VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Temmuz 2014 Pazartesi | Anasayfa > Haberler > Kaçılacak yer yoktur bulanmadan acıya
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Kaçılacak yer yoktur bulanmadan acıya

Her ölümle yüzleşmek zordur. Ama faili meçhul olanlarla çok daha zor. Çünkü bunun için toplumsal bellek ve vicdan gerekir. Oysa insan evladı, başa çıkamayacağını sandığı sorunlarını hemen paspas altına gömer.

Zeynep Altıok Akatlı



Ama hiçbir sorun o paspasın altında kalmaz, bir gün devasa bir sorun olup karşısına çıkar. Bu yüzden acılarımızdan kaçmak yerine onlara bakmamız gerek, yani şair Metin Altıok'un dediği gibi "Zamanıdır konuşmanın ölümden."

“Ölüm de vardır yaşadığımız her şeyde./ Bir bardak çatlarsa durduğu yerde,/ Bir aşk ansızın biterse,/ Ayna kırılırsa yüzünle birlikte,/ Zamanıdır konuşmanın ölümden” (*)

Hepimizin yüreği ağır, göğsü, gözü dolu. Son bir yıldır yitirdiğimiz gençlerin üzüntüsü ve Soma’da yaşanan katliam nefeslerimizi kesti. Hayata daha gölgeli bakıyoruz. Çoğumuzun dilinde benzer duygularla söylenen bir cümle: Bu ülke en kötü tarihinde bile bu kadar karanlık yaşamamıştı.

“Geçmişe özlem gelmişse bir toplumda gündeme; bu günden hoşnut değil demektir kimse.” Öylese zamanıdır ölümden konuşmanın. Belleksiz toplumlarda karanlıkla savaşırken yanlızlaşıyor insanlar. Oysa geçmiş biraz da anahtardır aydınlığa. Geçmişten çıkacak ders bizim gibi demokrasiyi özleyen, felaketlerin olağanlaştığı, sıradanlaştığı toplumlarda bir mihenk taşı olmalı. Kelime anlamına baktığımızda gümüş ve altın alaşımlarının kalitesini test etmek için kullanılan bu taş, bizler için yaşanmış acıların yoğunluğunu belleklerimizde test edeceğimiz bir başlangıç belki de. Öyle ya “Bir gün gelir bu kör acı kendisine bilenir, zamana katmer katmer bir gül anlam eklenir.”
“Evet sırasıdır ölümden konuşacaktık.” Öyleyse zamanıdır ölmüşlerimize kulak vermenin, bu ülke kimlere kıydı hatırlamanın. Yakın tarihimizin her döneminde topluma ışık saçan aydınların nasıl bir bir devlet eliyle susturulduğunu bilmenin. Sana sesleniyorum aydınlık günleri özleyen, eşit ve barış dolu bir dünya hayal eden kardeşim. Duy sesimi.
“Neler var bir düşün ikimizin arasında;/ Senle ben varız önce katı sınırlarımızla./ Aç bak sabırla, iyice ara/ Bir çocuğun kanayan ilk atlasında/ Kaçılacak yer yoktur bulanmadan acıya.” (**)

Zamanıdır adaleti bulamayan faili meçhul bırakılan insanlarımızın açtığı yolu bilmenin ki yeni acılar da sahipsiz kalmasın. Kulak ver Behçet Aysan için hazırladığı kitaba babasının ardından “Bir Eflatun Ölüm" adını veren bir kız çocuğuna örneğin. Eren Aysan bu kitabın önsözünde bak ne diyor: “Sivas kıyımını can evinde yaşamış biri olarak, 2 Temmuz 1993 günü Madımak Oteli’nde katledilen şair Behçet Aysan ile ilgili bir anı kitap hazırlamayı, bu toplumsal kara lekeyi bir parça daha ışığın altında tutmak ve daha iyi görünmesini sağlamak olarak görüyorum. Toplumsal belleğimize güvenmemek gerektiğini, yakın tarihimizdeki başka bir çok olaydan anlamak mümkün. Benim için Sivas, sürekli unutturulmak istenen, bunun karşısında da direnmeyi ve umudu taşımakla yükümlü olduğum uzun bir süreç. Çabamız kimi zaman sürekli tekrarlanan acılarla harmanlansa da, aydın babaların çocukları olarak bir daha böyle öldürümlerin yaşanmasına engel olmak zorundayız.”
Karanlıkları aydınlatmak ve yaşananları unutturmamak adına yaptığı araştırmalar ve yazıları nedeniyle öldürülen ve yokluğu hergün hissedilen, yeri dolmaz gazeteci Uğur Mumcu’nun anısını yaşatmak üzere ailesi tarafından kurulan UMAG vakfının yayını olan bu kitaptan sana sesleniyor Eren can kardeşim. Behçet Aysan’la aynı kaderi paylaşan onun yakın dostu, babamın ardından hazırladığım "Gölgesi Yıldız Dolu" aynı saikle hazırlandı. Eren’le beni kardeş eden karanlığın ardından sana sesleniyoruz. Duy sesimizi ki unutmayalım. Sivas Katliamı gibi nice ölümlerin, öldürümlerin karanlığı; biz bilirsek, unutmazsak Roboski’de, Gezi’de ölen ocuklarımıza adalet ışığı olabilir. Bil bu ülke kendi çocuklarına neler yaptı? Aydınlarını, muhaliflerini, direnenleri susturdukça güçlenip, palazlanan bu devlet ne değerler kopardı senin evlatlarından. Zamanıdır çocuklarımıza, gençlerimize bu kaynakları okutmanın. Çünkü bu ülkede yakın tarih öğretilmiyor tekerrür edebilsin diye.

O nedenle bu okuma listesine yine UMAG tarafından yayınlanan Uğur Mumcu’nun "Unutmayalım Unutturmayalım" adıyla cinayetleri sorgulayan yazılarından derlenen kitabı eklemeli.
“Biz unutkan bir ulusuz. Unutuyoruz olup bitenleri. Unutuyoruz ve oğulları kızları ölen ana babaları, kanlı gözyaşlarıyla baş başa bırakıp gidiyoruz...”demiş usta gazeteci. Ailesi ise “Bireysel ve toplumsal belleğimizi uyanık tutmak, yaşadığımız terörü unutmamak için” bu derlemeyi hazırladı. UMAG’ın Uğur Mumcu’nun izinde unutmamak ve unutturmamak adına yayınladığı "Neden Öldürüldüler?" serisi de bir diğer kaynak. Orhan Tüleylioğlu’nun yazın dünyasına kazandırdığı bu anlamlı kitaplar sizi birbirinden kıymetli aydın insanların ışığıyla tanıştıracak, yaşananların derin karanlığıyla değişeceksin. Bir daha asla aynı olamayacaksın. Evet canın acıyacak ama inan çoğalacaksın.

"Dipsiz Kuyu" (Muammer Aksoy, Çetin Emeç, Turan Dursun, Bahriye Üçok, Musa Anter, Uğur Mumcu), "Babam Neden Öldürüldü Anne?" (Taylan Özgür, Necdet Güçlü, Doğan Öz, Bedrettin Cömert, Necdet Bulut, Hakan Şenyuva, Cevat Yurdakul, Cavit Orhan Tütengil, Kemal Türkler, İlhan Erdost), "Bu Kan Kurumaz" (Kanlı Pazar, Koray Doğan, Orhan Yavuz, Bahçelievler Katliamı, Bedri Karafakioğlu, Akın Özdemir, Abdi İpekçi, Ümit Doğanay, Ümit Kaftancıoğlu, Sevinç Özgüner), "Kurşunlar Hepimize" (Onat Kutlar, Metin Göktepe, Ahmet Taner Kışlalı, Gaffar Okkan, Necip Hablemitoğlu) herbiri bir başka yara. Tüleylioğlu, "Kahraman Maraş Katliamı" (UMAG) ve Sivas Katliamının ardından "Yüreklerimiz Hala Yangın Yeri" (UMAG) ile "Merdivende Üç Şair" (Kırmızı Kedi yayını) kitaplarını da derledi.
Tüm bu kitap adlarını ve isimleri ardarda okumak bile insan olanın yüreğine ağır geliyor. Oysa bunları bilmeden yetişen bir nesilleyiz.
2009 yılında Dr Canan Kaftancıoğlu ve Naki Kaftancıoğlunun girişimiyle kurulan Toplumsal Bellek Platformu öldürülen canlarımızın evlatlarını bir araya getirdi. Kendi davaları için değil, bugüne dair bir bellek oluşturmak, yanyana durup farkındalık yaratmak için. Canan Kaftancıoğlu’nun Toplumsal Bellek Platformu’nun ilk buluşma etkinliğinin ardından hazırladığı "Benim Babam Bir Kahramandı" isimli kitapta da çocukları babalarını anlatıyor.
Bir diğer kitap ise "Yalnız Kitap." Yepyeni bir kitap. “Tarih boyunca kitaba duyulan hınç, hiçbir nesneye duyulmamış. Diktatörlerin en büyük düşmanı kitap olmuş; önce okuma alanını daraltmışlar, olmamış yasaklamışlar, olmamış yakmışlar... Yalnız o kitapları yazan yazarları değil, okuyanları da hapse atmışlar. Ama yakarak, yasaklayarak bir kitabı yok etmek olanaklı olmamış. Kitap her defasında küllerinden yeniden doğmuş” diyor Orhan Tüleylioğlu bu yeni kitabında ve Tezer Özlü’den Marguerit Duras’a, Thomas More’dan eşekli kütüphaneciye uzanan bir yolculuğa çıkarıyor bizi.
O yüzden, sana sesleniyorum, okur. Duy beni! Unutma!
“İşte tanıksın daha nelere;/ Testi gömüyorlar göğsüne eskisin diye,/ Keçe gibi kimi zaman, parlatmak için/ Bakır kaplara sürüyorlar seni./ Şair hiçbir tansık bekleme,/ Dolaş yıkıntılar, çöplükler içinde.” (***)


(*) Ölümden Konuşacaktık/ Metin Altıok
(**) İlk Atlas
(***) Rüzgarın Yırtık Yeri



 Gölgesi Yıldız Dolu: Metin Altıok Kitabı Gölgesi Yıldız Dolu: Metin Altıok Kitabı

Zeynep Altıok Akatlı

Detay için tıklayın

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam