VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Ekim 2014 Salı | Anasayfa > Haberler > Kayıp adaya yolculuk
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Kayıp adaya yolculuk

Önay Sözer'in kaleme aldığı Piri Reis'in Kayıp Adası, haritabilimci ve amiral Piri Reis'i pek bilinmeyen bir yanını ele alıyor. Önay Sözer romanını mektup, özgeçmiş, bildiri, şiir, masal, söylence, tiyatro türleriyle harmanlayarak okuru Piri Reis'in izinde 'enstalasyon' ağırlıklı bir yolculuğa çıkarıyor.

HANDAN ÖZSOY


"Su hayatın başlangıcı ve kendisidir." Thales'den alıntılanan kitabın başlarında yer alan bu cümle beni çok etkiliyor. Ardından merakımı perçinleyen diğer cümleler geliyor. Zaman dışı bir yolculuk... Rota: Çanakkale'den Girit'e giden eski, tarihi deniz yolu. Kos, Nisyros ve var-yok adası Kaloyeros adası yani Pir-i Mübarek... Bu rota önce Ege adalarını dolaşıyoruz havası veriyor ama beklenmedik bir anda İtalya'nın tarih kokan sokaklarına ya da bir tiyatro sahnesine ışınlanabiliyorsunuz. “Piri Reis'in Kayıp Adası”nı ararken adeta bir kaynakça var elimizde. Haritabilimden topolojiye, tarihi eser restorasyonundan kütüphaneciliğe kadar birçok bilgi de var. Hatta bir tiyatro izlemek gibi. Her an utopik bir tiyatro adasına konuk olup, rolüne hazırlanan bir oyuncuya dönüşebiliyorsunuz. Kitabın arka yazısındaki gibi bu ne tarihi bir roman, ne de bir fantazi. Aynı kurgu içinde mektup, özgeçmiş, utopi, bildiri, şiir, masal, söylence, tiyatro türlerini ustaca harmanlıyor. Piri Reis'in izinde müthiş bir yolculuğa çıkmaya hazır mısınız?

- “Piri Reis'in Kayıp Adası” hakikaten zamansız ve sınırsız bir yolculuk yapmak gibi. Bu yolculuğa çıkmaya nasıl karar verdiniz?

Bir yolculuğa çıkmaya karar vermedim, kendimi doğrudan doğruya bu yolculuğun içinde buldum. Bir kaç yıl önce bilimsel bir toplantıya katılmak üzere Sardunya Adası’na hayatımda ilk kez adım attığımda kendimi hiç tanımadığım, Afrika’ya bakan bu liman kentinde egzotik bir maceranın başında gibi hissetmiştim. Fakat bu yabancılık duygum kısa zamanda sona erdi. Bir müzede ve başka kamusal yerlerde asılı Piri Reis’in Sardunya haritalarıyla karşılaştım. Sonradan günümüz İtalyan harita bilimcilerine göre bu haritaların bugün çizilmiş gibi bir kesinliğe sahip olduğunu öğrendim. Tesadüf, adada Piri Reis’le ilgili başka işaretlerde karşıma çıktı. Kafamın içinde uzak yakınlaştı, yakın uzaklaştı. Piri günümüze geldi, günümüz geleceğe kaydı. Yolculuk başladı.Yazmakta olduğum bir romanı bırakıp Piri Reis’in Kayıp Adası’nı yazmaya karar verdim.

-Kaloyeros Adası sivri kayalıkları ve yükselen tepesiyle öne çıkıyor. Hatta anlatıcının düşlerinde gördüğü, romanını yazdığı ada o. Biraz sizden dinleyelim mi?

Bazen bir ad, bir sözcük, bir görüntü insanda hiç unutamayacağı izler bırakır. Çocukluğumda Türk korsanlarının maceralarıyla ilgili çok roman okuduğumu itiraf etmeliyim. Bir resimli romanda geçen Mavra Adası, salt bu adı nedeniyle beni büyülemişti. Bugün gibi Kaloyeros Adası’nın elime geçen gravür ve resimleri beni oraya çağırdı. Bu çağrıya uyarak gitmek yerine onu yazdım. Unutmayalım: Başında ve sonunda hayale dayandığı için yolculuğun kendisi de büyük ölçüde hayalidir.

Elbette gerçek ve hayal buluşuyor olabilir. Ama ne kadarı sizin gerçek hikâyeniz ya da hayalleriniz?

"Hikaye ” ne demek? Hikaye anlatıldığında bütünüyle gerçek olmaktan çıkar. İçine yorum,yeni bir sıralama, boşluklar ve boşlukların hayalgücüyle doldurulması gibi işlemler karışır.Ortaya “versiyon”lar çıkar.Bu nedenle gerçekte zorunlu olarak hayal, hayalde gerçeklik payı vardır.Yinede romanda özellikle yayımcının notu olarak geçen son bölümlerde (tamamıyla kurgusal olan Fazıl Terkivatan karakteri dışında) benim doğrudan doğruya izlenimlerim yer alıyor.

-"Aynı adayı bir katlıyorum düş oluyor, yeniden katlıyorum roman oluyor, çiziyorum çiziliyor, Piri Reis'in eliyle bir harita oluyor." Sizin kitabınız da tıpkı bu cümle gibi diyebilir miyiz?

Söylediğiniz çok doğru. Romanı bitirirken bende bu izlenime kapıldım. Bu tür romana bir ad vermem gerekirse bunun enstalasyon-roman olabiliceğini düşündüm. Yani görsel bir sanatçı isterse bundan elde ettiği değişik yapıları bir araya yerleştirebilir. Çünkü yerleştirme romanın kendisinde var.

LİSELERDE PİRİ REİS OKUTULMALI

-Osmanlı'nın yükseliş dönemi denen 15. YY'ı belirleyen üç olay: Süleymaniye Camii, Topkapı Sarayı'nın yeni politik ve yönetsel düzeni ve Piri Reis'in coğrafya-harita bilimi. Kitaptan öğrendiğim bir bilgi bu. Piri Reis'e olan merakınız nerden geliyor?


Sardunya'ya ziyaret ya da ziyaretlerim sırasında karşılaştığım asıl önemli olayı söylemedim. Fransız Piri Reis uzmanı, Prof. Jean-Louis Bacqué-Grammont’un konuyla ilgili iki konferansı. Bunlardan biri “Amerika’nın zihinsel keşfi” başlığını adını taşıyordu. Bu başlık benim için şaşırtıcıydı. Kuramsal sonuçları bir yana dursun Kristof Kolomb’un orijinallerinin tümü kayıp olan Amerika haritalarından yalnızca birinin Piri Reis’in kopyası olarak günümüze kaldığını bilmiyordum. Bu yalnız benim eksikliğim değil, Türkiye’deki bilimsel çalışmanın ve eğitimin eksikliğidir. Bence liselerde Piri Reis'in Kitab-ı Bahriye’sinden seçme parçalar okutulmalı ve onun hayatını adadığı bilimi, bilimsel tavrı tanıtılmalıdır. Roman bu kaygılarımın izini taşıyor.

Türklerin ilk Amerika düşünü başlatan 1513 dünya haritasının da adı geçiyor ama "Piri Reis'in Adalar Arası Beyanı 1511" el yazması ve içindeki haritalar kitabın başrollerinden birini üstleniyor. Bu el yazması Piri Reis'ten kalan tek orijinal belge. Hala İtalya'da restorasyonda mı?

Değil ama benim kafamın içinde restorasyonda. Restorasyon sözcük anlamıyla “yeniden güçlendirme” demektir.

TİYATRO SEVDALISIYIM

Kitapta çok ciddi bir tiyatro merakınız olduğu anlaşılıyor. Tiyatro ve toplum ayrımını kaldıran utopik bir tiyatro var. Toplumu bir sanatçılar ve yaratıcılar toplumuna dönüştürme arzusu çok mu utopik?


Tiyatroya sevdalıyım, sevdalı olmanın da ötesinde beni en çok etkileyen, düşündüren sanattır. Çünkü sanatçı bedeniyle ve somut bedeni olarak karşımıza çıkıyor. Dans ve balede de sahnedeki sanatçının bedeni söz konusu ama orada beden hareket, ritim ve müziğin soyutluğu içinde kaybolurken, tiyatroda insan bedeni konuşan beden olarak gerçekte olduğu gibi kendini sunuyor. İşte romanda Barbakis buradaki yakınlıktan yola çıkarak tiyatroyu toplumla birleştiriyor. Ama onun utopik tiyatrosu belli bir ironiyi de getiriyor, çünkü tiyatro bütün yazıya geçen insan bilgeliğinin sahneye konulmasıdır. Bu olabilir mi? Bence olabilir. Ama işte bir olabilirlik olduğu için de hala ya da henüz olamıyor.


Piri Reis´in Kayıp AdasıPiri Reis´in Kayıp Adası

Önay Sözer

Detay için tıklayın




Paylaş