VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Temmuz 2016 Perşembe | Anasayfa > Haberler > Kilitli bedenin hayat veren nefesi
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Kilitli bedenin hayat veren nefesi

“Herkes aya benzer, kimseye göstermediği karanlık bir yüzü vardır,” der Mark Twain. Holly Seddon’ın, eleştirmenler tarafından “çok başarılı bir çıkış kitabı” olarak tanımladığı “Nefesini Tut”, bitkisel hayattaki genç bir kadının sırlarla dolu rüyaları, kâbusları, bilinci üzerinden yükselen ilginç bir gerilim romanı.

YONCA BOZTUNALI

İngiliz gazeteci Holly Seddon’ın 2010 yılında yazmaya başladığı ilk romanı “Nefesini Tut”, bunca yıl sonra baskıya girmesinin hakkını kesinlikle veren, karakter tahlilleri ve öykü içerisinde öykü barındıran kurgusuyla soluksuz okunacak bir roman. İnsanların ne kadar yalnız olduğunu, sadece nefes alan bir insanın bile pek çok kişinin hayatına dokunabileciğini ya da altüst edebileceğini, bir dikiş makinasının düzenli ve üretken hâline benzer şekilde tıkır tıkır anlatıyor.

Gillian Flynn, Lura Lippman ve Paula Hawkins sevenlerin hoşlanacağı bir kurgu ile hikâyesini ören “Nefesini Tut”, on beş yıldır birilerinin onu kurtarmasını bekleyen Amy adında genç bir kızın bilinci ve kâbusları arasında sıkışıp kalmış bir sırrın peşine düşüyor.

Kitapta ana öyküyle birlikte ilerleyen başka pek çok hikâye keşfediyorsunuz… Sayfalar geçtikçe çok güzel, fakat bir o kadar da hüzünlü bir aşk hikâyesi içerisinde olduğunuzu, her ne koşulda olursa olsun müziğin önemini, insan iradesinin gücünün ve güçsüzlüğünün nelere yol açabileceğini, iki insanın evlilik müessesesinde bazen nasıl çıkmazlara girebileceğini, sır tutmanın ne kadar dayanılmaz olabileceğini… Öte yandan, kitabın yazarı tüm bunları yaparken bir şeyi tüm çıplaklığı ve bilimin yadsınamaz keskinliği ile ortaya koyuyor. Muhteşem beynimiz! Vücudumuza komut vermeyi kesse de, fiziksel pek çok şeyi yapamaz hâlde olsanız dahi, bilincin açık olduğunda neler yapabildiğini, mucizevi bir şekilde yaşama dahil olup, insanı dış dünya ile iletişime geçirdiğini görüyorsunuz. “Nefesini Tut”u okurken, sanki milyonlarca kilometre uzak bir gezegenden sinyal alır gibi, bir insanın konuşmadan, ellerini kıpırdatmadan, göz kırpmadan sorularınıza cevap verebileceğini fark edeceksiniz.

İnsanın keşfi
Seddon, kitabı yazarken Kraliyet Hastanesi Nöro-disabilite bölümünden ilham aldığını söylüyor. Nitekim kitaptaki Doktor Haynes karakteri, tam bir bilim adamı kimliği ile uğraştığı konuyu şöyle ifade ediyor: “Ben işimi keşfedilecek bir tıp alanı olarak görmüyorum, bence bu daha çok insanı keşfetmekle alakalı bir şey.”
“Nefesini Tut”, bitkisel hayatta yaşayan bir insanın olayları, etrafını, sesleri, rüyaları ve hepsinden ötesinde, geçen haftaları ve yılları nasıl algılayıp yorumladığına, bilincin nasıl işlediğine dair şiir gibi bir kurgu içeriyor. İnsan beyninin yaşamaya, mücadele etmeye göre programlandığını ve bunun için bazı devreleri kapatıp kendine nasıl bir yol çizdiğini ve korkunç gerçekliğe rağmen güvenli limanlarda usulca yol alışını hayranlıkla okuyacaksınız. Herkesin hayatında ikinci bir şansın en zor koşulda bile var olduğunu, her an dizginleri ele alarak hayatınıza yön verebileceğinizi görüyorsunuz.

Yayımlandığı ülkelerdeki kitap eleştirmenlerinin “çok başarılı bir çıkış kitabı” olarak nitelendirdiği “Nefesini Tut”, çok satan korku-gerilim romanlarının beylik tanıtım sloganlarının altını kesinlikle dolduruyor. Öncelikle kitaptaki karakterler son derece temiz ve detaycı bir üslupla yaratılmış. Seddon’ın dili akıcı, ki bunda gazeteci olmasının etkisi büyük. Zaten hikâyenin başkahramanlarından biri de bir gazeteci. İşte böylece, gerilim romanlarının başarılı olmasını sağlayan en önemli özelliklerden biri olan kolay okuma ile okuyucuyu ele geçirme, “Nefesini Tut”ta daha ilk bölümü bitirdiğiniz an kendini gösteriyor.
“Nefesini Tut”u etkileyici kılan bir diğer husus; kitaptaki mekânları, karakterlerin başından geçen olayları size kokusu, sesi, tadıyla betimlemesi; en ufak bir mimiğin, sesin, nefesin hakkını vermesi olsa gerek… Bir gerilim romanı okuduğunuzu düşünürken aslında bir insanın geçmişle hesaplaşmasına, en büyük mücadeleyi yaşama değil kendisine karşı verdiğine tanık olarak, işleri kontrol altına almanın her zaman o kadar da kolay olmadığını bambaşka hayatların içine dahil olarak çok net görüyorsunuz. Mesela korku şöyle anlatılıyor romanda: “Korku, yalnızca onun işitebildiği ikincil bir kalp atışıydı, bazen neredeyse işitilmez hale gelecek kadar sessizleşiyor, bazen de her şeyi bastıracak kadar yüksek bir ses haline geliyordu. Ama her zaman ordaydı. Düğün gününde ordaydı…”
Pek çok kişinin, özellikle ikili ilişkilerde, aldatma ve dürüst olmama konusunda inandığı şey şudur: Bir kişi size yalan söylüyorsa sizi üzmemek ve kaybetmemek içindir. Nitekim benzer bir ifade bu kitapta, karakterlerin birinin dilinden şöyle dökülüyor: “Sana karşı tamamen dürüst davranmamı, böylece her şeyi tersine çevirip başıma kakmayı mı istiyorsun? Bazı şeyler bunun için fazlasıyla değerlidir.”

Yazarın iyi bir pop-rock dinleyicisi olduğunu, gençlik yıllarında dinlenen müziğin yaşama etkisini görmemek de mümkün değil. Kitabın bazı yerlerinde canınız Blur, R.E.M, Red Hot Chili Peppers, Portishead, Pulp, Smashing Pumpkins veya eskiden sevdiğiniz albümlerin B-Side’larını bulup dinlemek isterse şaşırmayın.


Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163