VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
06 Kasım 2014 Perşembe | Anasayfa > Haberler > Kendi yarasına merhem olamamak
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Kendi yarasına merhem olamamak

Charlotte Bets’in kaleme aldığı “Eczacının Kızı” 17’inci yüzyıl Londra’sında yaşayan genç bir kadının; Susanna’nın hikayesini anlatıyor. Roman, ilaç yaparak ve veba salgınından kırılan hastaları tedavi etmeye çalışan Susanna’nın hayatını konu alıyor.


17. yüzyıl Londra’sı. Pencereden bakan genç bir kadın. Fleet Caddesi, her zamanki gibi kalabalık. Sabah başlayan kar, Limehouse’daki ocaklardan yayılan zehirli bulutları taşıyor. Kanalizasyonlardaki atıklar şehre yavaş yavaş ölümü getirmekte. Bu ölümün adı, ülkelerin kaderini bir anda değiştiren, en büyük savaşları bile yanında küçücük bir sorun kılan vebadan başka bir şey değil. Pencerenin ardından bu dünyayı seyreden genç kadın ise, eczacı olan Bay Leyton’un kızı Sussana’dan başkası değil.
Sussanna’nın günleri veba salgını nedeniyle hastalanmış insanlara ilaç yapmak ve diğer hastalarla ilgilenerek geçmektedir. Yıllardır babasının yanında çalıştığı için ondan bitkilerin, kimyasalların, bakterilerin sırlarını öğrenmiş olan bu genç kadın hangi ilacın nasıl yapıldığını ve hangi hastalığa hangi ilacın gerektiğini bilen, işinde ehlileşmiş bir uzmandır. Üstelik her geçen gün yeteneği onu daha da ileriye taşımaktadır. Öyle ki, her türlü merhemi ve yatıştırıcı ilacı hazırlama konusunda büyük bir becerisi olan ünlü Doktor William Ambrose’yu bile etkilemeyi başaracak kadar. Bu katı ve asık suratlı adam Susannah’nın da dikkatinden kaçmaz.

Ancak Susanna’nın bu sakin hayatı bir anda alt-üst olur. Bunun nedeni mücadele ettiği veba da değildir. Aksine o, büyük darbeyi, en yakınından, en fayda gördüğü yerden yiyecektir; babasından. Ne yazık ki, babasının dul bir kadınla evlenmesi ile Susanna’nın bu sakin hayatı bir anda mahvolur. Çünkü söz konusu üvey anne, tarih boyu masallarda anlatılan üvey annelere taş çıkartacak kadar babasını kızına karşı manüple etmeyi başaracak biridir.

Romanın konusu 17. yüzyılda geçtiği ve kadınların ekonomik özgürlüğü olmadığı için ne yazık ki, Susanna kolundaki altın bileziğine güvenip kendi hayatını da kuramaz. Geriye tek bir çare kalır; evlenmek. Evlenir de. Eczanenin devamlı müşterilerinden doktorun kuzeni Henry’yle...
Henry, ilk bakışta güler yüzlü, iyi, çekici bir erkektir. Ancak sayfalar ilerledikçe gerçek yüzünü gösterince tüm bu sıfatlar yerini tam zıt anlamlı kelimelere terk ediyor. Üstelik vebadan öldükten sonra karısına korkunç bir de borç bırakır ve çaresiz Susanna Henry’nin teyzesi Agnes’in yanına taşınmak zorunda kalır.
Ancak her zaman sürprizlerle doludur ve dahası Sussana güçlü bir kişiliktir. Romanın başından beri ilgisini çeken ve şeteneği ile ilgisini çektiği William da yavaş yavaş onun hayatına girmekte belki de, yeni bir hayatın, dünyanın müjdesini vermektedir.

Dönemin Londra’sının günlük hayatının, veba salgını ile kırılan Avrupa’nın sağlık problemlerinin romanın arka fonunda yer aldığı “Eczacının Kızı” bu güçlü kadın karakterin hem vebayla hem de dönemin zorluklarıyla mücadelesini anlatan tarihi bir roman. Romanı okurken, sağlık ve ilaç dünyası ile ilgili birçok bilgi öğreneceğiniz gibi aynı zamanda kadınların tarih sahnesinde ne büyük bir mücadeleden geçtiğini, çok değil birkaç yüzyıl öncesine kadar nasıl yok sayıldığını da okuyacaksınız.

 Eczacının Kızı Eczacının Kızı

Charlotte Betts

Detay için tıklayın

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam