunumu önemli midir sizin için? Bizim Jane çaycıdır mesela. “Fare görecek olursam, kediye dönerim” diyecek kadar çaycı. Fareden kastettiği çay tabii.
Neyse...

“Bizim Jane” dediğim, Jane Austen canım.
O kadar düşkündür ki çaya, günlük hayatında karşılaştığı insanlar kadar, çay ve çayla ilgili her şeyi kitaplarına taşımayı sever.
Diyeceksiniz ki, “Niye iki asır önce yaşamış bu kült yazar canciğer arkadaşınmış gibi bir üslup kullanıyorsun?”

Sorunuza şöyle bir yanıt vereceğim: Birkaç gündür Kim Wilson’ın yazdığı “Jane Austen’la Çay Saati” kitabını okuyorum. 1700’ler, 1800’ler, Avrupa’da çayın moda oluşu, toplumsal hiyerarşide çayın, çay sunumunun nasıl belirleyici olduğu gibi antropolojik bilgiler bir yana, satırlardaki Jane Austen’ın günlük hayatına katıverdim kendimi. Hatta öyle ki bir sabah sanki Jane ile kahvaltı yapmış gibi bile hissettim.

O nedenle aslında yazıma “Geçenlerde Jane ile Hampshire, Chawton’daki evlerinde kahvaltı yaptık. Beni şömineli odada rahat bir koltuğa oturttu. Şöminenin sol yanındaki kilitli dolaptan gümüşten yapılmış, ayaklı çay kavanozunu aldı. Özenle çayı demledi. Elbette çay fincanlarımız Wedgwood porseleniydi, aksi mümkün mü? Kızarmış ekmek ve tereyağı da masada baş köşedeydi. Ekmekleri Jane kızartmıştı.” diye başlayabilirdim de...

“Jane Austen’la Çay Saati”, kitap içinde kitap barındırıyor aslında. Okurun ilgisi bizzat Jane ise, altın değerinde bilgiler var. Zira Jane ile kızkardeşi Cassandra’nın birbirine yazdıkları mektuplardan seçilmiş satırlar, okura kıyıda köşede saklı kalmış ailesi ile ilgili bilgiler veriyor. Çayın Jane’in günlük hayatında ve eserlerindeki karakterlere yansımasını da romanlarından seçilmiş cümlelerden okuyoruz. Romanlarda geçen neredeyse bütün sohbetlerde çayı bulmak mümkün. Sıcak, kokulu, yeni demlenmiş, siyah ya da bazen yeşil çayı...

Emma’da Bayan Bates kahve içer miydi? Elbette hayır: “Ben kahve almayayım, teşekkürler. Hiç kahve içmem. Varsa biraz çay alabilirim ama.” “Akıl ve Tutku”da Elinor, Edward’ın, yanına bir tutam saç iliştirilmiş yüzük setini fark ettiğinde herkes ne içiyordu? Tabii ki çay. “Aşk ve Gurur”da Bay Collins, Lady Catherine’in Elizabeth Bennet ve arkadaşlarına bahşedeceği en büyük onurun ne olabileceğini tahayyül ediyordu? Elbette onlarla çay içmek!
Şu 5 çayı yok mu?
1700’lerde Londra’da çay son moda ve oldukça pahalı bir içecek... Sadece çayla kalsa iyi, demlendiği porselen Çin’den, çay fincanları keza... Özel ağaçtan özenle oyulmuş çay sehpalarını hiç söylemiyorum bile.
Ev sahibinizin size ne ikram ettiği kadar nasıl ve evin hangi köşesinde ikram ettiği de önemli. Bir de şu 5 çayı hikâyesi var.
5 çayı deyimi nereden geliyor biliyor musunuz? Kim Wilson kitabında bunun yanıtını da vermiş. Bilmeyenler için ben de burada paylaşmak istedim: İngilizler akşam yemeğinden az önce çay içmeyi severlermiş. Bakın anahtar kelimeler “az önce”... Akşam yemeğini saat 6’dan geçe bırakmazlarmış bir yandan da. O halde, keyifli bir sohbet eşliğinde, akşam yemeği öncesi çay içebilmek için elimizde kala kala saat 5 sıraları kalıyor. İşte bu.

Bir çay demle de içelim jane!
Madem ki Jane Austen çaya bu kadar düşkün, ünlü yazar çayı nasıl demliyordu dersiniz? Wilson’un satırlarından bunu da öğreniyoruz: “Evde sabah kahvaltısını ve tabii ki kahvaltının en önemli parçası olan çayı hazırlamak Jane’in göreviydi. Lezzetli, sıcak, dumanı üzerinde ve mis kokulu bir çay yapmak için yetenekli bir dokunuş gerekiyordu ve kendisi de bir çay âşığı olan Jane, elbette ailesi için tam da kendi zevkine göre bir çay hazırlamaktan memnundu. O da tıpkı bugün yaptığımız gibi, hoş, geniş ve önceden ısıtılmış demliğe kaliteli çaydan koyup üzerine yeni kaynatılmış su ekleyerek demlerdi.
Jane, ailesi için hafif ve şık bir kahvaltı hazırlar, kahvaltıda genelde çayla beraber ya kızarmış ekmek ya çörek ya da sandviç ekmeği olurdu. Austen’ların bir aşçısı vardı ve ekmek pişirme işi ona aitti. Aşçı muhtemelen mutfakta ekmeği dilimlere ayırır, ekmekliğe yerleştirip masaya getirirdi. Böylece ekmekler Jane’in kızartması için hazır olurdu. Jane ekmekleri şöminede kızartmak için uzun saplı bir tost çatalı ya da metal bir ekmek maşası kullanıyor olmalıydı ve bu oldukça meşakkatli bir işti.”
Jane Austen hayranları için ev yapımı sıcak kurabiye tadında bir kitap bu. Dönem kitaplarına meraklılar için de 1700’lerin İngilteresi, büyük şehirleri, taşra hayatı, alışveriş alışkanlıkları hakkında günlük yaşamdan örnekler veriyor. Ama asıl sürpriz hiç kuşkusuz yeme içme meraklılarına. Öyle ya Westonların Balosu için Prens Regent’in şampanyalı yeşil çay tarifini ya da Bayan Elton için toplantı kekinin yapılışını, Henry Austen ve Kral George için arpa suyu hazırlanması aşamalarını hele hele Fanny ve Edward için limonlu cheesecake tarifini dönemin ölçü ve malzemeleriyle başka nerede bulabilirsiniz ki?

Hazır havalar da soğumuşken bir kült yazarın çay davetini kaçırmayın derim ben; Jane Austen ile çay sohbeti herkese nasip olmaz zira...


Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam