VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Haziran 2018 Cuma | Anasayfa > Haberler > Kendiyle alay eden bir roman: Hodbinler
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Kendiyle alay eden bir roman: Hodbinler

Koleksiyoner Saruhan Doğan’ın saf bir aşk üzerine kurulu ilk romanı “Hodbinler”, esprili dili ve şaşırtıcı sonuyla okuru dolu dolu bir edebi ziyafete davet ediyor.







CEMRE NUR MELEKE


Roman içinde roman özelliği taşıyan “Hodbinler”i ne kadar sürede yazdınız?
2017 Ocak sonunda başladım, Ekim’de bitti. Asıl işin zor kısmı olan kesme ve atma dönemi başladı. O da 2-3 ay sürdü. Aralık’ta roman hazırdı.

Yazma süreci nasıl başladı?
Başlarken hikâyenin nasıl gelişeceğine dair hiçbir fikrim yoktu. Bunu da özellikle yaptım ki, ben kendim de eğleneyim diye. “Bir roman yazayım” diye düşünüyordum. Bu romanın eski lisanla, eski edebiyatla ilgili olmasını istiyordum. Özellikle 1930-1940’lı dönemin Türkçesini çok severim. Romanda eski büyük bir üstat var, bir de o üstat gibi yazmak isteyen genç bir romancı. Genç romancı bir roman yazacak; o da aynen üstadın büyük şaheseri gibi aynı formatta olacak. Bu formatta; mektepten iki arkadaş rakip olacak, birinin aşık olduğu ama ulaşamadığı bir kadın olacak. Hikâye bu şekilde başladı ve roman ortaya çıktı.

Hodbinin anlamı bencil. Neden isim olarak Hodbinler’i seçtiniz?
Hodbin o kadar hoşuma giden bir sıfattı ki kitaptan önce kitabın adı vardı aklımda. Biraz da isim kitabı yarattı diyebiliriz. Sadık karakteri de kitaptaki en hodbin karakter.

Romandaki Efgan karakterinin yazmış olduğu “Mihrabad’da Hodbinler” kitabından ve bu kitaptan özenilerek “Hodbinler” romanının oluştuğundan bahsediyorsunuz.
Efgan karakterinin büyük bir eseri var, ciltler süren nehir romanı. Burada nehir roman kavramını da hicvetmiş oldum.

Mihrabad ismi de boğazın özel bir yerindeki bir tepe. Mehtabın en güzel gözüktüğü yer tam orada. Eski İstanbul hayatındaki mehtaplı gecelere bir gönderme var orada. O romanın adı “Mihrabad’da Hodbinler” olduğu için genç romancı karakterimiz de o romandan pay biçerek Hodbinler romanını yazıyor.

Romanınızda birbirinden farklı yazarlardan alıntılar var. Dostoyevski, Albert Camus, Mehmet Akif Ersoy gibi.
Benim okurluk hayatımda çok önemli referanslar bunlar dediğim bütün kitapları aldım. O kitaplardan aldığım alıntıların kendi romanımla çok bağlantılı olduğunu söyleyebilirim. Ahmet Hamdi Tanpınar, Orhan Kemal var mesela. Özellikle Orhan Kemal’in benim üzerimde insanları anlamaya ve diyalog yazmaya dair çok büyük bir etkisi oldu.

Romancı karakterinin “Sevgili okur” diye hitap ettiği kısımları Dostoyevski’nin üslubundan esinlendim. Mehmet Akif Ersoy’dan da çok alıntı var. Ersoy, bizim topluluğumuzda bir yarılmanın sembolü haline gelmiş bir şair. Fakat bu çok yanlış, hepimizin sahiplenmesi gereken bir şair olduğunu düşünüyorum.

Bırak ağdalı yazmayı kendi dilini bul

Romanda şöyle bir cümle geçiyor; “Biz şu burnu havada hodbinlerden değiliz. Roman kutsanacak bir kalıp değil bizce. Bizler sokağın, gerçeğin romancılarıyız.” “Hodbinler”, Türk romancılığına bir eleştiri mi?

Kesinlikle. Efgan karakteri romanda diyor ki; “Bırak benim gibi ağdalı yazmayı, kendi dilini bul.” Eski zamanların ağdalı diliyle yazılan o aşk hikâyesiyle alay ediyor aslında. Kendi kendiyle alan eden bir roman Hodbinler.

“Hodbinler” Türk romanında yeni bir sayfa mı?Bu çok iddialı bir söz olurdu. Yeni bir sayfa değil ama var olan gidişattan büyük bir sapma diyebilirim. Genelde yazılan hikâyeler çok gerçekçi olmaya çalışan acıklı aşk hikâyeleri. Ben tam tersi baştan aşağı alayla dolu, gerçeklikten kopuk, günlük hayatımızın derdine çok dokunmayan bir hikâye yazdım. Birincisi bu bakımdan büyük bir farklılık içeriyor kitap. İkincisi lisan bakımından farklılık içeriyor. Bu romanın asıl meselesi; lisan. Yani hem kurgusuyla hem lisanıyla, hem her satırından akan alay ve hicivle son yıllarda yazılan romanlardan epey farklı oldu diye düşünüyorum.


Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam