VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Haziran 2018 Cuma | Anasayfa > Haberler > Kalfar bizi uzaya götür!
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Kalfar bizi uzaya götür!

Dünyanın en prestijli ödüllerinden Arthur C. Clarke Ödülü adaylarından Çek göçmeni yazar Jaroslav Kalfar’ın ilk kitabı “Bir Astronotun Sonsuz Yolculuğu”, insanlığın en büyük sorularını -Biz nereden geldik? Niçin buradayız? - kendine has satirik bir dil ve mizahla irdelerken Çek Cumhuriyeti’nin Komünizm’le olan ilişkisi ve post-Komünist bir ülkenin sancılarını odağına alıyor.


LEVENT TÜLEK


Öncelikle sayın Kalfar, beni uzaya götürdüğün için teşekkürler. Çocukluğumdan beri bana bu hayali yaşatan diğer yazarlara, masal anlatıcılarına ve büyücülerine de teşekkür ederim. Jules Verne, H.G. Wells, Philip K. Dick, Kaptan Kirk, ET ve niceleri… Sizlere de minnettarım. Bu hayali kurarken sadece bana değil tüm okuyuculara ve birer ilham perisi olarak düşleri gerçek kılanlara yol gösterdiğiniz için de… Tabi sizler beni uzaya götürürken zamanda eğip büküp çocukluğuma, gençliğime, düşlerime ve heyecanlarıma götürdüğünüz için de ayrıca müteşekkirim. Ve sayın Jaroslav Kalfar bu kitapla uzaya götürüp oraya dünyaya baktırdığınız için, başımızı döndürdüğünüz ve Jakub’la bizi tanıştırdığınız için de…

Ursula Le Guin’in fantazya, bilim-kurgu, büyülü gerçekçilik ya da en kısa tarafından genelgeçer (konvansiyonel) edebi tarzların dışında kalan edebiyatla (onun deyimiyle “janr”larla) ilgili çeşitli dönemlerde yazdığı makalelerin ve kitap yazılarının derlendiği Sözcüklerdir Bütün Derdim (Hep Kitap 2018)’i okurken elime geçen ve birkaç günde bitiriverdiğim şahane bir kitap için bütün bu heyecanım. Ne tesadüf dedim kendi kendime. Aynen tesadüflerin ve ihtimallerin pek sık yaşandığı türün öngördüğü gibi. Le Guin’in yazılarını uzun uzun düşünürken, altını çizerken, arkadaşlarımla kasıtlı olarak konuyu oraya getirip son derece kışkırtıcı konu başlıklarını ortaya atarken Bir Astronotun Sonsuz Yolculuğu’nun bir anda dünyaya düşmesi tesadüf değil diye düşündüm. Edebiyatın mucizesi. Sadece edebiyatın değil başta televizyon dizilerinin, sinemanın, alternatif müziğin ve hatta tiyatronun bile ilgi alanını gri bir bulut gibi kaplayan ütopya-distopya malzemesinin yaşamımızı gittikçe ele geçirmesinden bahsediyorum. Bir zamanların değil edebiyat, okunmaya değer bulunmayan fantastik, bilim-kurgu ve büyülü gerçekçilik tarzının neredeyse tüm disiplinleri ele geçirdiği artık gün gibi ortada. Ve öyle görülüyor ki genç bir kuşak onu inanılmaz büyülü bir şekilde onu daha da göklere çıkartıyor.

Çekya uzaya bir araç ve ilk kez Çek bir astronot gönderir. Görev galaksiyi sarmakta olan morumsu bir toz bulutunun içeriğine ulaşmak ve tozdan numuneler alıp dünyaya getirmektir. Ancak yolculuk planlandığı gitmez ve neler olur neler… O kadar çok şey söylemek istiyorum ki bu kitapla ilgili ancak yerimiz kısıtlı olduğu için kısacık başlıklarla düşüncelerimi paylaşmak isterim.

Kafka’ya ‘esaslı’ gönderme
Bence bu bir bilimkurgu kitabı değil. Çünkü anlatılan hikâye günümüzde geçebilir ve her astronotun başına gelebilir. Ama bu gerçeği bilen yazar türü epik-fantastik bir düzleme oturtmuş. Bence de şahane yapmış. Yani içinde yaşadığımız teknolojik, sorunları olan, gergin, netameli bir dünyada ne yaşanıyorsa hepsini kullanmış Kalfar. Sosyal, politik ve küresel tüm dertlerin hikâyesi de parodisi de beraberce erimiş bu şahane anlatının içinde.

Kitabın en lezzetli esprisi ise Kafka’ya daha doğrusu onun “Dönüşüm”üne sağlam bir selam çakması. Vatandaşı, ustası Kafka’nın izinden gitmiş Kalfar ve böceğini bu kez uzaylı bir karaktere dönüştürmüş. Karakter diyorum çünkü bu sekiz ayaklı tüylü otuz sekiz gözlü, koca kırmızı dudaklı ve sarı dişli yaratığın resmen katmanlı, derin ve felsefi bir kişiliği var. Kahramanımızın uzaydaki can yoldaşı. Böyle söyleyince uçuk bir çocuk kitabı fantezisi gibi dursa da okuduğunuzda derin melankolisiyle sizi büyülü gerçekçiliğin hatta katı gerçekliğin kucağına bırakıveriyor.
Kitabı bir aşk romanı olarak da okuyabilirsiniz. Jakub ve Lenka’nın ilişkisi son zamanlarda okuduğum en coşkulu, sızılı, tutkulu ama bir yanıyla da hemen uçup giden şahane parfümler gibi yakalanamaz, elle tutulamaz bir aşk hikâyesi. Böyle yazınca fazlaca romantik oldu biliyorum ama yazar fantastik bir hikâyenin temeline böyle bir bomba yerleştirmiş işte.

Kitap zaman zaman bilimsel bir makale gibi bile okunabilir. En kıyısından köşesinden bilime ilgi duyanından, en ağırından bilim insanına kadar bu romandan huzursuz bir keyif alabilir. Huzursuz diyorum çünkü Jaroslav Kalfar şu an bilim dünyasının, uzay teknolojisinin arayışlarına yol gösterircesine meseleye hakimmiş gibi duruyor bir yanıyla. Titiz, bilgi açığı olmayan, donanımlı ve soru soran bir yol seçmiş. Dolayısıyla bu gerçeklik metnin sağlamlığını daha da perçinlemiş.

Kitabın üzerinde çokça tartışılmış, tartışılan ve hep tartışılacak politik argümanları da var. Üstelik başroldeki karakterimiz Jakub’un travmalarının ana nedeni bunlar. Babası komünist dönemin önemli isimlerinden. Hem de en tutucularından. Karşı devrimciler tarafından suçlanan, işkenceci ve zorba bir adam olarak görülen biri. En azından ona anlatılanlar bu yönde. Ama herkes herkese bir şey anlatıyor, suçluyor ve ihbar ediyor. Ancak kapitalist dünyayla entegre olduktan sonra çizdiği dünyayla geçmişi kıyasladığında belki de uzaya çıkmaktan başka çaresi kalmıyor Jakub’un.

Ve bir diğer değerli yanı da kitabın, memleketinin coğrafyasına kısa bir tarihsel bakış atması. En azından yüzeysel olarak bildiğimiz bir eski demir perde ülkesinin, insanlarının, politikacılarının ve taraflarının gözünden 1989’daki Kadife Devrimi baz alınarak bir resminin çizilmesi.

Ve daha birçok keşfedilecek şey serpiştirmiş kitabına yazar. Bunları çok rahat, keyifli ve tatlı bir dille anlatıyor. Mizahının dengesi, hikâyesinin ölçüsü ve uzayda kurduğu fantastik (gerçek) dünyanın atmosferi mükemmel.

İthaki’nin yayınladığı Gökay Sıra’nın pırıl pırıl çevirdiği bu kitap senenin en iyilerinden olmaya aday. Ne okusam diyenler, şahane genç bir yazar keşfetmek isteyenler ilerde Jaroslav Kalfar’ın yeni kitapları gelmeye devam ettiğinde “Önce ben okumuştum” demenin de keyfine varabilirler. Şimdiden iyi okumalar, iyi tatiller.





Devrimden bir yıl önce doğru
Jaroslav Kalfar Çek asıllı bir yazar. On beş yaşında Amerika’ya göçmüş ve yazarlığa orada başlamış. Kitaptaki özgeçmişte “Kadife Devrim’den bir yıl önce doğdu” yazıyor. Yani Çekoslavakya’nın 1989 yılındaki Demir Perde rejiminden kurtulup kapitalist batı Avrupalı ülkeler arasına karıştığı karşı devrim. Bu hesaba göre yazarımız henüz otuz yaşında. “Bir Astronotun Sonsuz Yolculuğu”nu yirmi yedi yaşında yazmış.

Paylaş