VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
30 Kasım 2012 Cuma | Anasayfa > Haberler > Kanuni ile Hürrem''in ROMAN''tik aşkı
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Kanuni ile Hürrem'in ROMAN'tik aşkı

Son yıllarda Osmanlı tarihine artan ilgi Muhteşem Yüzyıl dizisiyle birlikte Kanuni-Hürrem ilişkisine yöneldi. Tarihe artan ilgi sonrası Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan aşkını anlatan yüzlerce roman yayınlandı. Biz de sizler için Kanuni- Hürrem aşkını en güzel anlatan 10 romanı seçtik.

"Benim birlikte olduğum, sevgilim, parıldayan ayım / Can dostum, en yakınım, güzellerin şahı sultanım / Hayatımın, yaşamımın sebebi, Cennet'im, Kevser şarabım / Gönlüme nakşolmuş resim gibi sevgilim, benim gülen gülüm" yazdığı dizelerle bu aşkı en güzel şekilde Kanuni Sultan Süleyman anlatmış olsa da bu konuda gerek tarihi belgelere bağlı kalınarak yazılan inceleme kitapları gerekse kurgusal anlatımla oluşturulan romanlar ilgi odağı haline geldi ve çoğu yazar bu alanda kitap yazmaya başladı. Gerçek ile kurgunun iç içe geçtiği romanlar okurlarda yeni bir heyecan uyandırarak Tarihi Roman furyasını başlattı.Biz de Kanuni-Hürrem üzerine yazılan en beğenilen romanları sizler için biraraya getirdik.




1) Moskof Cariye Hürrem/ Demet Altınyeleklioğlu / Artemis Yayınları


Haremden saltanata giden tehlikeli yolda yürüyen bir kadın.
Hürrem, tarihi gerçekler ve kimi gerçek karakterler kullanılarak kurgulanan bir roman ve yazarımız Demet Altınyeleklioğlu, kendi hayalgücünün ürettiği müthiş bir Hürrem hikayesi anlatırken, 16. Yüzyılın saray atmosferine, kokusuna, rengine, dokusuna ve duygusal haritasına da yeniden hayat veriyor 16. yüzyılın özellikle ilk yarısına hiç kuşkusuz

Osmanlı Hakanı Kanuni Sultan Süleyman, İngiltere Kralı Sekizinci Henry ve Kutsal Roma Germen İmparatoru Şarlken damgasını vurmuştu. Bu hükümdarların iktidar mücadesi ve savaşları kadar aşkları da tarihin seyrini değiştirdi. Sultan Süleyman ve güzel cariyesi Hürrem, Sekizinci Henry’nin başınıkestirerek öldürdüğü iki kraliçesinden biri olan Anne Boleyn veŞarlken’in Avrupa’yı din savaşlarına sürüklemesinde başrolü oynayan karısı Isabella…
Birbirini tanımayan bu üç güzel kadının, hemen hemen aynıyıllarda iktidar mücadelesi verdiği üç saray, romanlara, filmlere, TV dizilerine ilham veren büyük aşklara, inanılmaz entrikalara, komplolara, kanlı cinayetlere sahne oldu.
Fakat bu öykülerin hiçbiri; haremle, dünyanın en kudretli hükümdarı Sultan Süleyman arasındaki tehlikeli yolda yürüyen Hürrem’in macerası kadar masalsı değildi.



2) Hürrem Sultan/ M.Turhan Tan / Çağrı Yayınları

Sultan Süleyman, bakışlarını büyülemiş, yüreğine -eşini görmediği- bir heyecan aşılamış olan şu körpe kızın seksüel bir kudretten ziyade ruhî ve manevî bir kudret taşıdığına iman getirmek üzereydi. Çünkü o, cinsî cazibenin bütün ebadını ölçmüş bir adamdı ve sarayında yaşayan üç yüz kadın da bu ebadı kendisine her gün, her dakika hatırlatıyorlar ve yeni baştan öğretiyorlardı. Bu sebeple Kızıl Rusyanın şu kumral gülüne bambaşka bir kıymet veriyordu, onda sınanmış hakikatlerden de, hayalî hazlardan da üstün bir zevk kaynağı, bir neşe pınarı, ilâhî deraguşlar püskürecek bir zekâ ummanı buluyordu.



3) Hürrem Sultan/ Nazım Tektaş / Çatı Kitapları


Sıradan bir esir olarak geldiği Saray’da basamaklarıbirer birer çıkıp, devrin en güçlü insanı ola-cak Kanuni’nin gönlünü kazanmış ve tarihi şekillendirmede önemli bir rol oynamıştır Hürrem. Önceleri Harem’in kurallarına uymuş,sonra kendi kurallarını uygulamıştır. Kendinden önceki hiçbir Saray Kadını’na benzemez o. İyi ya da kötü, yaptıklarıunutulmaz.
Hürrem’in hayatını okuduğunuzda, kimi zaman entrikalarına“Bu kadar da olmaz!” derken, nasıl bir anne olduğunu gördükçe, çocuklarını korumak için gösterdiği fedakarlığa bakıp, saygınız ar-tacak. Belki gözyaşlarına kapılıp giderken bulacaksınız kendinizi. Şehzade Mustafa aklınıza geldikçe lanet okuyacaksınız belki de…
Koskoca Kanuni’nin koca dünyayı titretirken, Hürrem karşısındaki tavrına bakıp şaşıracaksınız çoğu zaman.
İşte; Osmanlı’nın en gösterişli yılları ve en güçlü kadınının hayatı…





4) Hürrem Sultan/ Colin Falconer / Pencere Yayınları




Örümcek, Sultan’ın sarayında ağlarını örüyordu.
“Küçük Roxelana…”
“Ben senin… küçük Roxela’nan değilim.
Ben seni…hiç sevmedim. Yaşamımın… her günü… senden nefret ettim…dişlerimi hınçla ağrıtıncaya kadar…”
Süleyman, yaslanabilmek için yatağın tepeliğinin altın kolonlarına yapıştı.

“Sen hastasın. Bunları ciddiye almıyorum!”dedi yüksek sesle.
“Ben senin tutsağındım… kendimi sana teslim etmekten başka… yapacak bir şey kalmamıştı bana. Ama, ah,... senden nasıl da nefret ettim!”
Süleyman, gerçek bir umutsuzlukla kulaklarını tıkadı.
“Bunları daha fazla dinlemeyeceğim!”
“Bayezıt’ın niçin böyle.. kusursuz bir savaşçıolduğunu… hiç düşünmedin mi? Bu… onun İbrahim’den olmasından… kaynaklanıyor!”
“Hayır! Bu olanaksız!”
“Ona… öyle… güvendin ki… budala…
Mısır’dan geri döndüğünde… onun ne yaptığını hiç anlamadın.”
“Hayır!”
“Görüyor musun. benim Osmanlılara…bıraktığım… mirası…
Karar ver Süleyman! Selim… ya da…bir Rumun oğlu! Seni lanetliyorum… ve senden sonraki her Sultanı…lanetliyorum… ta ki… senin imparatorluğun… toz duman içinde yerle bir oluncaya dek.”
“Kes artık, lütfen!”
“Senden…öyle nefret ediyorum ki!”
“Haaaayııır!” Onu omuzlarından tutup sarstı.
“Beni seviyorsun. Söyle, beni seviyorsun!”




5) Hürrem Sultan ile Söyleşi/ Adnan Nur Baykal/ Galata Yayıncılık

Hürrem Sultan, hakkındaki iddialara, 500 yıl sonra kendisiyle yapılan ilk söyleşide “yanıt veriyor”. “Güçlü değildim ama öyle sandılar.”
Suçlanan ve mahkemede yargılanan kişinin kedini savunma hakkı vardır. Tarihi kişiliklerin ise böyle bir şansı asla olmaz. Haklarında yazılanlar ne ise kişi odur.

Hürrem Sultan… Osmanlı İmparatorluğu’nu çöküşe sürüklemekle suçlanan kadın…Ama şimdi konuşma sırası onda. Padişahın hareminden çıkıp koca imparatorluğun kaderinde söz sahibi olacak konuma yükselen Hürrem Sultan, tam beş asır sonra kendini savunma fırsatıbuluyor.
Meltem Fıratlı
Adnan Nur Baykal, Hürrem Sultan’ı farklı bir ışık altında değerlendirdiği kitabını düşsel bir söyleşi biçiminde kurgulamış. Bu güçlü şahsiyeti, konusuna iyi hazırlanmış bir gazetecinin
ya da televizyoncunun sorabileceği sorulara olasıyanıtlarıyla tanıyoruz.




6) Hürrem Sultan'ın Gözünden Muhteşem Süleyman Devri/ Adnan Nur Baykal / Galata Yayınları



Hürrem Sultan, Kanuni Sultan Süleyman Devri’nin en zeki ve en hassas tanığı. Zeki olduğunu hem yazdıklarından, hem de kendisi ile ilgili olayları istediği gibi yönlendirmesinden anlıyoruz. Hassas çünkü her olay Osmanlı İmparatorluğu’nun kaderini etkilediği gibi, kendi geleceğini deşekillendiriyor.
46 yıl süren Kanuni Sultan Süleyman Devri, ‘Muhteşem Bir Yarım Yüzyıl mı?’ Hürrem Sultan, Osmanlı İmparatorluğu’nun gerilemesine sebep oldu mu? Yoksa o sadece bir günah keçisi mi?
Düşsel bir söyleşi olarak yazılan bu kitapta, bu soruların cevaplarını bulacak ve insan ruhunun derinliklerine bir yolculuğa çıkacaksınız.
“Benim Sultanım, şehir hakkında soracak olursanız; şimdilik henüz hastalık devam etmektedir. Ancak evvelki gibi değildir…Benim Sultanım, sık sık mübarek mektubunuzu gönderirsiniz diye yalvarırım. Zira ki, billah yalan değil, bir iki hafta geçip de ulak gelmezse alem gulguleye gelir. Türlü türlü sözler söylenir. Yoksa sadece kendi nefsim için istediğimi sanmayınız.”
Hürrem Sultan’ın Kanuni Sultan Süleyman’a yazdığı bir mektuptan





7) Muhteşem Süleyman/ Erhan Afyoncu / Yeditepe Yayınevi



Kanuni Sultan Süleyman’ın iktidar yılları daha 17. yüzyıl yazarları tarafından “Altın Çağ” olarak tarif edilmişti. Aslında bu dönem hayatın siyahla beyaz arasındaki bütün renklerini içinde barındırıyordu. Tahta çıkarken tek evlat olmanın rahatlığını yaşayan Kanuni, saltanatı sırasında iki oğlu ile altı torununu öldürttü.
İmparatorluğun büyük fetihlerle bir dünya gücü haline gelmesi de, ilk defa Harem-i Hümayun’dan bir hasekinin, Hürrem Sultan’ın siyasette aktif rol oynaması da bu dönemde oldu.Muhteşem Süleyman, aynı zamanda büyük bir aşıktı. Zafer mutluluğu kadar aşkın ve ayrılığın ıstırabını da bilen hükümdardı. Bu kitapta doğunun ve batının şahitliğinde muhteşem yüzyılın bir panoramasını bulacaksınız…






8) Hürrem Sultan/ Pavlo Arhipoviç Zahrebelniy / Ufuk Kitapları

Yazar, Ukrayna’nın kırlarından, Rohatin’den Osmanlı Devleti’nin payitahtı İstanbul’a Saray’a ve zamanın en güçlü hükümdarının kalbine; esir bir genç kızdan muktedir bir Valide Sultan’a doğru giden yolda yaşanabilecekleri, insani olanın olasılıklarını,muhayyile üzerinden mümkün kılmış… Yer yer “bir Ukraynalıgözüyle Osmanlı” okuması olarak algılanabilecek fakat çoğu zaman yerel olanın algısını aşan evrensel insani durumların sıcaklığı, romana ulus ötesi bir okunma şansıkazandırmış.

Tipler son derece insani, canlı ve hayatın içinden… Fakat romanın esas büyüleyici yanı, iktidarın, insanın niyet ve kişiliğini aşıcı ve dönüştürücü yönünü romanın temeline başarıyla yerleştirmesinden geliyor. Bu anlamda Hürrem Sultan hüzünlü bir roman…






9) Muhteşem Süleyman ve Hürrem Sultan/ Yavuz Bahadıroğlu / Paradoks Yayınları

Neden“Kanuni”, ya da “Muhteşem” dendi?
• Kanuni, Hürrem Sultan’a gerçekten âşık mıydı?
• Osmanlı’nın devlet yapısı eğlenceye mi, hizmete mi dönüktü?
• Harem hayatınasıldır?
• Harem nasıl bir kurumdur, işlevi padişahlara kadın bulmak mıdır?
• Hürrem Sultan, Kanuni Sultan Süleyman’ı ne kadar etkilemiştir?
• Şehzadelerin katledilmesinde Hürrem Sultan’ın rolü olmuş mudur?
•Sünnet Medeniyeti ne demektir, Osmanlı bunun neresindedir?
•Osmanlı’nın devlet olma amacı nedir?
• Kanuni’nin kimliği ve kişiliği
• Kanuni’nin savaşları, vatana katkıları
•Oğullarını neden öldürttü
• İstediği zaman padişah hareme girebilirmiydi?
• Ak ve Kara Ağaların istediklerinde hareme girmeleri mümkün müydü?
• Hürrem Sultan, genelde tarihçilerimizin gösterdiği gibi “canavar ruhlu bir kadın”mıydı, yoksa bir hayırsever miydi?
Sorularının cevapları bu kitapta...







10 ) Hürrem Sultan/ Mehmet Sami Fethi / Yakın Plan YayınlarıYavuz Sultan Selim'in hayatta kalan tek oğlu olarak genç yaşında koca bir imparatorluğun başına geçen Sultan Süleyman…Hükümdarın tahtına ortak olmak için çırpınan nedimi, İbrahim…Sultan'ın gönlünü fethetmeyi başarmış Rus esir, Roxelana…

Tarihi belgeler esas alınarak kurgulanan bu romanda Muhteşem Süleyman namıyla tarihe geçen, büyük bir savaşçı olduğu kadar duygusal bir şair de olan Süleyman'ın, saltanatı boyunca aşkı, dostu ve devleti arasında kurmaya çalıştığı dengeyi, içeriden, Harem'den bakan bir gözle okuyoruz. Onu bir sultan, bir evlat, bir baba, bir şair ve karısına delice âşık bir eşolarak zamanın ve mekanın ötesine uzanan soluksuz bir serüvenin içinde tanıyoruz.

"Sarayında üç yüz kadın bulunduran ve binlercesini daha bulundurmaya da kadir olan genç Hükümdarın, Rusya'dan getirilmiş esir bir kıza ilk görüşte bu kadar bağlanması, başkalarını hayrete düşürse bile Hasodabaşı İbrahim'e şaşkınlık vermezdi. Zira o, Padişahın hudutsuz bir kudretten, her dilediğine ermekten, her istediğini yapmaktan, her aradığını bulmaktan bıkarak acze, ıstıraba susuz kaldığını, kolaylıklardan usanıp güçlükler aradığını çoktan sezmişti. Zeki gencin kanaatine göre, Padişahın Hürrem'e yanıp yakılmasıve hele onu hemen kendine mal etmeyerek uzakta bulundurmak suretiyle ortaya suni bir ayrılık acısı koyması hep o ruhi sebepten, acıduymak ve güçlüklerle pençeleşmek ihtiyacından ileri geliyordu.Şu halde kendisine düşen vazife, Padişahın bu ruhi durumunu okşamak, hayali acılarını körüklemek, şimdilik uydurma olan aşkını beslemekti."

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163