VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Haziran 2016 Salı | Anasayfa > Haberler > Kadınların Dövüş Kulübü
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Kadınların Dövüş Kulübü

Şişman bir yazar, şişman bir kadın karakteri romanının merkezine koyuyor. Sonuç: Zayıflama sektörünün ipliğini pazara çıkaran, bedenlerine yönelik baskılar karşısında isyan eden kadınların gerilla hareketi başlattıkları, “Dövüş Kulübüvari” bir feminist manifesto. Herkesin ama özellikle genç kızların okuması gereken bir roman.

ÖZLEM AKALAN


Kahramanımızın adı Alicia Kettle ama herkes onu, kendisinin de tercih ettiği gibi, Balkabağı ismiyle çağırıyor. Çünkü Alicia ismini büyük değişimden sonra edineceği yeni kimliği için saklıyor. Balkabağı, neredeyse 150 kilo ve tek istediği ufalmak, ufalmak ve ufalarak görünmez olmak. Çocukluğundan beri şişman olduğu için berbat bir hayatı olmuş: Parmakla gösterenler, arkasından konuşup gülüşenler ve beraberinde gelen dışlanma, aşağılanma, hor görülme. Balkabağı hayatını eviyle, işlerini yürüttüğü kafe arasında geçiriyor. Popüler bir gençlik dergisinin en ünlü yazarı için gölge yazarlık yapıyor. Kitty’ye genç kızlardan gelen mektuplara onun ağzından cevaplar yazıyor; bir tür Güzin Abla. Üç yıl içinde neredeyse 50 bin mektup cevaplamış Balkabağı. Çoğu da vücudundan nefret eden, kendini kesen, erkeklerin tacizine uğrayan ve onlar tarafından aşağılanan kızlardan. Kendisi de böyle bir hayat süren, sürekli diyet yapan, hep aç gezen Balkabağı sonunda kesin çözümü bulduğuna inanmaktadır. Mide küçültme ameliyatı olacak, ceviz kadar midesi, incecik bedeni ve yeni ismi Alicia ile bambaşka birine dönüşecektir.

Ameliyatına dört ay kalan genç kadının rutin hayatı, gotik makyajı, rengarenk çoraplarıyla 20’li yaşlarında bir kızın kendisini takip ettiğini anlamasıyla değişir. Leeta’dır kızın adı. Leeta’ya bu takip görevi, Balkabağı’nın çalıştığı dev medya kuruluşunun güzellik sorumlusu Julia tarafından verilmiştir. Bodrum katında yer alan Güzellik Kabini adı verilen dev bir kozmetik bölümünün sorumlusu olan Julia, medya şirketinin güzellik takıntılı kadınlarının “temel ihtiyaçlarını” karşılamakla görevlidir.

Kadın çalışmaları üzerine master sahibi olan Julia’nın asıl amacı yazacağı kitap için “içeriden” bilgi toplamaktır. Balkabağı’ndan istediği ise birtakım gizli bilgilerdir. Julia sayesinde Verena Vaftizci ile tanışması ise hayatında önemli bir dönüm noktası oluyor Balkabağı için. 17 yaşındayken diyet programına katılan ve bir uçak kazasında hayatını kaybeden Eulayla Vaftizci’nin kızıdır Verena. Annesi başta olmak üzere tüm zayıflama programlarının, doktorların ve ilaç sektörünün ipliğini pazara çıkaran “Diyet Diyarı’nda Maceralar” kitabının yazarı da olan Verena, annesinden kalan 200 milyon dolarlık mirası kadınlara yönelik projeler için harcamaya kararlıdır. Kaliopi Evi adını verdiği ev-ofisinde aynı anda pek çok kadın yaşamakta ve birbirinden farklı projelerde çalışmaktadır. Verena, Balkabağı’nı Yeni Vaftizci Programı’na sokar. Buradaki amacı Balkabağı’nı son derece sağlıksız bulduğu mide ameliyatından vazgeçirmek ve kendisini olduğu gibi kabullenmesini sağlamaktır.

Jennifer kim?
Balkabağı yeni çevresi ve rutin hayatı arasında gidip gelirken ülkede beklenmedik bir dizi olay vuku bulur. Bir kadına tecavüz ettikleri gerekçesiyle iki adam çuvallara konup en işlek otobanlardan birine atılır. Adamlar bulunduklarında, üzerlerinden geçen kamyon ve otomobiller onları çoktan öldürmüştür. Otopsi sırasında ağızlarına sıkıştırılmış olarak bulunan “Jennifer” yazılı bir kâğıt parçası medyanın ilgi odağı olur. Sonrasında başka tecavüzcüler de tek tek ortadan kaybolmaya başlar hatta 12’si bir uçaktan paraşütsüz olarak atılır. Bu işi yine Jennifer üstlenir. Gazeteler, televizyonlar “Jennifer kim?” manşetleri atarken bir porno yıldızı ve kocasının kurşunların hedefi olması Jennifer’ı toplumun bir kesiminde kahramana, bir başka kesiminde ise teröriste dönüştürür. Kadınların cinsel obje olarak görüldüğü her alana el atan Jennifer’ın Amazonvari bir gerilla örgütü olduğu düşünülse de haklarında hiçbir ipucu bulunamaz.

Ben de şişmanım
“Sıfır Beden Cehennemi”, California ve Utah’ta büyüyen, şimdi New Mexico’da yaşayan Sarai Walker’ın ilk romanı. Üniversite eğitimi alırken Mademoiselle ve Seventeen gibi kadın dergileriyle gençlik dergilerine yazan Walker, buralarda edindiği tecrübelerin bir kısmını romanına aktardığını söylüyor.
Londra’da edebiyat masterı yapan Walker aslında bu romanı 30’lu yaşlarında yazmaya başlamış. Doktorası sırasında cinsiyet, beden, güzelleşme takıntısı gibi konularda derinleşmesi sayesinde “Sıfır Beden Cehennemi” şekillenmiş ve 40 yaşına geldiğinde noktayı koyup kitabını yayımlamış.

İlk birkaç bölümü okuyunca, romanın Balkabağı’nın kilo verme çabalarını anlatan, kişisel gelişime yönelik bir hikâye olduğunu düşünmek mümkün. Ancak yazarın dediği gibi roman; “Chuck Palahniuk’un ‘Dövüş Kulübü’nün kadın bakış açısıyla yazılmış bir versiyonu. Romanın öfkeli, karşı koyan ve punk tavrı bana ilham verdi,” diyor Walker: “Bence diyet yapma ve güzelleşme çabaları bedenlerimize yönelik bir saldırıdır. Bu çabalar, tıpkı Palahniuk’un karakterlerinin birbirlerinin suratlarını yumruklamaları gibi kadın bedeninde izler, kızarıklıklar, çatlaklar bırakıyor. Acı dolu bir süreç.”

Romandaki kahramanlar da zayıflamak için aç kalarak, güzelleşmek içinse her türlü maddi manevi acıya göğüs gererek arzu edilir kadınlara dönüşmeye çalışıyorlar. Balkabağı’nın üniversite yıllarından bu yana kullandığı antidepresanla kilo verme hapından kurtulma çabaları ve bu süreçte yaşadığı fiziksel ve zihinsel sorunlar Darren Aronofsky’nin yönettiği “Requiem for a Dream”i anımsatıyor. Medyanın umutsuz Jennifer arayışı ise Ayn Rand’ın “Atlas Silkindi”sindeki John Galt efsanesini...
Jennifer’ın ortaya çıkmasıyla güzelleşme ve arzu edilir olma çabasındaki bir kadının günlüğünden sert bir romana dönüşen “Sıfır Beden Cehennemi”, özellikle medya ve moda dünyasının bedenlerine yönelik saldırılarına isyan bayrağı açan kadınların manifestosu niteliğinde.

“Şişman bir kadın olmanın kültürümüzde nasıl bir şey olduğunu anlatmak istedim. İşe şu soruyla başladım: Şişman kadınlardan neden nefret ediyorlar,” diyen Walker’ın romanı “2015’in en iyi ilk romanları” listesine seçilmiş. Yakında “Unreal” dizisinin yapımcıları tarafından televizyona da uyarlanacak.

Sarai Walker, “Aşırı kilolu ya da obez gibi tanımlamalardan hoşlanmıyorum. Aşırı kilolu, ‘normal’ bir kilonun olduğunu, obez ise tıbbi bir hastalığı niteliyor. Ben de şişmanım. Medyada ve bloglarda bu konuda yazan çok başarılı insanlar var. Ancak bir romanın kahramanının şişman olması çok ender bir durum,” diyor.




Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam