VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
12 Kasım 2011 Cumartesi | Anasayfa > Haberler > Karanlık tarafımıza sandığımızdan daha yakınız
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Karanlık tarafımıza sandığımızdan daha yakınız

12-19 Kasım’da TÜYAP için Türkiye’ye gelecek olan Gerritsen ile yazarlık serüveni, iyi-kötü beraberliği ve istismar üzerine konuştuk.

Tacım Açık

Özgürce yazabilmek için hekimlik kariyerine veda eden Çin asıllı bestseller yazar Tess Gerritsen gerilim türünde yazdığı romanlarla dünyada olduğu kadar Türkiye’de de azımsanmayacak bir okur kitlesine sahip. Bir medyum bilgeliğiyle okurlarını yaklaşan tehlikelere karşı uyaran Gerritsen, iktidarın bireyle girdiği ilişki kadar bireyin kendisiyle olan savaşını kaleme alıyor. Yazdıkları ile her birimizin karanlık tarafımıza sandığımızdan daha yakın olduğumuzu söyleyen yazar, büyük bir içtenlikle çareyi sevgi ve şefkatte buluyor.


Hemen erken kariyerinizden başlayalım. Suç romanları öncesi romantik kitaplarınız yayımlandı. Sonrasında gerilim türünde her çalışmanızla bestseller bir romancı oldunuz. Yazmaya 7 yaşında başladığınızı biliyoruz. Nasıl bir gelecek hayal etmiştiniz?

Kitaplarımın bestseller olacağını hayal etmiyordum. Yazmaya başladığımda sadece hikâyeler anlatmak istemiştim, bir yayıncı bulup bulamayacağım konusunda kara kara düşünüyordum. Hatta “kitaplarımı okuyan olur mu?” diye kendi kendime sorar dururdum. Yazabildiğim en iyi hikâyeleri yazıyorum, beni etkileyen hikâyeleri ve şimdi bir de TV dizisi çekiliyor, Jane ve Maura tüm dünya tarafından tanınıyor. Kendimi çok şanslı hissediyorum.

Hekimliğe, romancı kimliğiniz ve aileniz için ara verdiniz. Mutlu yuvanızda bu gerilim dolu hikâyeler yazılırken neler dönüyor? Korku ve sükûneti hangi noktada birleştiriyor ve ayrıştırıyorsunuz?

Sükûneti severim. Yaşadığım yer okyanus kıyısında ufak bir kasaba, yani trafik yok, şehrin gürültüsü yok. Eşim de işim konusunda çok hassas davranıyor, ofisimde olduğum zamanlar beni kesinlikle rahatsız etmiyor. Ofisimdeyken telefon kullanmıyorum, yazılarımı da kâğıt ve kalem kullanarak üretiyorum, çünkü kâğıtta yazdıklarınızı görmek çok daha gerçekçi ve etkileyici bu yüzden bilgisayar ekranını kullanmayı tercih etmiyorum. Bazen yazmak çok kolay ve basit gelebiliyor, bazı zamanlarda ise ofisimde saatlerce oturup bir kelime yazmadığım da oluyor.

Türkiye’de bir hekim kendi sektörüne ait, sizin dilinizdeki gibi yazsa hemen karşı çıkanların sesi yükselir. Amerika’da hekim meslektaşlarınızın tepkisi nasıl?

Amerika’daki doktorlar aslında tam da benim yaptığımı yapmak istiyor! Her yıl yazar olmak isteyen doktorlara kurs veriyorum ve yaklaşık 200 doktor bu kurslara katılıp, hikâyelerini nasıl yayınlatabilecekleri konusunda bir şeyler öğreniyor. Kısacası tıp meslektaşlarım çok şanslı olduğumu düşünmekle birlikte kendileri de birer yazar olmak istiyor.

Rizzoli and Isles seriniz TV’de de hayli popüler hale geldi. Romanlarınız sinema için istendiğinde ne gibi endişe ve istekleriniz oluyor?

Bir yazar için romanlarının TV’ye uyarlanması zor bir durum, çünkü hiçbir zaman hayallerinizdeki hikâye canlanmıyor. Rizzolli ve Isles dizisi, kitaplarımdan biraz farklı, ve bu yüzden bu farklılıkları benim de dengelemem gerekti. Fakat farklı olmaları beni o kadar da endişelendirmiyor, çünkü benim romanlarım her zaman benim romanlarımdır. Ayrıca TV bana birçok okuyucu daha kazandırdı. Benim ilgilendiğim tarafı da bu.

ZAAFLARI OLAN KAHRAMANLAR HER ZAMAN DAHA İLGİ ÇEKİCİDİR

Türkiye’de son yayımlanan kitabınız Life Support/Gece Nöbeti’nde bir antikahraman olan Toby Parker’a gelelim. Bir süper kahraman yaratmaktansa tüm zaafları ile ete kemiğe bürünen bir “karakter” günümüz için daha mı ideal duruyor?

Zaafları olan kahramanlar her zaman daha ilgi çekicidir, bizim gibi zaafları olan kahramanlar yani. Bir kitap okurken kendimi başkahramanla bağdaştırmaya çalışırım fakat bu James Bond gibi bir karakterse imkânsız olur, hiç hata yapmayan ve ölümsüz bir karakter. Toby Harper hataları olan bir karakter. Alzheimer olan annesiyle uğraşan, işini kaybetmek üzere olan ve yaşlandığını iyiden iyiye fark eden biri. Birçok kadın kendi hayatıyla Toby’nin yaşadıklarını bağdaştırabiliyor, bu da çok etkileyici oluyor.

Yarattığınız karakterlerle ne kadar ilişki içersindesiniz? Gece Nöbeti’ne kendinizi koyduğunuzu düşünelim; anti-aging merkezi sıfatı altında bir bakım/deney evi’nde rastladığınız müşterilere ya da 16 yaşında bir fahişeye rastladığınızda tepkiniz ne olurdu?

Dehşet içerisinde kalırdım herhalde. “Gece Nöbeti”ni yazmamın nedeni etik soruların korkutucu olmasıydı. Bilmiyorum, acaba insanların genç kalmak için birbirlerini kullanması, istismar etmesi ne kadar ahlaki? Ama inandığım ve bildiğim bir şey de, bu dünyada genç kalmak için her şeyi yapacak insanların olduğu.

Romanlarınız yakın gelecekte beklenen aldatmacalara karşı da “erken uyarı” görevi görüyor. Bir gerilim yazarı olarak günümüz insanını nasıl görüyorsunuz ve beklenen tehlikelere karşı ne yapmalarını öğütlersiniz?
Savaşlar ve insanların birbirine karşı zalim tavırları konusunda hep kendime “bunları nasıl yapabiliyoruz” diye soruyorum. Yine de insanlar arasında çok büyük sevgi ve saygının olduğunu biliyorum. Biz garip bir türüz, içimizde iyiliği ve kötülüğü barındırabiliyoruz ve ikisinin arasındaki dengeyi sağlamak için çok az bir çaba sarf etsek yeterli olabiliyor. Romanlarım, insanların karanlık taraflarına nasıl kolayca geçebileceğini gösteriyor ve bu karanlık tarafın insanlara neler yaptırabileceğini görüyorsunuz. Crime Fiction insan davranışını gözlemleyebileceğiniz en etkili yollardan biridir. Bir yerde bizi de uyardığını düşünüyorum çünkü hepimiz kocaman bir ailenin parçasıyız. Aramızdaki en savunmasız halkaya ne olduğu bizi de çok yakından ilgilendirmeli...

Sonsuza dek genç ve seksi kalmamız bekleniyor

“Günümüz dünyasında göz önünde olan süpermodeller ve süper seksi ünlüler yüzünden tüm sektörler genç kesime hitap etmek durumunda kalıyor ve bu nedenle yaşı büyük kesim kendini toplumdan bir nebze dışlanmış sayıyor. Bu yüzden insanlar genç kalabilmek için çılgınca çaba sarf etmeye başladılar ve onlarca estetik ameliyatı olacak kadar ileri gittiler. Kadınların bulunduğu bu durum beni çok üzüyor çünkü bizlerden sonsuza dek genç ve seksi kalmamız bekleniyor. Sanki 45 yaşından sonra kadınlar için bir şey yapmanın anlamsız olduğunu düşünülüyor.”

Paylaş