VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Mart 2017 Çarşamba | Anasayfa > Haberler > Karanlık sularda derin aşk
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Karanlık sularda derin aşk

Gölün dibinde, sanki orada inşa edilmiş gibi dayalı döşeli bir ev bulsanız ne yapardınız? Hikâyenin kahramanı iki genç, bu sırrı kendilerine saklayıp günlerini bu evde geçirmeye başlıyor ve karanlık, soluksuz bir aşka yelken açıyor.

ÖZLEM AKALAN



İlk romanını okuyanlar, Josh Malerman ismini kuşkusuz hemen hatırlayacaklardır, zira “Kafes”, unutulacak gibi bir roman değildi! Zaten çok sevildi, büyük ilgi gördü ve çok sattı. Bir ilk roman için başarılı ve gerilim dozu iyi ayarlanmış diyebiliriz; bununla birlikte klostrofobik olduğu gerçeğini de es geçmeyelim. Malerman’ın ikinci romanını okuyunca yazarın klostrofobi takıntılı olduğunu düşündüm. Üstelik bu kez yarattığı atmosfer sadece ışıktan değil, oksijenden de yoksundu.

“Gölün Dibindeki Ev”, Josh Malerman’ın yayınlanan ikinci romanı. Aslında roman değil, 37 bölümden oluşan, hızlı okunan, 184 sayfalık bir novella bu. Hikâyenin kahramanları 17 yaşında iki genç; James ve Amelia. Yaz tatilinin ilk günü, James gölde kano ile bir gezintiye davet eder Amelia’yı. Tesadüfen keşfettikler göl öyle ahım şahım bir yer değildir ama onu gençler için vazgeçilmez kılan bir sır saklamaktadır; gölün dibinde bir ev vardır. Gençler önce bu evin gölün dibinde ne aradığı üzerine hayli zayıf birkaç teori üretirler ancak mantıklı bir açıklama bulamayınca bu konuyu kapatırlar. En iyisi derin bir nefes almak ve gölün karanlığına doğru yüzüp eve yakından bakmaktır. James atlar suya önce; iki katlı, büyük, şık bir evdir burası. Pencereleri, perdeleri, evi çevreleyen ahşaplar sapasağlamdır. Kapısı yarı açık, misafirleri içeri buyur etmeye hazırdır. Sonra Amelia dalar suya. Aralık kapıdan içeri süzülür ve burada geçirdiği birkaç dakikanın ardından tuhaf bir şeyler olduğunu hemen fark eder. İki genç, tüm fizik kurallarını alt üst eden bir keşifte bulunmuşlardır: Dayalı döşeli, sanki sahipleri birkaç dakika önce dışarı çıkmış gibi düzenli bir halde, tonlarca suyun altında bozulmadan duran bir ev. Ne masanın üzerindeki cam kase ne de yağlı boya tablolar gölün sularında dalgalanıyordur. Her yerde görebileceğiniz ancak bir gölün altında asla göremeyeceğiniz bir ev…
Bu evin onlar için takıntı halini alması uzun sürmez. Ama bu evden kimseye bahsetmez, hakkında soru sormazlar. Dalış tüpleri satın alırlar ve tüm bir yaz tatili boyunca çalışmadıkları her saati göldeki evde geçirirler. Kimsenin bilmediği bu ev artık onlarındır. Amelia bir de kural koyar; asla neden ve nasıl diye sormayacaklardır. Yoksa büyü bozulacak, sanki ev tuzla buz olacaktır…

Fizik kurallarını alt üst eden bu ev sayesinde birbirine bağlanan çift, ilk aşkı da gölün dibindeki evde tadıyor. Evle birlikte birbirlerini ve kendilerini de keşfediyorlar. Eve bağımlı olduklarını düşünüp evden uzak durmaya çalıştıklarındaysa birbirlerinden de kopuveriyorlar.

İlk romanı “Kafes” öyle bir noktada son buluyordu ki “Acaba bir devam romanı gelir mi?” diye sormaktan kendimi alamamıştım. “Gölün Dibindeki Ev” de öyle bir çözümsüzlükle bitiyor ki, bir edebiyat sitesinde kitap için yapılan şu yorum çok hoşuma gitti: “Bitiyor”dan çok “duruyor”. Ancak Malerman’ın aşk metaforu üzerinden hikâyesini kurguladığını düşününce taşlar biraz daha yerli yerine oturuyor. Zira metaforlara meraklı bir yazar Josh Malerman. İlk romanı “Kafes” üzerine kendisiyle yapılan bir röportajda “Romandaki körlük elbette ki bir metafor” diyordu kitabını anlatırken; “Kafanızı evinizden çıkarıp dışarı bakın, herkes, her şey delirmiş gibi!” 17 yaşında iki karakter nedeniyle kitabı genç yetişkin sınıfına sokmaksa, bu işe yapılmış en büyük haksızlık olur. Neticede, Malerman’ın enfes anlatımıyla evin her karesi gözünüzde canlanırken bir yandan soluksuz kalarak okuyorsunuz bir yanda da Amelia’nın tanımıyla “Tanrı’nın oyuncak bebek evi” gibi bir yere hiçbir zaman sahip olamayacağınız için kıskançlık duyuyorsunuz.

MÜZİSYEN YAZAR
41 yaşındaki Josh Malerman, yazarlığın yanı sıra profesyonel bir müzisyen. The High Strung grubunun vokalisti ve söz yazarı. Korku romanları ve hikâyeleri üreten Malerman’ın en büyük korkusu ise kontrolü kaybetmek. “Çevremdekileri kontrol etme takıntım yok ama okuyup yazarken kendimi kaybediyorum. Bunların dışında her zaman ayaklarımın yere basmasını isterim” diyor.


Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163