VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
07 Kasım 2014 Cuma | Anasayfa > Haberler > Kedi canına!
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Kedi canına!

Gündüz Vassaf “İstanbul’da Kedi” kitabında insanoğlunun tam hükmedemediği, yönetemediği üstelik zarafetiyle büyülendiği bu canlıyla ilişkisini geçmişten günümüze bir uygarlık öyküsü izleği altında yorumlamış. Örneğin Mussolini ve Hitler’in kedi sevmezliğini bu kitaptan öğreniyoruz.

ZEYNEP ALTIOK AKATLI


“Biz
Samanyolu’nun ucunda
Uzayın belirsiz noktasında
Paralel evrenlerden birinin
Kara delikli sonsuzluğunda,
Tarihi kendimizden ibaret bilir
Bunca canlı arasında
Heykellerimizi dikip dikip devirir
Doğruyu biliriz.
Biz
Tükettikçe
Eksiliriz”

İstanbul’da Kedi”, günümüz dünyasında tüm değerlerin yittiği bir zamanda her alanda bozulma, kirlenme, erime, eksilme ve yok olmalar içinde insanlığa dair ince bir bakış... Gündüz Vassaf bu yozluğun ortasından insanlık meselesine ait sözünü, bu kitapta manzum bir denemeyle bize ulaştırıyor. İyi de yapıyor.
Yaşadığı dünyaya, içinde bulunduğu topluma uzaklaştıkça kedilere yaklaşmaya çalışan biri o. İnsanlığı kedilerin gözünden anlamaya çalıştığı kadar insan hayatında kedinin yerinden doğru bir bakış bu aynı zamanda.
İki kedi sahibi, hiç kedisiz kalmamış ve kedinin çok farkında biri olarak “Neden Kedi?” diye düşünmedim bir an bile. Ama düşünen olabilir elbette. Öyle sanıyorum ki kediler en bozulmamış ruh olarak etkiliyorlar bizleri. Evcilleşmenin tam olmadığı özgür ruhlu bu canlı, sevgi arayışlı böylesi bir metnin doğal ekseni olmuş. Gündüz Vassaf insanoğlunun tam hükmedemediği, yönetemediği üstelik zarafetiyle büyülendiği bu canlıyla ilişkisini geçmişten bugüne bir uygarlık öyküsünün izleği altında yorumluyor. Bugünün yozluğundan yaralanan bir yürekle yapıyor bunu.

“İstanbul’da Kedi” bir sistem eleştirisi, bir çağrı... Yazar etrafımızı saran onca çirkinliği adeta bir kedi zerafeti ile içimizi kıymadan, gözümüze sokmadan aklımızla kalbimiz arasında bir yerlere emanet ediyor. Kâh eğlenerek, kâh öğrenerek kedileri tanımak için çıktığımız bu yolculukta insanın yıkıcı ve bencil tahakkümü ile karşılaştırıyor bizi. Bir düşünce yolu açıyor. Farkında olmayana sesleniyor, farkında olan olmayan hepimize bir çözüm öneriyor: Sevmek!
Kedisiz bir dünyanın sevgisiz bir dünya olacağını düşünmüşümdür hep. Kitaptan öğrendim. Mussolini ve Hitler’in kedi sevmezliğini. Hergün yeni yaralarla kanayan güzel ülkemizin hükümdarı düştü aklıma. Çocuk bile sevmeyen kedi nasıl sevsin?
Dini olsaydı hayvanların
İnsan olurdu şeytanları.

Altan Adalı, ressam:
“En zor resim, otoportre.
Kendi yalanın
Kendi gözünde.”
Türümüzün büyük yalanı
Kendimizi tecrit edip
Muktedir görmemizde.
Her bir tür
Farklılığıyla
var olurken
Farklılığımızla
taraflaşmamızda.
Kendimizden kurtuluşumuz
Türlerin meziyetlerini
Geleceğe,
Kara deliklerin
Ötesine taşıyabilip
Evrenin gizlerini
Birbirimizde keşfetmekte.
(...)

Gündüz Vassaf da kedisi Billy’e ithaf etmiş şüphesiz sevgiyle yazdığı bu kitabı. Evrenin gizlerini, insanoğlunun değerlerini, mitolojiyi, tarihi, gizemi, gerçeği, geleceği kısaca birbirimizi keşfetmek üzere satırlar arasında gezinirken olanca gizemi, güzelliği ve büyüsüyle kedileri bir görsel şölenle zenginleştirerek tanıtıyor bize. Metne eşlik eden görseller başlı başına görülmeye değer.

İnsanoğlunun kediye taptığı yüzyıldan başlayıp kediyi lanetlemeye varan öyküsü ve günümüzün olanca umarsız aymaz yapısında artık ne öyle ne böyle umursanmayan bir canlı oluşuna değin türlü anektod, düşünce ve gizli bir mizah Gündüz Vassaf’ın kalemiyle düşünce ufkuna çağırıyor bizi. Tüketim ve yalnızlık günlerinde kedi artık pet shoplar’dan satın alınabilen dost. Tüm canlıları yok etme üzerine kurulu bir uygarlık tarihinin insanı yalnızlaştırdığı yoksunluk günlerinde sevgi arayışının yanıtı yine kediler. Olanca sahteliğiyle dostluğun satın alınabilir olduğu yanılgısındaki insan denen canlı kedi psikologlu, kedi kuaförlü dünyasındakedili küpeler takıyor duymaz kulaklarına! Ayağının dibinde miskince kuyruk sallayan bu canlının çağdaş yaşama kattıklarını bilmeden şehrin asıl sahibi kedileri sokaklardan kovanlar da aynı soydan. İnsanın tarım devrimini borçlu olduğu kedi artık sadece bir başka simge renksiz kokusuz dünyalarında. Kedilerin bereketi , ana sabrını temsil ettiği, ayın ışımasından sorumlu görüldüğü günlerden mutasyonlu dost üretimine bugünü gözlerimizin önüne seriyor yazarımız.

“Oysa Tarım devrimi olmasaydı sanayiye geçemeyecektik. Kedi o kadar önemli ki, kediye düşman gözüyle bakılan Avrupa’da veba, nerdeyse nüfusun yarıya yakınının ölümüne neden oldu” diye başlayıp “Avrupa’da şehir yokken kediler İstanbul’un sakinleriydi” diye sürdürüyor sözlerini ve İstanbul’un kedileriyle tanıştırıyor bizi.

“Denizler Tanrısı
Poseidon oğlu
Boğaz tutkunu
Şehrimizin kurucusu
Megaralı Byzas.
Sana borçluyum
Ada’da, deniz kenarında
Kedili satırlarımı yazarken
Kolumdan çekip
Kucağıma fırlayan
İstanbullu Sarman’ı.
Fenikeli tüccarlar
Satılık süs kedilerini
Bubastis’ten kaçırırken
Romalı asil kadınlara,
Byzas’tı gemilerine el koyup
Kedileri kentine yerleştiren.
O günden beri
Grek, Keldani,
Kürt, Hanefi,
Ermeni, Kıpti,
Teker teker bilir
Teker teker besler
Mahallesinin kedisini.”

Söz böyle masalla başlayıp kâbusla sürüyor. O kabus ki tüketip yakıp yıkan neo liberallerin bizi sıkıştırdığı 2023 hayali. Herşeyin metâ, herşeyin para, herşeyin araç olduğu günümüz kirliliği içinden Grişey, Kayısı ve ben sizi Gündüz Vassaf’ın kedili dünyasına çağırıyoruz. Sözün, düşüncenin, sanatın, kitabın limanına bir davet bu.

Zirâ “İnsan kedisiz kalınca / Bilin ki kıyamet yolda.”
“neden kedi seven
bir insan
olduğumu
biliyorum da
kedisiz ve sevgisiz
getiriyorum
yaşadığım günlerin
yaprak döken sonunu?

(*) sorusunu soran şairin açtığı yolda kedilerle yürürken kimler geçmedi ki kedili satırlarından yaşamımın? Metin Altıok’un Berduş’u, Tomris Uyar’ın Cahide’si, Hulki Aktunç’un Sisip’i, Murathan Mungan’ın Pişu’su, Füsun Akatlı’nın Tarçın’ı, Bilge Karasu’nun Bibik’i... O Karasu ki “Ne kitapsız ne kedisiz” diyerek İstanbul’da Kedi’nin bende bıraktığı duyguyu tanımlamış.
İşte sonunda geldi dikildi karşıma Gündüz Vassaf’ın Billy’si...
Şu halde son sözü elbet onlara bırakacağız:
“Yaşamın ortak noktası
Yıldız tozundan gelmemizde
Varsa uzaydan bakan bize
Hoş gelsinler esas gücümüze.
Var mı dünyamızda
Sevgiden başka mucize?”


*Metin Altıok / Acılarla
Sorularla şiirinden
**Yazıdaki diğer alıntılar
Gündüz Vassaf’ın
İstanbul’da
Kedi kitabındandır.


Paylaş