VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Ekim 2015 Çarşamba | Anasayfa > Haberler > Jaromil’in sloganla değişen hayatı
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Jaromil’in sloganla değişen hayatı

Yaşayan efsane yazarlardan Çek asıllı Milan Kundera “Yaşam Başka Yerde” isimli romanıyla gerçek ve düş arasında sıkışan rutin hayatlarımızın “ikinci ve harikulade” bir şansı olabileceğini söylüyor.

TEKİN BUDAKOĞLU


Bazı yazarlar, yer aldıkları edebi kanona yeni bir alan açma yeteneğine sahiptir. Bunu kimi zaman var olan sistematiği alaşağı etme, kimi zaman da farklı akış güzergâhı izleyen yepyeni bir yolla başarırlar. İzlenen yöntem ne olursa olsun, artık o yazarın ismiyle özdeş hâle gelen bir yazınsal biçim vardır ve ardıllarının yazdıkları da sık sık onun metinleriyle karşılaştırılır. Derin izler bırakan büyük metinlerin coşkusu bir şekilde sönebilir; hatta zamanın yok ediciliği altında darmadağın bile olabilir fakat özgün sesini ve edebi kimliğini oluşturmayı başarabilen sanatçının metinleri, -hiçbir dönemde kültürel bir sansasyon oluşturmasa dahi- edebiyatın hafızasındaki varoluşunu sonsuza kadar sürdürür.

Milan Kundera, çağımızın bu büyük romancısı da -ve bence ona bir insan bilimci demek hiç yanlış olmaz- her şeyden önce kendi romanını var edebilmesiyle anılmalıdır. Bir Kundera metninin belli başlı karakteristiği vardır: sözgelimi kurguyu besleyen düşünsel bir altyapıyı mutlaka metnin merkezine yerleştirir ve tıpkı güçlü bir filozof gibi insan edimlerini ve bu edimlerin altındaki psikolojik altyapıyı araştırır; kahramanları arasındaki duygusal uzlaşma ve çatışmaları bir psikiyatrist edasıyla irdelerken, okuru asla kurgudan koparmaz. “Hız ve yavaşlık”, “ölüm ve sonsuzluk” gibi kavramlar arasındaki bağları da gündelik insan reaksiyonlarıyla birlikte, sıkı sıkıya inceler Kundera. Dolayısıyla onun metinlerinde fikir yönü kuvvetli bir alt örgü, insanı tanımaya ve anlamaya çalışan duyarlı bir çaba görülür. Bütün bunlar, insanın varoluşunu anlamaya çalışmanın bir sonucudur.

Kaldı ki Kundera da sanatının temel amacını açıklarken, “Roman varoluşun araştırılmasıdır,” der “ve ben romanın bunu felsefeden yüz kere daha iyi yaptığına kalıbımı basarım.”
Kundera romanının kurgusal yapısı da sıradanlıktan uzaktır. Olayların ilerleyişi ve kahramanların tanıtılması belirli bir sıralamayı takip etmez: birbirinden bağımsız görünen olay ve kahramanların kaderi muhakkak bir yerlerde kesişir. Öyle ki onu ilk kez okuyan bir okur, kaotik bir kurguda oradan oraya savrulacağını düşünebilir- oysa bu bizzat Kundera’nın bile isteye tasarladığı bir karmaşadır ve okur romanın son sayfasını da çevirdiğinde, metindeki tekdüzeliğin yazar tarafından bilerek kırıldığını -biraz da hayretle- fark eder: Milan Kundera, her şeyden önce, edebiyat tarihinin en zeki romancılarından biridir.

GERÇEK VE KURMACA

“Yaşam Başka Yerde”de başkahraman Jaromil, istenmeyen bir çocuk olarak dünyaya gelen bir şair. Mühendis babasını savaşta kaybetmeden önce çok az tanıyan Jaromil, hayatının asıl ve büyük bölümünü annesiyle geçiriyor. Annesiyle olan ilişkisi sıra dışı, akıl zorlayıcı: hatta denebilir ki annesinin Jaromil’e karşı garip bir sevgisi, hatta tutkusu var. Onu bir türlü paylaşamıyor annesi, herkesten kıskanıyor. Jaromil’in çocukluğu boyunca yaptığı ne varsa, bir günlüğe not ediyor üstelik. Kundera’nın, bu ilişkiyi tanımlamaya çalışırken yaptığı tespitler, karakterlerin tavırları ve düşüncelerindeki değişik inandırıcılık, takdire şayan. Anne-oğul arasındaki bir sahne: “Onu yemeye zorluyor ve ilk kez bu bedenin yalnızca dostu değil, aynı zamanda efendisi de olduğunu hissediyordu;” diyor Kundera, “bedense başkaldırıyor, kendini savunuyor, yutmayı reddediyordu ama çaresizdi; anne, bu nafile direnci ve bu boyun eğişi, istemeye istemeye yutulan lokmanın ilerleyişinin izlenebildiği bu ince boynu garip bir zevkle seyrediyordu. Ah! Oğlunun o bedeni yok muydu? Onun yuvası, cenneti, ülkesiydi o...”

Bu akıl zorlayan anne sevgisi yüzünden yalnız bir çocuk olarak büyüyor Jaromil. Henüz ilkgençlik yıllarında Prag, Alman tankları tarafından istila ediliyor. Dolayısıyla çocukluğunun bir yanı hep karanlık, kırık dökük. Seferberliğe giden babası geri dönmeyince, annesinin bu hastalıklı sevgisine tutunmak zorunda kalıyor.

Jaromil’in ilk tutkusu resim yapmak: köpek başlı insan gövdeleri çiziyor. Ressamın köpek başlı insan figürlerine bakışında, romanın insandaki bilinçdışı varlığı psikanalizden önce bildiğini söyleyen Kundera’nın siyasi eleştirisini de görmek mümkün: “Ona bu garip ama saçma olmayan resimleri çizdiren bilinçdışıdır. Oğlunuzun bu görüşüyle, yaşamımızı her an sarsan savaş arasında gizli bir bağ olduğu kanısında değil misiniz? Savaş insanı yüzünden ve kafasından mahrum bırakmadı mı? Kafasız adamların, kafasız kadın parçasının peşinden koşmaktan başka bir şey bilmedikleri bir dünyada yaşamıyor muyuz?

DEVRİMCİ VE SOSYALİST

Annesinin hastalıklı sevgisinin odağında, bir dönem ressam yer alıyor. Oysa aynı dönemde Jaromil de tutkunun peşinde. İçten içe, hizmetçi Magda’yı arzuluyor ve sonunda bir gün, onu banyodayken gözetliyor. Bir kırılma: Jaromil, bu duygu değişimi anında var etmenini hazzına ulaşıyor ve ilk kez şiir yazıyor.

Metin boyunca da her şair gibi büyük duygusal değişim anlarında en sevdiği şiirlerini yazacak.

Yukarıda da söylediğim gibi tek bir düzlemde akmıyor Kundera romanı. Bu nedenle de bir sonraki bölümde, evli bir kadına birlikte olan Xavier’in hayatını anlatıyor. Xavier’in en sevdiği şey düş kurmak. Hatta öyle ki hayatı bir düşten başka bir düşe geçmekten ibaret oluyor. Bütün bu düşlerin içinde mutlu Xavier. Anne ve babasızlığın özgürlüğünde büyüyor.
Bu sırada Jaromil de şiirlerine sığınmaya devam ediyor. Anne ve anneannesinin yanındaki sıradan hayatıyla baş başa kaldığı her an, kendini sanatına, şiire veriyor. Bir gün beklenmedik bir olay gelişiyor ve sosyalist bir devrim yaşanıyor ülkede. Jaromil bundan oldukça memnun, partiye üye oluyor. Partiye ve devrime olan aşkı öylesine derin ki, tutkuyla sevdiği kasiyer kızın ülkeden kaçan ağabeyini polise ihbar ediyor. Sorbonne’da okuyor, devrimin hareketlerine kendisini tamamen adıyor.

Yine de, Sorbonne’un duvarlarına yazdıkları gibi bir hayatın peşine düşüyor Jaromil, slogan hayatın ta kendisi oluyor: Yaşam Başka Yerde. Metin boyunca Rimbaud, Mayakovski, Hugo, Nerval gibi şairleri de yeri gelince anlatının içine katan Kundera, gerçek ve düş arasına sıkışan sıkıcı ve rutin hayatlarımızın karşısına, gerçek olmasını istediğimiz harikulade ikinci yaşamları çıkartıyor.

“Her kişi bu tek ve yegâne varoluşun dışında başka yaşamlar yaşamanın olanaksızlığına hayıflanır.” diyor Kundera ve bizi, düşlerimizde yarattığımız, başka bir evrende yaşanan biricik yaşama davet ediyor.

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam