VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
13 Ekim 2015 Salı | Anasayfa > Haberler > Kayıp bir çocuk ve izleri
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Kayıp bir çocuk ve izleri

İngiliz yazar GillyMacmillan ilk romanı “Dokuz Gün”de kaybolan 8 yaşındaki bir çocuğun izini sürüyor. Gerçekçi karakterleri, matematiği iyi hesaplanmış roman, son dönemde popüler olan aile içi gerilim türüne iyi bir örnek.




Roman, 21 Ekim 2012’de, 8 yaşındaki Ben’in annesi Rachel ve köpekleri Skittle ile ormanda yaptığı yürüyüşle başlıyor. Ben ve Skittle çamura bata çıka patikada koştururken Rachel neredeyse son bir yıldır yaptığı gibi, tam da Noel’de oğluna yavru bir köpek ve kendisine iPad hediye ettikten sonra bavulunu toplayıp evi terk eden eski kocası John ve onun yeni eşi Katrina’yı düşünmektedir. Basit bir aldatmanın ötesine giden ve evlilikle noktalanan bu ilişki başlarda Rachel kadar Ben’in de hayatını alt üst etmiştir. Ben, okuldaki öğretmeni Bayan May’in de yardımıyla bu dönemi atlatmış gibi görünürken Rachel da fotoğrafçılıkla hayatını kazanarak hayata tutunmaya çalışmaktadır.

Oğlu Ben, parktaki salıncaklara kadar koşmak istediğini söylediğinde Rachel tam olarak bunları düşünmektedir. Bir an tereddüt eder; annelik içgüdüsü “Daha çok küçüksün, birlikte gidelim” demek ister. Ancak babası olmadığı için, onun görevini de Rachel yapmak zorundadır ve içindeki baba sesi önden gitmesinin Ben’in cesaretinin artmasına, kendini daha özgür hissetmesine, yaşamı kendiliğinden keşfetmesine yardımcı olacağını söyler. Ve Rachel’ın ağzından “Peki” sözü çıkar çıkmaz Ben ve Skittle salıncaklara doğru koşmaya başlarlar.
İşte bu, Rachel’ın daha sonra polislere de anlatacağı üzere, oğlu Ben’i son gördüğü andır.

SOLUK KESEN ARAYIŞ

Rachel salıncaklara vardığında ortalıkta Ben’den eser yoktur. Polis, arama kurtarma ekibi ve gönüllülerden oluşan kalabalık bir grup, vakit kaybetmeden kayıp çocuğu bulmak üzere ormanın dört bir yanına dağılır. Uzun bir süre geçmeden, Ben’e ait kıyafetler bulunur ve bir ayağı kırılmış olan Skittle topallayarak çıkagelir. Ama Ben’den bir iz yoktur. Medya ve halk, çocuğuna karşı sorumsuzdavrandığı için Rachel’i suçlar. İçten içe polis, John ve hatta Rachel da kendini suçlamaktadır.

Dokuz günlük arama ve soruşturma süreci hayli tempolu geçer. Rachel’ın ablası Nicky, çocuklarını ve eşini bırakarak Rachel’ın yanına yerleşir ve her türlü yardımına koşar. Ancak zaten bir süre önce onları terk ettiğini gizlemektedir; tıpkı geçmişlerine ait çok önemli bir sırrı sakladığı gibi. Polisin şüpheleri Nicky’ye yoğunlaşmışken, Ben’in asistan öğretmeni olayın merkezine oturur. Çünkü hem tuhaf bir adamdır hem de Ben’in kaybolduğu saatlerde ormanda görülmüştür. Ancak araştırmalar derinleştikçe, bu kez prestijli bir çocuk cerrahı olan John’un kurtaramadığı, ölümüne sebep olduğu küçük hastalarından birinin babası tüm şüpheleri üzerine çeker.

Polis, Ben’in sağ salim bulunabilmesi için,basına açıklanmayan bilgileri bir internet sitesine sızdıran köstebeği de vakit kaybetmeden bulmak zorundadır.
AİLE İÇİ GERİLİM
Son dönemde polisiye/gerilim tarzının “Kayıp Kız” ve “Trendeki Kız” ile örneklendirebileceğimiz “aile içi gerilim” olarak adlandırılan bir alt türü oluştu. Benzerleri hızla listelerin üst sıralarında yerini alırken “Dokuz Gün” de bu tarza hatırı sayılır bir katkı sağlıyor.

Ben’in kaybolma anını, arama sürecini ve olayın üzerinden geçen bir yılda herkesin yaşadığı değişiklikleri polis Clemo ve Rachel’ın ağzından dönüşümlü olarak dinliyoruz.Romanda yaratılan karakterler, verdikleri tepkilerle etten kemikten, zaafları olan insanlar. Dizilerde, filmlerde görmeye alıştığımız sağlam iradeli, her türlü ağır şarta alışkın FBI ajanlarından çok daha inandırıcılar. Mesela dedektif Clemo’nun içgüdüsüyle hareket edip aldığı yanlış kararlar, olayın üzerinden bir yıl geçmesine rağmen panik atak krizleri geçirmesi, böyle ağır vakaların bu tür işler için eğitilmiş kişiler üzerinde bile bıraktığı izleri çok iyi anlatıyor.

Sorumsuz, ihmalkar yanlarının olması ve halkın büyük çoğunluğunun onu açık şekilde suçlaması bile Rachel’a duyulan duygudaşlığı yıkamıyor. Sonunda yakalanan köstebeğin bile kendince haklı nedenlerinin olması okuru şaşırtıyor. Okul müdüründen asistan öğretmene kadar çocukların çevresinde olan kişilerin tekinsizliği ise endişe dozunu artırıyor.
Romanla ilgili tek kötü şeyse, “Dokuz Gün”ün Gilly Macmillan’ın henüz tek romanı olması.


Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam