VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
29 Mart 2013 Cuma | Anasayfa > Haberler > Karakterler beyazperdede can buldu
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Karakterler beyazperdede can buldu

Bu sene, İKSV’nin film festivalinde gösterime girecek filmler arasında edebiyat uyarlamaları dikkat çekiyor. Klasikten çağdaş edebiyata kadar birçok edebiyat eseri beyaz perdenin büyüsüyle can buluyor.





Kuru Gürültü:

Shakespeare’in en popüler komedilerinden biri olan eserini ünlü yönetmen Joss Whedon çağdaş bir yorumla sinemaya uyarlamış. Yönetmenin daha önceki projelerinden izleyicilere tanıdık gelecek birçok oyuncunun yer aldığı film özgün metne sadık kalarak on iki günde çekilmiş.

Uyumsuz aşıklar Beatrice ve Benedick karanlık, seksi ve absürd bir aşk hikayesinin kahramanları. Benedick ve arkadaşı Claudio’nun seferden zaferle dönmeleriyle başlayan film Benedick’in Claudio’ya aşk hakkında takılıp durmasıyla devam eder. Benedick aşkı küçümser, tıpkı düşman gibi gördüğü Beatrice gibi. İki aşk düşmanının tatlı atışmalarının sonu hiç beklenmeyecek bir şekilde biter.


Kuru Gürültü / Shakespeare:

Shakespeare'in en önemli üç komedyasından biri sayılan eserin konusu şöyledir: Aragon Prensi Don Pedro ve adamları Claudio ve Benedick bir başarılı savaştan sonra Messina'ya yeni dönmüşlerdir. Araları uzun zamandır bozuk olan Benedick ve Leonato'nun yeğeni Beatries kendi aralarındaki eğlendirici sözlü dalaşmalarına devam etmeye başlarlar. Claudio, Leonato'nin küçük kızı olan Hero'yu tekrar görünce; ona olan yakın hisleri yeniden depreşir ve Claudio bu kıza kur yapmak istediğini Benedick'e itiraf eder. Benedick arkadaşını bundan caydırmaya çalışır. Benedick, Claudio'yu kızdırıp fikrinden çaydırmak için yaptığı sözlü dalaşmalar arasında, kendisinin hiçbir zaman evlenmeyeceğine yemin eder. Don Pedro Benedick'e bu yemini tutamayacağını bildiğini şöyler. İşte Kuru Gürültü oyununun ana komik temeli bundan ortaya çıkar.







Büyük Umutlar:

Döneminde ve sonrasında büyük yankı uyandıran, Viktorya dönemi İngiltere’sinin en önemli öykücüsü Charles Dickens’ın etkileyici romanından uyarlanan filmin yönetmeni, Harry Potter ve Ateş Kadehi filminde yönetmen koltuğunda gördüğümüz Mike Newell. Filmin konusu şöyle: Yetim olan genç Pip kimliğini açıklamayan bir hayırsever sayesinde sefil yaşamından kurtulma şansı yakalar. Geçen zaman sonrasında bir centilmen olmuş ve Londra sosyetesine girmiştir. Çocukluğundan beri sevdiği Estella’yı elde etmek için bu toplumsal konumunu kullanır. Estella, tüm erkeklerden intikam almaya yemin etmiş bir mirasyedidir.Ancak Pip’in birden parlayan şansının ardınan çıkan gerçekler etrafındaki herkes üzerinde yıkıcı bir etki bırakacaktır.


Büyük Umutlar / Charles Dickens:

Eserlerinde İngiltere'nin yoksul ve kimsesiz çocuklarının dramını anlatan Dickens'ın bu romanının konusu şöyle:
Fakir bir çocuk olan Pip küçük yaşta anne ve babasını kaybetmiş, ablasıyla birlikte yaşamaktadır. Bir gün mezarlıkta kaçak bir mahkûmla karşılaşır ve ablasının mutfağından aşırdığı yiyeceklerle bu adama yardım eder. Kaçak mahkûm, Pip'in yardımlarını asla unutmayacaktır. Bir gün Pip kimliği gizli bir hayırseverin gönderdiği para ile zengin olur. Artık onun da büyük umutları vardır. Belki de başka insanların büyük umutlarının aracı olacaktır. Bu roman, kalbi aşk, gözü para hırsıyla dolmuş genç Pip’in “büyük umutlar”ını gerçekleştirebilmenin doğru yolunu ararken yaşadıklarının olağanüstü öyküsüdür.








Hipnozcu:

İsveç’in Oscar adayı olan film, Lasse Hallström’ün, Salmon Fishing in the Yemen’in hemen ardından çektiği nefes nefese izlenecek bir gerilim öyküsü. Filmde acımasız bir katil bütün bir aileyi katleder. Kurtulan sadece biri vardır: evin küçük oğlu fakat o da hala şoktadır. Dedektifler polisin sorguya başlayabilmesi için çocukla hipnoz aracılığıyla iletişim kurmaya çalışır ve psikiyatrist Erik Maria Bark’ı çağırır. Böylece hala kayıp olan kız kardeşe katilden önce ulaşabileceklerdir. Ancak bir sorun vardır: Erik en son on yıl önce yaptırdığı hipnozdan sonra bu işi bir daha tekrarlamayacağına yemin etmiştir. Zamanla olaylar farklı bir yöne doğru ilerler ve Erik de bundan etkilenir.




Hipnozcu / Lars Kepler:

Stockholm'deki bir spor salonunda, vahşice öldürülmüş bir adamın cesedi bulunur. Çok geçmeden adamın karısı ve kızı da aynı şekilde hunharca öldürülmüş biçimde bulunurlar. Görünüşe bakılırsa, katil tüm aileyi yok etmek istemiştir. Ancak adamın oğlu ağır yaralı olarak kurtulur.

Müfettiş Joona Linna ailenin bir üyesi daha olduğunu öğrenince, onu katilden önce bulması gerektiğini anlar. Müfettiş, doktor ve hipnozcu Erik Maria Bark'la bağlantıya geçer. Niyeti, Bark'ın komadaki çocuğu hipnotize etmesi ve böylece onu sorguya çekebilmektir. Ancak Doktor Bark, bir daha hipnoz yapmamaya karar vermiştir. Ama şimdi bir hayat kurtarması gerekmektedir. Sonuçta çocukla iletişim kurmayı başarır. Fakat öğrendikleri kanını dondurur.








Lizbon'a Gece Treni:

Monoton ama düzenli olan hayatını kanıksamış bir Latince öğretmenidir Raimund. Bir gün kırmızı paltolu bir kadını tam nehre atlayacakken onu kurtarınca, kadın da onun hayatını kurtarır. Monoton hayatına hiç uymayan bir hareketle aniden kadının binmesi gereken trene atlar ve kendini Lizbon’da, kadının okuduğu kitabın yazarının peşinde bulur. Raimund adeta bir dedektif gibi parçaları birleştirir ve ortaya 1970’lerin faşist Salazar Lizbon’unda bir arkadaşlık, ihanet, baskı ve devrim hikayesi çıkar. Pascal Mercier’in aynı adlı çoksatan romanından uyarlanan Lizbon’a Gece Treni, içinde yapbozlardan oluşan bir polisiye ve romantik bir dram barındırıyor.


Lizbon'a Gece Treni / Pascal Mercier:

Antik diller öğretmeni Raimund Gregorius lisede ders sırasında ansızın sınıftan çıkar, duyduğu Portekizce bir kelimenin büyüsüne kapılarak yaşadığı şehri, düzenli hayatını terk edip hakkında hiçbir şey bilmediği gizemli bir Portekizli'nin, doktor ve yazar Amadeu Prado’nun izini sürmek üzere Lizbon’a doğru trenle yola çıkar. Tesadüfen eline geçen ve Prado’nun, hayat, aşk, yalnızlık, arkadaşlık, ölümlülük ve ölümle ilgili notlarının bulunduğu kitabın etkisinden çıkamayan Gregorius, dilini bilmediği, ilk kez gittiği bu yabancı ülkede ve bu olağanüstü yolculuğu sırasında Prado’nun hayatının değişik evrelerinde yer almış insanlarla bir araya gelip onun farklı söylencelerle dokunmuş hikâyesinin derinlerine iner. Bir yandan da kendi içsel yolculuğunu sürdüren Gregorius, diktatör Salazara karşı savaşmış Amadeu Prado’nun kişiliğinde kendine ve insana ilişkin pek çok sorunun yanıtını ararken, bir başkası olmanın dayanılmaz çekiciliğine de karşı koyamayacaktır. Lizbon’a Gece Treni, sadece Avrupa’dan değil, kendi zihnimizden ve ruhumuzdan da geçen ve dönüşü belli olmayan bir yolculuğun çok sesli, unutulmaz romanı.







Gülen Adam:

Unvanlar insanı gerçek bir aristokrat yapabilir mi? Servet insanı bir burjuvaya çevirebilir mi? Bir canavar, kahramana dönüşebilir mi?
Çocukken kaçırılıp yaralanan Gwynplaine, yüzünde bıçakla kesilen şeytani gülümsemeyle "Gülen Adam" olarak panayırlarda aranan biri olmuştur. Aslında zengin ve asil bir aileden geldiğini öğrenince bu durumu ezilen alt sınıfları savunmak üzere kullanmak ister. Fakat zengin, güçlü ve asiller onu dinlemez ve gülmeye devam ederler. Victor Hugo´nun romanından uyarlanan ve Venedik Film Festivali´nde prömiyerini yapan bu şiirsel ve siyasal dramda Gérard Depardieu ve C.R.A.Z.Y´nin başrol oyuncusu Marc-André Grondin yer alıyor.


Gülen Adam / Victor Hugo:

Roman kahramanı, İspanyol haydutların kaçırıp sakatladığı Gwynplaine, hayatını devasa bir gülen ağızla geçirmek zorundadır. İçi kan ağlasa bile yüzündeki izden dolayı hep güler gibi durur. Günün birinde Gwynplaine’in aslında İngiliz soylusu Lord Clancharlie olduğu ortaya çıkar ve henüz neler olduğunu bile anlayamadan, bir beyefendi olarak kendisini sarayda buluverir. Gwynplaine artık zengin ve asil bir erkektir. Gwynplaine sarayın odalarına girip çıkarken sonunda kendini, çırılçıplak uzanmış bir kadının yatak odasında bulur. Bir süre sonra Josiane yani yataktaki yarı çıplak kadan ansızın uyanır. Anlaşılan kendisi kraliçenin kız kardeşidir, dolayısıyla sarayda olup biten her şeyden haberdar olmak gibi pek mühim bir lükse sahiptir. Gwynplaine’i hemen tanır ve çılgınca bir baştan çıkarma oyunu başlar. Gwynplaine tam pes edecekken içeri giren habercinin verdiği kararla birden her şey değişir.

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163