VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Şubat 2012 Çarşamba | Anasayfa > Haberler > Japonlarla Türklerin buluşma noktası oturma odası
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Japonlarla Türklerin buluşma noktası oturma odası

Çok ilginç ve çarpıcı bir kitap; Prof. Dr. Ayşe Selçuk Esenbel’in “Japon Modernleşmesi ve Osmanlı”

Mine Akverdi

Prof. Ayşe Selçik Esenbel, “Japon Modernleşmesi ve Osmanlı - Japonya’nın Türk Dünyası ve İslam Politikaları” isimli kitabında genellikle modernleşme/ kalkınma tartışmalarının iki kutbu olarak ele alınan Japonya ve Türkiye’yi bambaşka bir perspektifle önümüze koyuyor. Modernleşme karşısındaki en önemli sınavlarını 19. yüzyılda vermiş iki “Doğulu” toplumun, Osmanlı Türkleri ve Meici Japonları’nın, tarihte “Batılılaşma” ve “modernleşme” adı altında kılık kıyafetten adab-ı muhaşerete kadar pek çok alanda yaşadıkları birbirine paralel değişimlerin aslında nasıl ortak bir psikoloji yarattığını anlatıyor. Modernleşme “ihtiyacının” uzun dönemlere yayılan nedenlerini, sorunlarını ve en önemlisi toplumsal reflekslerde nasıl yer bulduğunu, bu sürecin direniş ve uyum noktalarını tartışıyor.
Kitabının önsözünde bu çalışmaya hangi düşünceyle yelken açtığını şu sözlerle dile getiriyor Esenbel: “Osmanlı İmparatorluğu ve Cumhuriyet Türkiyesi bağlamında yaşanan reformist devrimcilik ve milliyetçilik akımlarıyla Japon reformizmi ve milliyetçiliğinin eşzamanlı tarihinde siyasi akım olarak oynadıkları rollerin benzer ve farklı boyutları, ortak yaşanan modern tarihin nasıl parçası oldukları ve bu dünyanın oluşumunu nasıl etkiledikleri aklımdaki ilk sorulardı.” Bu sorulardan yola çıkıp Japon tarihi ve modernleşmesi konusunu mercek altına alan Esenbel, kitabında tarımsal ekonomiden modern devletin kuruluşuna, bilim ve teknolojiden eğitim ve kültüre kadar pekçok farklı noktalarda bu tarihsel sürecin Japonya’da nasıl gerçekleştiğini de bizlere anlatıyor. Birbirinden çok farklı olan Japonya ve Türkiye’nin buluştuğu ortak paydanın ise her iki toplumun da Batılılaşma ve modernleşme serüvenini aynı dönemlerde, dış güçlere sömürge olmadan yaşaması, Batı’dan gelen modern uygarlığı benimserken siyaseten iktidarı Batılı güçlere kaybetmeden gelişmelere ayak uydurmaya çalışan siyasi kadroların ve bir yandan kendi geleneklerini sürdürürken bir yandan da Batı’ya adapte olmaya çalışan halkın bu değişim sürecini hayata geçirmesi olduğunu söylüyor: “Aslında ortak olan dünya algılamasındaki benzer sorular, bireylerin yaşadığı sorunlar ve paydaş “psikolojik” anlayıştır diye düşünüyorum. Burada, Batı ile Doğu veya Batı karşıtı Doğu kurgusu ile moderniteyi rasyonalize etmeye çalışan bir düşünce geleneği; kapitülasyonlara karşı olan Japon milliyetçileriyle Türk milliyetçileri; otoriter bir tavırla projelerini topluma empoze eden devlet anlayışı; buna karşı liberal ve demokrasi düşüncesi ile yeni bireyin ne olması gerektiğini sorgulayan sanatçıların ve aydınların oluşturduğu ortak bir fotoğraf var.”
Esenbel’e göre böyle bir ortak payda üstünde gerek Japon, gerekse Türk toplumları, Batı diskurunun yarattığı Şark/ Garp, Doğu/ Batı ikilemi yüzünden hem kendi siyasi konumlarını oturtmakta hem de kişisel meselelerinde sorunlar yaşamaya mahkum oldular. “Modern bireyin Japonya’da olsun Türkiye’de olsun, ne eskiye tam sadık kalarak, ne de “tam bir Batılı” olunmasını mümkün kılarak, modernitenin bir parçası olması mümkün değildir, bu yüzden söz konusu birey bir “double tension” yani ‘iki katlı tansiyon-çifte gerilim’ içinde yaşamaya mecburdur” diyen Esenbel bu problematiğe karşı her iki toplumda da kendine dönüş formülünü bir çıkış olarak görmenin yaygın bir tepki olduğunu dile getiriyor: “Örneğin, Japonya’da Asyacılık veya Japonculuk, Türkiye’de ise İslâm veya Osmanlı’ya dönüş paradigmaları, insanlara, siyasal/ kişisel kimlik kurgularını sağlayarak, bir bakıma, bu tam olarak Batılı olamayışın “eksiklik” kimliğini tamamlama çabasını ifade ediyor.”
MEİCİ JAPONLARI VE OSMANLI
Öte yandan kitap 19. yüzyılda her iki toplumda da modernleşme sürecinin başarılı olması için en etkili formülü de gözler önüne seriyor. “Meici Japonları ve Osmanlı Türkleri Batı olgusunu değişik şekillerde mecz ederek kendilerine özgü değişik Batı/ Doğu karışımları kurdular” diyen Esenbel bu konuda Japon kimonosu ile çarşafın rafa kaldırılması, her iki toplumda da yerde oturarak yemek yeme adetinin terk edilmesi gibi örneklerin yanında Japon erkeklerin topuz saçları ve Türk kadınlarının başörtüsü gibi değişiminde dirençle karşılaşılan köklü geleneklere uzanan birbirine paralel örneklerini bir bir sıralıyor; bu süreçte sırf modernleşme adına yoktan var edilen Osmanlı’da erkeklerin başına taktığı fes, Japonya’da yere oturarak selamlamanın yerini alması için geliştirilen ayakta eğilerek selamlama gibi “icat”lara da dikkat çekmeyi ihmal etmiyor.
“Ne Japonlar ne de Türkler, basit bir Doğu ve Batı ikilemindeki “tam bir Batılı” gibi “Batılı” olamazlar, çünkü modernitenin krizi çerçevesinde kurdukları günlük yaşam modeli, farklı ve kompleks bir noktadan başlamıştır” diyor Esenbel ve ekliyor: “Sonuç olarak, sürekli düşündüğüm bu meselede şu anda vardığım nokta, bana, modernitenin Japonya ve Türkiye’de sonsuz bir süreç olarak yaşandığını göstermekte.”
Esenbel bu iki farklı toplumun bugün de buluştuğu noktayı ilginç bir tespitle ortaya koyuyor: İşte bu sonsuz modernleşme süreci yüzden bugün hâlâ hem Japonya’da hem Türkiye’de bu ikilemi derinden yaşayan insanların kendilerini evlerinde en emniyette ve rahat hissettikleri yer, Batılı tarzda döşenmiş salonları değil, her iki toplumda da yaygın olarak kullanılan ve herhangi bir kültür tutarlılığı tanımayan, melez kültürün karmaşasını taşıyan “iç odalar” yani “oturma odaları”.

Japon tarihi alanında ilk akla gelen isim

enim neslimden birisinin Türkiye’de Japonya tarihçisi olmasının tek bir sebebi vardı, o da babamın diplomat olması” diyor Selçuk Esenbel; “On altı yaşında Japonya’ya götürüldüğüm için Japon dilini öğrendim. Liseyi Tokyo’da bitirdikten sonra üniversiteyi orada okudum. Bu tesadüfi koşullar beni farklı bir toplumun tarihsel serüvenini inceleme yoluna itti.” Bugün Japon tarihi ve kültürü konusunda Türkiye’de akla gelen ilk isim olan 1946 doğumlu Prof. Ayşe Selçuk Esenbel, eğitim hayatını Washington D.C., Ankara, İstanbul, Tokyo, New York’ta sürdürdü. Japonya’da International Christian University’den sonra George Washington Üniversitesi Tarih Bölümü’nden mezun oldu. Columbia Üniversitesi’nde Japon tarihi doktorasını bitirdi. 1982’den itibaren Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü’nde Japonya ve Uzakdoğu tarihi derslerinin yanı sıra Japonca, Çince ve Korece dil programlarını kurdu ve yönetti. 1994-2003 arasında Tarih Bölümü Başkanlığı yaptı. 2009’dan itibaren Asya Çalışmaları Merkezi Müdürlüğü, Şangay Üniversitesi işbirliği ile kurulan Boğaziçi Üniversitesi Konfüçyüs Enstitüsü Direktörlüğü görevlerinde bulundu. Araştırmaları modern Japonya tarihi, Japon köy tarihi ve köylü isyanları, Osmanlı/Türk-Japon ilişkileri, Japonya-Türkiye modernleşme karşılaştırmaları, Japon Pan-Asyacılığı ve Pan-İslam dünyası ilişkileri gibi konuları içermekte... Japon İmparatoru Yükselen Güneş Nişanı, Japonya Dışişleri Bakanı Özel Ödülü, Japon Vakfı Japonya Çalışmaları Özel Ödülü almış, makaleleri etkin uluslararası dergilerde yayımlanmış, İngilizce, Türkçe ve Japonca dillerinde araştırma kitapları basılmıştır.

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163