VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Şubat 2015 Cumartesi | Anasayfa > Haberler > Kendisiyle yüzleşme ustası
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Kendisiyle yüzleşme ustası

Şair, yazar ve psikiyatr Mustafa Ziyalan’ın kaleme aldığı “Çuvallama Ustası”nda birbiriyle bağlantılı 12 öykü var.


Beni yakın. Küllerim bir biçimde okyanusa ulaşabilirse çok iyi olur. İşe yarar mı bilmem ( “Kayıp Balık Nemo “ filminde yaramıştı), ama denize ulaşmaları için belki de küllerimi tuvalete döküp üstüne sifonu çekebilirsiniz.” Mustafa Ziyalan’ın kaleme aldığı öykü kitabının önsöz niteliğindeki girişinde bu sözler karşılıyor okuru.

İnsanı şöyle bir sirkiyor, düşündürüyor. Bir okyanusun uçsuz bucaksızlığında var olmak huzur mu getirir yoksa daha çok bilinmeze mi sürükler insanı, seçemiyorsunuz. Derken kitap ilk öyküyle karşılıyor sizi... Bir havaalanında bir koltuğun üzerinde unutulmuş/bırakılmış bir defter gözüne çarpıyor anlatıcının. Alıyor ve okumaya başlıyor. Okudukları kendi hayatını sorgulamasına neden oluyor. Okudukları, geride bıraktıklarının, aşklarının, unutamadığı ama unutabilmek adına uzaklaştığı kadının siluetinin zihninde canlanmasına neden oluyor. Bu satırları okuyan okura da aynı etkiyi yapıyor Ziyalan’ın kaleme aldığı öykü, hayatımızı ve hayatımızdaki insanlarla olan ilişkilerimizi sorgulamaya başlıyoruz. Mustafa Ziyalan’ın öykülerinde kendi yaşamından kesitler de yer alıyor. Şöyle ki bir psikiyatr olan Mustafa Ziyalan bir dönem Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde psikiyatri asistanı olarak görev yapmış; mahkûmlarla, işkence görmüş kişilerle, tinerci çocuklarla, kumarbazlarla çalışmış. Ziyalan hastanede görev yaptığı o dönemden kitabındaki “Gülümsemeler Ülkesi” adlı öyküsünde “Hastane ülkenin bir yansımasıydı” sözleriyle bahsediyor ve hastalarından birini şöyle anlatıyor: “Bir gün Dumrul’un çalıştığı servise bir adam yattı. Evliydi, ilkokula giden çocukları vardı. Birlikte çalıştığı arkadaşlarıyla insanları nasıl yakaladıklarını, sorguladıklarını, onlara nasıl işkence ettiklerini anlatıyordu. Kendisi elektirik kullanmayı özellikle de tutukluların gözlerine elektirik vermeyi yeğliyordu. Her zaman tutukluyu kırmayı başaramasa da amacın zaten bu olmadığını söylüyordu. Ona göre başlıca amaçlardan biri çocuk ruhlu, kandırılmaya teşne vatandaşın içine Allah, devlet, baba korkusu yerleştirmekti. ” Öykülerde topluma ve toplumsal olaylara yönelik ince ama sivri göndermeler göze çarpıyor.

YEDİ ÖLÜMCÜL GÜNAH

Mustafa Ziyalan kitabında yedi ölümcül günaha da değiniyor. Her bir günah için bir öykü yazan Ziyalan’ın yedi ölümcül günahı anlattığı öykülerinden örnekler:

Miskinlik: “Yerimden kalkmadan yakınımdaki boş şişelere işiyordum”

Açgözlülük: “Kenti tümüyle açgözlülüğümüzün, en başta kendi açgözlülüğümüzün dışa vurumu, ülkenin gerisinden geçinen bir asalak gibi görür oldum.”

Oburluk: “Sonunda ete, bedene, bedenlere verdim kendimi. Önce incildim, yok oldum sanki.”
Şehvet düşkünlüğü: “Kebapçıların erkeklerin elinden kurtulması gerektiğini düşündüğüm olmuştur.”

Gazap: “Pişirmek ananem için daha çok kavurmak, kırmak, kıymak, ezmek üzerineydi sanki.”
Kıskançlık: “Çocukluğumuzda muz ya da karışık tost yiyen çocuk hiç olmazsa kıskanılırdı.”

Paylaş