VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
11 Ocak 2017 Çarşamba | Anasayfa > Haberler > Kahramanlığın bedeli
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Kahramanlığın bedeli

Okurlarını her zaman gözyaşlarına boğmayı başaran Kristin Hannah, çoksatan romanı “Bülbül”de II. Dünya Savaşı sırasında farklı yollara giden ama nihayetinde ikisi de kahramana dönüşen Isabelle ve Vianne kardeşlerin öyküsünü anlatıyor.


Ay Bahçesi”, “Gümüş Gözyaşları”, “Uzak Kıyılar”, “Ateşböceği Yolu”, “Mucizeler Yağarken”, “Evden Çok Uzakta”, “Ateşböceğinin Şarkısı” gibi 20’yi aşkın çoksatan romana imza atan Kristin Hannah son romanı “Bülbül”de, II. Dünya Savaşı’nı iki kadın kahramanın gözünden anlatıyor. 2015’te yayımlanan ve TriStar Pictures tarafından film hakları satın alınan “Bülbül”, 39 dile çevrilmiş.

Her romanıyla okurlarını gözyaşlarına boğan Kristin Hannah’nın bu tarihi kurgusu da farklı değil. “Bülbül”, 1995 yılında yaşlı bir anlatıcının geçmişe, 1940’lara dönmesiyle başlıyor. Anneleri öldüğünde Vianne Rossignol 14, kız kardeşi Isabelle ise sadece 4 yaşındadır. Babaları, eşini kaybetmenin ağırlığı altında ezilirken kardeşinin sorumluluğunu da üstlenen Vianne, Antoine’a âşık olunca 17 yaşındayken evlenip Paris’i terk eder ve sakin bir köye yerleşir. Isabelle’in hayatı ise bambaşka bir yöne sapar. Bir yatılı okuldan diğerine sürüklendiği dağınık bir çocukluk geçirir. Aradan yıllar geçer. Almanların Fransa işgali sırasında Gaeton’a âşık olan ve Fransız direnişçilere katılan Isabelle kısa sürede direnişin dikkat çeken isimlerinden bir olur. Artık “Bülbül” adıyla tanınan genç kadın, İngiliz ve Amerikan askerlerinin Fransa-İspanya sınırındaki Pireneler’i aşarak tarafsız İspanya’ya geçmelerine yardımcı olur. Bir kahramana dönüşen Isabelle’in Nazileri eline düşüp Almanya’ya, toplama kampına gönderilmesi uzun sürmez…
Öte yandan Vianne’in kocası savaşa katılmış, o da kızı Sophie ile bir köyde yalnız kalmıştır. Toplama kampına gönderilen arkadaşı Rachel’ın üç yaşındaki oğlu Ari’yi de kendi çocuğu gibi benimseyen ve saklayan Vianne, öldürülmekle Alman işgalcilere evini açmak arasında kalır. Savaş bitip de kocası döndükten sonra bile Vianne yaşadığı travmalarla hesaplaşmak zorundadır; çünkü tecavüze uğramıştır ve hamiledir…

Kurgu ile gerçek arasında
Yazar Kristin Hannah, “Bülbül”deki karakterler tümüyle kurgu olsa da tarihi bazı kişilerle yakın benzerlikleri olduğunu söylüyor. Örneğin askerlere Pireneler’i geçebilmeleri için rehberlik yapan Isabelle karakterini yaratırken, 19 yaşındaki Belçikalı kadın direnişçi Andrée de Jongh’dan (1916-2007) esinlenmiş. Tıpkı Isabelle gibi de Jongh da savaşın sonlarına doğru yakalanıp toplama kampına gönderilmiş. Hannah, romanlarını yazmadan önce uzun araştırmalara giren yazarlardan. Yine II. Dünya Savaşı’nda ama bu kez Rusya’da geçen romanı “Kış Bahçesi”nin araştırmaları sırasında Andrée de Jongh hakkında okuyan ve bundan çok etkilenen Hannah, “Unutamadım,” diyor; “Aradan geçen zamanda birkaç roman yazdım ama bu hayat öyküsü hep benimleydi.” Tutkulu aşk, şiddet, korku, fedakârlık gibi unsurları ele alan romanın en çarpıcı teması, çocuğunu ve kendini kurtarmak için bir annenin neleri göze alabileceği. Üstelik alınacak her kararın bir diğerinden daha tehlikeli ve travmatik olabileceği bir ortamda.
Romanı yazma aşmasında Hannah bir süre Fransa’da kalmış; Pireneler’e tırmanmasa da atmosferi okura en iyi şekilde sunabilmek için Isabelle’in kat ettiği yolun bir bölümünü o da yürümüş. “Babam tam bir maceraperesttir,” diyor yazar ve devam ediyor: “Ben onun kadar gözü kara değilim. Aldığım en büyük risk roman yazmak. Belki de bu yüzden II. Dünya Savaşı’nda Fransız direnişine katılmış kadınların öyküleri beni bu denli etkiledi. Sadece de Jongh değil, casusluk, kuryelik yaparak ya da Yahudi çocukları saklayarak hayatlarını riske atan pek çok kadın vardı. Çoğu da bu kahramanlıkların bedelini hayatlarıyla ödedi. Onların hikâyeleri ya anlatılmadı ya da gölgede kaldı.”

Yazdığım en zor roman
“Yazarken en zorlandığım roman bu oldu,” diyor Hannah. Öncelikle daha önce yazılmamış bir konuyu seçmek zorlamış yazarı. Bir yıla yakın araştırma yapmış. Sayfalar dolusu müsvedde, çöpe giden yazılar... Bu süreçte en büyük korkusu, aklındakileri yazıya dökememek olmuş. “Çok büyük bir sorumluluk altına girmiştim ama bu hikâye peşimi bırakmıyordu,” diyor yazar.
Romanın kahramanı iki kız kardeşin karakter olarak birbirlerinden bu denli farklı olmaları yazarın isteyerek seçtiği bir anlatım yolu. “Böylelikle kararlarından ötürü kız kardeşler arasında meydana gelen çatışmaları aktarabilecektim. Bu bana, onları kız kardeş ve birey olarak çokkatmanlı anlatma imkânı verdi. Ancak bu seçimi yapmamın en önemli nedeni, kahraman olmanın tek bir yolu olmadığını göstermekti; çünkü herkes aynı yolla ve aynı sebeple kahraman olmaz.”

2015 Nobel Edebiyat Ödülü’nün sahibi Svetlana Aleksiyeviç de “Kadın Yok Savaşın Yüzünde” (Epsilon Yayınları) kitabında II. Dünya Savaşı’nı, kadın tanıkların gözünden röportajlarla anlatıyordu. Ödül Komitesi’nin, eserlerini, “Zamanın acılarına ve yürekliliğine adanmış bir anıt” olarak tanımladığı Aleksiyeviç’in tarihe tanıklık etmiş gerçek kahramanlarının yanında Isabelle ve Vianne de haklı bir gururla duruyor.


Hayali, fantastik roman
Avukatlık mesleğini bırakarak 30 yıl önce yazmaya başlayan Kristin Hannah, kocasıyla birlikte Hawaii’de yaşıyor. Yazarlığı “dünyanın en harika mesleği” olarak tanımlayan Hannah, bu sayede özgürleştiğini söylüyor.
Genç yetişkin ve fantastik tarzdaki kitaplarla filmleri çok seven Hannah, spiritüel ve mistik okumalara da meraklı olmasının hikâyelerine yansıdığını söylüyor. Genç yetişkin tarzında fantastik roman yazmanın en büyük hayali olduğunu her fırsatta yineleyen yazar: “Birkaç yıl önce böyle bir romana başlıyordum ancak neredeyse her konu işlenmişti. Durup biraz soluklanmak ve daha önce yazılmamış bir hikâye bulana kadar beklemeye karar verdim,” diyor.


Siz olsanız ne yapardınız?
Kristin Hannah’nın romanları birbirinden çok farklı temalara sahip olsalar da, yazar her birinde belli bir konu/sorun üzerine yoğunlaşıyor ve her zaman okurun kendisini roman kahramanının yerine koymasını sağlıyor.
“Bu romanı yazmak benim için büyük bir riskti” diyor Hannah; “2. Dünya Savaşı, Fransa…. Kadınlar hakkında sürükleyici tarihi bir hikâye. Daha önce hiç yapılmamıştı ve kendimi yapmak zorunda hissettim. Alman işgali sırasında Fransız kadınlarının gösterdiği cesaret ve fedakârlığın hatırlanmasını istedim. Bu romanı okuyanların ‘Ben ne yapardım?’ sorusunu kendilerine sormalarını umuyorum.”


Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163