VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Nisan 2016 Perşembe | Anasayfa > Haberler > Keşke dememek için, mesela derler
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Keşke dememek için, mesela derler

İskender Pala, modern edebiyatla geçmişte kalan meselleri doksan dokuz hikaye ile günümüze taşıyor.

BARIŞ EMRAH


Doğu’ya aittir sözlü edebiyat. Uzun gecelere. Dilden dile, kuşaktan kuşağa aktarılan nükteli, öğütler içeren hikayeler hem dinleyicinin hayal gücünü, hem bilgi birikimini hem de ahlak anlayışını yapılandırırdı. Dedeler torunlara, anneler kızlara, babalar oğullara nasihatlerini, tecrübelerini sözlü edebiyatın en güzel örneklerinden olan mesellerle aktarırdı.

Mesela diye başlar bir “keşke” ya da “mutlaka” derdi. İşte zaman içinde yani modern hayata geçtikçe doğal olarak sözlü edebiyat yerini yazılı edebiyata bıraktı. Romanlar, hikayeler, şiirler aldı onların yerini. Elbet her biri dünya edebiyat ve düşünce tarihinin en kıymetli değerleriydi. Ama yine de, hele kış geceleri, geçmişlerden bir sesin eksikliği hep hissedildi.
İşte bu yüzden “Doğu kültürü sosyal hayatı hikâyelerle harmanlamayı, kuşaktan kuşağa aktarırken büyük veya küçük hikâyeler üzerinden ilerlemeyi sever. Bazen kulağımızdan kısa bir hikâye girer, zihnimize veya kalbimize yerleşir, benliğimiz ile özdeşlik kurarak bize bir ders verir. Modern zamanlar maalesef bu devamlılığı bozdu ve bizi o tür medeniyet taşıyıcı hikâyeciklerden, mesellerden mahrum bıraktı.

Bu coğrafyanın ve medeniyetin bağrında özenerek ve göz nuru ile üretilen iğne oyaları maalesef ucuz pahaya feda edildi. Ve şimdi bazısını restore veya tamir etmeye, kimisinin imitasyonunu yapmaya, kimisini de inşa ve ibda usulüyle yeniden üretmeye mecburuz” diyor. Bu eksikliği gidermek için de “mesela” diye okumaya başlanabilecek olan doksan dokuz hikâye kaleme almış. Her bir hikâye “mutlaka”lar ve “keşke”ler üzerine yeni bir bakış açısı getirirken okuru eski zamanlara götürüyor ya da güncel sorunlara ilişkin farklı bir bakış sunuyor.

O yüzden biz de bu ruha uygun olarak “mesela” diyelim ve kitaptan bir örnek verelim: “Önemli bir proje hakkında toplantıdaydılar. Yuvarlak bir masa etrafında sekiz kişi. Dördü davetli, dördü devletlu. Üç saat kadar aynı konu üzerinde uzman görüşleriyle artıları eksikleri tartışıp durdular. İçlerinden biri hiç söz almamıştı, devamlı dinliyor ve susuyordu.

Nihayet toplantıyı yöneten başkan şaka ve sitemle karışık sordu: ‘Üstat, siz bir şey söylemeyecek misiniz?’ Söyledi: ‘Danışılan kişiler hekimler gibidir. Hastadan başkasında ilaç vermezler. Doğru reçete ortaya çıkarken konuşmanın faydası yok, hastayı ölüme gönderecek bir reçete yazılırken de susmanın vebali var. Ve bir iş siz karışmadan da hayra gidiyorsa konuşmaya ne hacet?!”


Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163