VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Haziran 2015 Pazar | Anasayfa > Haberler > Kazan, kazan!
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Kazan, kazan!

İlk romanı “Ölü Kelebekler Dansı“ ile sadece iyi bir müzisyen değil aynı zamanda iyi bir yazar olduğu sinyallerini veren Hüsnü Arkan son romanı “Hırsız ve Burjuva” ile bunu ispatladı ve Orhan Kemal Roman Armağanı‘nı kazandı.



Hüsnü Arkan’ı önce müzisyen olarak tanıdık. Türkiye müziğinin özgün gruplarından Ezginin Günlüğü‘nün hüzünlü ve buğulu sesi olarak... Popüler müzik değildi onlarınki, bu yüzden seven ya çok seviyordu ya da bazılarına hiç hitap etmiyordu.

Derken, 1998 yılında “Ölü Kelebekler Dansı“ isimli ilk romanı yayımlandı. Mültecilik ve göç sorunu üzerine bir romandı bu. Kendine yaşayacak yurt arayan çaresiz insanların hikayesiydi ve Arkan bu sorunu, göç sorununun boyutlarının nedenle büyük olduğunun ortaya çıktığı 2010’lu yıllarda değil 2000’lerin başında görmüştü. Ama en önemlisi Arkan bu sorunu kaleme alırken, Latin Amerika edebiyatına selam eder gibi, bir başka göç kavramıyla daha birleştirmişti. Yani bu dünyayada yaşayanların ölerek bir başka diyara göçmesiyle...

“Ölü Kelebekler Dansı“ndan iki yıl sonra yayımladığı “Menekşeler Atlar Oburlar” ile de edebiyata olan sevgisinin, pek çok sanatçıda rastlanın aksine hobi düzeyinde olmadığını anladık. Çünkü Arkan yeni kitabıyla da özgün bir edebiyat anlayışının peşinde olduğunu vurguluyordu.

Nitekim, son romanı “Hırsız ve Burjuva” da Türkiye’nin en köklü roman ödüllerinden olan Orhan Kemal Roman Armağanı‘nı kazanması da bunun en güzel göstergelerinden. Arkan bu romanında da hemen tüm kitaplarındaki gibi sistem analizini sürdürüyor. Sistemden kastım elbette ki, “kazanmak, kazanmak, kazanmak” olarak özetlenebilecek liberal ve neoliberal dünya. Arkan bu eleştirilerini 12 Eylül 1980 günü, muhasebeci bir babayla öğretmen bir annenin oğlu olarak doğan Evren’in yaşadıkları üzerinden anlatıyor. Evren, çöplüklerden geçinen Ruhan, Evren’in hayallerini süsleyen bar kadını Gülgün, oturdukları yoksul mahalle, hırsız İsmail, işbitirici Hadim Bey, Mubah Şirketler Grubu...

Hepsinin en sonunda birbirine bağlayan ise hırsızlıktan başka bir şey değil. Aşk, sevgi, paylaşım hatta mutluluk bile değil. Şöyle diyor Arkan kitabı için: “Çağımızın en büyük hırsızı ve katili burjuvazidir. Halkları düşmanlık zemininde karşı karşıya koyarak bu gerçeği gizleyemezler. Böylesi bir açık çıkar ortamı yalnızca vahşi hayvan topluluklarında görülür. Vurgulamak istediğim, insan olduğumuz, vahşi doğadan kopmuş olduğumuzdur. ‘İnsanın doğası budur ve hala vahşidir,’ diyenlere inanmamak lazım. Vahşi olan aslen muktedirlerdir ve bu hep böyle olmuştur. Ancak dünyada milyonlarca işçi, memur, çalışan var hırsız ve burjuva olmadan yaşayan. Türkiye’de de böyle. Mesela aldıkları ücretten daha çok vergi ve sigorta primi ödeyenler var.”

Özetle; “Hırsız ve Burjuva” için şehirlerin raht uğruna talan edildiği, ağaçların kesildiği, yaban hayvanlarının kendini Boğaz’ın sularına bıraktığı, gelir dağılımı adaletinin iyice bozulduğu bir dönemin izlerini 12 Eylül Türkiye’sinde arayan bir roman.

Paylaş