VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
06 Kasım 2015 Cuma | Anasayfa > Haberler > Kainatın kendini savunma yöntemleri
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Kainatın kendini savunma yöntemleri

Rus edebiyatının en önemli bilimkurgu yazarlarından Arkadi ve Boris Strugatski kardeşlerin Henüz taslak aşamasındayken sansüre uğrayan, uzun hem de çok uzun yıllar boyunca yasaklı kalan “Kıyamete Bir Milyar Yıl” ilk defa, tam metniyle Türkçede.

OULUM YILMAZ





Bu her şeyden önce, hem nitelikli edebiyatı hem de bilimkurgu edebiyatını takip eden okurlar için mest edici bir haber: Henüz taslak aşamasındayken sansüre uğrayan, uzun hem de çok uzun yıllar boyunca yasaklı kalan “Kıyamete Bir Milyar Yıl”, ilk defa, tam metniyle, kendi dilinden çevirisiyle Türkçede. Öyleyse fantastik olayları, fantastik olmayan varsayımlarla açıklama zamanımız da geldi demektir!

Arkadi ve Boris Strugatski kardeşler, Sovyet dönemi Rus edebiyatının en önemli bilimkurgu yazarları olarak kabul edilirler. Entelektüel, mizahtan yana zengin, kışkırtıcı, insana ve sisteme dair eleştirel kurgular kaleme almış, hem çok sevilmiş hem de yasaklamalara, sansüre maruz kalmışlardır. Türkçeye nihayet kendi dilinden ve tam metniyle çevrilen “Kıyamete Bir Milyar Yıl” da yazarlarının işte bütün bu özelliklerini taşıyan, tam anlamıyla karakteristik bir Strugatski Kardeşler romanı. Kahramanımız Dimitri Malyanov, büyük bir biliminsanı. Yıllarını verdiği çalışması nihayet sonuna yaklaşıyor ve Malyonov, büyük bir keşfin bir adım ötesinde olduğunu hissediyor. Bilime yön verecek ve kendisine büyük ihtimalle Nobel getirecek bir keşif. Ama o da ne, hayat son noktayı bir türlü koydurtmuyor Dimitri Malyanov’a. Eve gelen şüpheli paketler, sürekli çalan telefonlar, gizemli, davetsiz misafirler ve hatta onu ölüm ve hapis cezasıyla tehdit eden bir dedektif! Üstelik bu kadarla da kalmıyor. Malyanov yalnız değil. Etrafındaki birkaç yetenekli biliminsanı da aynı durumda. Hepsi kendi hayat tarzları ve zaafları doğrultusunda rahatsız ediliyor, tehdit ediliyor, çalışmalarını tamamlamaları, gün ışığına çıkarmaları engelleniyor.

Peki ama niye? Kıyamete bir milyar yıl kala, içinde yaşadıkları baskıcı rejim mi, dünyayla ilgilenen üstün bir uygarlık mı, yoksa Malyanov’un komşusu ve arkadaşı Veçerovski’nin ortaya attığı homeopatik kainat teorisi mi, bütün bu engelleri yaratıyor? İnsan, kainat, düzen, sistem; akıldan ve bilimden gerçek anlamda ne istiyor?

YALNIZCA İNSANI ARIYORUZ

Veçerovski’nin teorisi oldukça açık, kainat kendi yapısını korur. Bu anlamda yüksek bir uygarlık ve yüksek bir akıl mümkün değildir. Talihsiz kahramanlarımızın başına gelen şeyin sebebi de, çok açık bir biçimde, kainatın kendisini onlara karşı korumasıdır! Peki biliminsanlarımız neyi seçecekler? Bilimin yolundan gitmek hayati tehditler içerdiğinde, hayatla bilim arasındaki uçurum derinleştiğinde, hangi yoldan gitmeye karar verecekler?

Bilimkurgu edebiyatının tartışmasız başyapıtlarından biri olan Solaris’in bir yerinde, roman kahramanlarımızdan biri, sonuçsuz kalan, o kahredici bağlantı kurma mücadelesinin sonunda efsanevi bir yorumda bulunur: Yalnızca İnsan’ı arıyoruz biz, başka dünyalara gereksinimimiz yok. Ayna gerek bize. Başka dünyaları ne yapacağımız da bilmiyoruz. Tek bir dünya, kendi dünyamız, yetiyor bize. Ama olduğu gibi de kabul edemiyoruz onu. Kendi dünyamızın ülküsel bir imgesi peşinde koşup duruyoruz hep: Bizimkinden üstün bir gezegen, üstün bir uygarlık arıyoruz, ama kendi geçmişimizin prototipi üzerinde gelişmiş olsun istiyoruz.” Başka dünyalar, insan ve onun yolunun üzerinde beliriveren üstün uygarlık imgesi… Üçlü bir takıntı mı, yoksa önümüze bırakılan işaretleri doğru okumak mı? Stanislav Lem, dünyadan milyonlarca ışık yılı uzakta bunun izini sürerken, Rus edebiyatının efsane kardeşleri Strugatski’ler, “Kıyamete Bir Milyar Yıl”da Sovyet Rusyası’nın göbeğinde derinleştiriyorlar insana ve uzaya bakışlarını. Keyifli, akıcı bir dille, şahane bir kurguyla yapıyorlar bunu, üstelik edebiyatı da bir kenara itmeden…
“Sen diyorsun ki: Birleşik İnsanlık. Biliyor musun, belki de senin programına uyan bir insanlık vardır, ama bu bizimki değil, demek istiyorum. Bizimkisi böyle bir şeye inanmaz. Onlar bir yüksek uygarlığa ne zaman inanırlar biliyor musun? Bu yüksek uygarlık bizim seviyemize inip vızırdayan uzay gemilerinden kafamıza bombalar yağdırmaya başladıklarında.
O zaman inanırız, birleşiriz ve herhalde hemen değil ama başlangıçta, birbirimizle omuz omuza veririz.” Farklı alanlarda çalışan, beş dahi biliminsanını bir masa etrafında toplanmış, bir yandan çay içip diğer yandan hayattan, akıldan, kendilerinden ve sistemden şüphe ederken düşünün. Ellerinde ölümsüz eserleri, kapılarında ölümün işaretleri, fantastik olaylara fantastik olmayan açıklamalar, akıl yürütmeler getirmeye çalışmalarını… Kıyamete Bir Milyar Yıl, son zamanlarda Türkçeye çevrilmiş en iyi kitaplardan biri. İyilik ve kötülük, cehalet ve akıl arasında salınıyorsanız eğer, buna son verecek kadar da iddialı.

Paylaş