VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Kasım 2013 Cuma | Anasayfa > Röportajlar > Katilken maktül olanların hikayesi
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Katilken maktül olanların hikayesi

Fırat Cewerî, “Birini Öldüreceğim” romanının devamı niteliğindeki “Lehî”de Diana’nın ve Yazar’ın hayatına odaklanıyor. Temo’nun trajedisine okuru yeniden ortak ediyor. Diana’ya ne oldu, Temo birilerini öldürebildi mi, onları nasıl bir yazgı bekliyor?

Ersin Şenel

Kürt Edebiyatı’nın en çok okunan yazarlarından Fırat Cewerî’nin “Birini Öldüreceğim” adlı romanında köklerini ararken yaralanmış, geri dönmek isterken bugününden kopmuş insanlara şahit olduk. Bu romanın devamı niteliğindeki “Lehî”de ise değerlerin zulüm ve baskı karşısında yok oluşuna ve insani duyguların köreldiği ortamlara gideceksiniz.

Hiç bilmeyenler açısından, Kürt edebiyatını tanımlamanızı istesem neler dersiniz? Türk edebiyatından ayrılan en önemli özeliği nedir sizce?
Bir zamanlar Türk edebiyatında boy gösteren Kürt tipolojisi cahil, hırsız, çirkin, antipatik bir tipolojiydi. Bazı Türk yazarlar, Kürtlere ırkçı bir biçimde yaklaşıyor ve edebiyatta da onları öyle yansıtıyordu. Sözlü ve yazılı Kürt edebiyatında ise Türklere karşı değil de, onlara zulüm eden asker, polis ve devlet görevlilerine karşı bir yakarış, bir haykırış vardı ve hâlâ devam etmektedir. Sistem demokratikleşince, eşitlikçi olunca, ırkçılığın yerini hoşgörü alınca bu edebiyata da yansıyacak ve artık tematik bakımda Türk ve Kürt edebiyatındaki ideolojik veya etnik farklılıklar kalkacaktır. Tek fark dil olacaktır. Sadece Türk ve Kürt edebiyatı için değil, bütün dünya edebiyatı için bu geçerlidir, fark dildir.

NOBEL, KÜRT EDEBİYATINI ÖDÜLLENDİRECEK
Uzun yıllardır İsveç’te yaşıyorsunuz. Avrupalıların Kürt sorununa bakış açısı nasıl? Bu deneyimler yazınızı pekiştirir mi?

200 yıldır herhangi bir savaşa girmemiş olan bir ülkede yaşıyorum. Uzun yıllar bir iç savaşa neden olabilecekken, Norveç İsveç’ten bağımsızlığını 1905 yılında bir halk oylamasıyla, demokratik bir yolla elde etmiştir. Dolayısıyla İsveç halkı silahlı çatışmalardan, savaşlardan uzak ve barışçıl bir coğrafyada yaşamış. 9 milyonluk nüfusuyla, 5 etnik grubun bütün temel hak ve özgürlükleri anayasayla tanınmış, monarşik ama dünyanın en demokratik ülkelerinden biridir İsveç. Kürtlere yaklaşımı da olumludur. Çünkü İsveç’teki Kürtlerin konumları da diğer Avrupa ülkelerinde yaşayan Kürtlerin konumlarından farklıdır. Bugün İsveç parlamentosunda sağcı ve solcu partilerde 6 tane Kürt milletvekili vardır. İsveç Yazarlar Birliği ve İsveç PEN Kulübünün yönetim kurullarında Kürt yazarlar görev yapmıştır. Yani siyaset, sanat ve edebiyatta Kürtler İsveç’te diğer etnik gruplar arasında en etkin ve en görünür gruplardandır. Şahsen İsveç’e çok şey borçluyum. İsveç bana dilimi geri verdi. İsveç sayesinde on binlerce sayfayı, Kürt edebiyatına sunabildim. Bu Nobel ülkesinin, çok yakında Kürt edebiyatını ödüllendireceğine de bütün içtenliğimle inanıyorum.

“Birini Öldüreceğim” adlı romanınız ile “Lehî”yi birlikte ele alacak olursak, bireysellikten toplumsallığa doğru izler renk değiştiriyor diyebiliriz. Değinmek istediğiniz neydi?
Daha çok birey üzerinde yoğunlaşan bir yazarım. Bireyin iç dünyasını irdeliyorum. Bunu yaparken biraz psikanalitik yöntemle geçmişine, sosyal yaşamına, onun şu anda içinde bulunduğu ruh halinin nedenlerine değinmek istiyorum. Bu romanlarımın üç ana karakteri olan Temo, Lehî ve Yazar’ın ruh hallerini ve tabii toplumu da, sorunların neden olduğu yöne çevirmek istedim. Bireyi anlatırken toplumsal bir eleştiriyi de yapma gayreti içine girdim. Ruhları yaralanmış insanlar üzerinde siyaset yapıp, onların düştüğü bataklıkları görmezden gelen güçlere ve iktidarlara karşı bir eleştiri niteliğinde olan bu iki romanla; bu zavallı insanların ruh hallerine dikkati çekmek istedim.

OTOSANSÜRDEN KURTULMUŞ BİR YAZARIM
Kendinize özgü bir yazım tarzınız olduğunu düşünüyorum. Bunu eserlerinizde nasıl oluşturuyorsunuz, çağdaş Kürt yazarlarından bir farkınız var mı sizce?

Yeni tarzları, yeni stilleri denemekten hoşlanan bir yazarım. Kendimi hiçbir zaman bir edebiyat “-izm”inde hapsetmek istemedim. Yazdığım zaman eserlerim şu veya bu edebiyat akımına dahil olsun diye bir çabanın içine girmedim, girmek de istemiyorum. Siyasette savunduğum çoksesliliği edebiyatta da savunuyorum. Çok rahat bir dille karmaşık olayları anlatmaya çalışıyorum romanlarımda.
Entelektüel birikimimi diğer dillerden elde ettiğim için ve edebiyat ile teorisini diğer dillerden okuduğum için benim ölçülerim de hep evrensel olmuştur. Birçok Kürt yazarıyla aynı konumda olmamıza rağmen, tarz olarak aynı olduğumuzu düşünmüyorum. Ben, kendimi sansür ve otosansürden tamamen kurtarmış bir yazarım.
Yazarken sadece beynimin ve yüreğimin sesine kulak veriyorum ve yazdığım roman için hangi edebi üslup uyuyorsa, o romanı o üslupla yazıyorum.

Anlattığınız karakterleri tanıyor musunuz, gözleme mi dayalıdır anlatımınız?
Bütün karakterlerim fiktif, yani hayal ürünüdür. Onları ben yaratıyorum, adlarını ben koyuyorum, ama yarattığım zaman artık benim için de birer gerçek insanmış gibi geliyor. Onlarla ağlıyorum, onlarla gülüyorum. Okuyucularım da romanlarımı okuduklarında karakterlerin gerçek olduklarına inanıyorlar.
Hâlâ “Geç Bir Sonbahardı” adlı romanımın başkarakteri Ferda’dan yeni bir haber alıp almadığımı soran okuyucularım oluyor. Diyarbakır’da veya İstanbul’da önümü keserek Temo’nun kendisi olduğunu söyleyen okuyucularım var. Bir edebiyat söyleşimde ise birisi kalkıp “Birini Öldüreceğim”in kadın karakteri Diana’yı tanıdığını söylemiş ve köylerine gittiğini anlatmıştı. Bu beni oldukça sevindiriyor.

Üzerinde çalıştığınız yeni bir kitabınız var mı? Varsa konusu hakkında bilgi verebilir misiniz?
İki ayrı roman üzerinde çalışıyorum, biri siyaset ve aşk içerikli tarihi bir roman, diğeri teoloji ağırlıklı bir roman. Yazmakta olduğum romanların konularına hiç değinmiyorum, değinirsem sanki sihri bozulacak ve yazamayacakmışım gibi gelir bana.

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163