VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Şubat 2013 Cuma | Anasayfa > Haberler > Kiminin imzası sevimli hayalet kimininkinde Zen sanatı gizli
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Kiminin imzası sevimli hayalet kimininkinde Zen sanatı gizli

Satış rekorları kıran yazarların imza günleri imza günleri hep şenlik havasında mı geçiyor yoksa omuzları tutulup, kolları mı ağrıyor? İlk imza günlerine kaç kişi katıldı, en yoğun günde kaç kitap imzaladılar? Özel bir imza stilleri, unutamadıkları bir anıları var mı? Yazarlara sorduk, imza maceralarını anlattılar.

Bir keresinde kolum o kadar yoruldu ki, kortizon vuruldum / Ahmet Ümit

* İmza günüm rahmetli Aziz (Nesin) Ağabey’le birlikteydi. Sanırım 1992 yılı... Gebze Belediyesi’nin düzenlediği bir etkinlikti. “Çıplak Ayaklıydı Gece” arlı öykü kitabımı imzalayacaktım. Cem Yayınevi’nin sahibi Ali (Uğur) Ağabey, Ahmetcim seni kimse tanımaz 50 kitap götürsen yeter demişti, bana göre 50 kitap bile çoktu. İmza alanına gittiğimizde büyük bir kalabalık vardı. Elbette beni değil Aziz Nesin’i bekliyorlardı. Nitekim Aziz Ağabey’in önünde uzun kuyruklar oluştu, benim önüm ise bomboştu. Aziz Ağabey kalabalıktakilere şöyle bir bakıp, “Neden Ahmet’in kitaplarından almıyorsunuz?” dedi. İşte ondan sonra benim önümde de kuyruk oluşmaya başladı ve yarım saat içinde 50 kitap bitti. İlk imza günümde hüsrana uğramamayı Aziz Nesin sayesinde başardım...


* En yoğun imza günüme kaç kişi katılmıştı? Kesin sayı vermek çok zor ama sanırım 1500 kişiyi bulmuştur. Hangisi olduğundan ise emin değilim, Eskişehir, Zonguldak ya da son İstanbul Kitap Fuarı, üçü de acayip kalabalıktı...

* Önceleri adımın baş harfinin etrafına bir takım çizgiler çekiyordum, şimdi ise gülen bir insan yüzü çiziyorum. Gülümsemek iyidir.

* O kadar kalabalıkta özel bir şey yazmayı, bekleyen insanlara saygısızlık olarak görüyorum. O yoğun kalabalıklarda, okurun adı ve soyadını yazıyor ve “Sevgilerimle” ekilyorum. Aksi takdirde insanları saatlerce ayakta dikmek durumunda kalacağız.

* En ilginç anımı; bu kasım ayında Ankara’da Arkadaş kitabevinde yaptığım imzada yaşadım. Yanımda torunum Rüzgar vardı. İmzaya başladım, baktım Rüzgar da eline bir kalem almış, önünde boş kağıtlar okurlara imza dağıtıyor. Okurlar önce anlamadı, ama fark edince sağolsunlar büyük bir incelikle oyuna katıldılar. Yani 5 yaşındaki torunumla ilk ortak imzamızı böylece gerçekleştirmiş olduk.

* İmza günü sonrasında hatta imza anında parmaklarım, dirseklerim ve omuzum ağrımaya başlıyor. Kimi zaman ağrılar, evde buz koymağa kadar gidiyor. Bir keresinde çok fena olmuştu kortizon iğnesi yaptırmak zorunda kalmıştım...

* İki gün üst üste imza yapabilir miyim? Mümkünse kaçmaya çalışırım, çünkü iki gün üstüste imza ölüm demek...


Elif Şafak kuyruğu sandım, meğer bana gelmişler! / Tuna Kiremitçi



İlk romanım çıktıktan sonraki kitap fuarında, 3-5 meraklı okurun ve fuar görevlilerinin katılımıyla gerçekleştirmiştim. Her bakımdan unutulmaz bir gündü.
Son romanımdan sonra, yine kitap fuarında epey yoğunluk vardı. Kuyruğu görünce onları yollarını şaşırmış Elif Şafak okurları sandım ama değillermiş.
İmzalar tekrarlandıkça gelişiyor ve daha sade, kusursuz ve stilize tasarımlara dönüşüyorlar. Eskiden süslü bir imzam varken şimdi bu neredeyse Zen halkaları gibi birkaç çizgiye indi.
Hangi romanı imzalıyorsam onun konusuna ya da okurla o an aramızda geçen diyaloga göre bir şey yazıyorum. Bazı okurlar da şiirlerimden dizeler ya da şarkı sözlerimi yazmamı istiyor.
İmzasını aldığım ilk yazar Duygu Asena’ydı. Lisedeyken gittiğim kitap fuarında güzelliğinden etkilenip kuyruğa girmiş ve “Kadının Adı Yok”u imzalatmıştım. Yıllar sonra bir gün Edirne’de beraber imza günü yaptık. Ona anımı anlatınca çok duygulandı ve bana aynı kitabının yeni baskısını imzaladı. İçine de “ilk imzadan beraber imza gününe, sevgilerle” yazarak.
Çekmiyorum, kimsenin çektiğini de sanmıyorum. Yazarlar bezen hava olsun diye böyle şeyler söyler, ne çok imza attıkları anlaşılsın diye. Eski bir Kızılderili hilesi.
Bugüne kadar özel bir hazırlığım olmadı. Ama artık imza günü tarihi yaklaşırken “Eye Of The Tiger” dinleyerek karlı dağlarda koşmayı planlıyorum.

Kimseyi Bekletmemek için öpücükler yazarım / İpek Ongun



*İlk imza günüm 1981 yılında Tepebaşındaki Tüyap salonundaydı. Öylesine heyecanlıydım ki kendimi Pera Palas'ın çay salonuna atıp vaktin gelmesini orada beklemiştim ve o gün "Kamp Arkadaşları" ve "Mektup Arkadaşları" adlı kitaplarımı sanırım ancak beş on kişiye imzalamıştım.

*En yoğun imzam Samsun'daki kitapevindeydi. Sabah saat 10 da imzaya başladım, akşam
saat 7 de bitti. Hiç ara vermeden imzaladığım için sırtım tutulmuştu, ben imza yaparken
devam edebilmem için, bir kitapevi çalışanı sürekli masaj yapıyordu.


* Özel birşey yazmayı severim ancak çok kalabalık olunca, fazla bekletmemek amacıyla sadece 'öpücükler' yazıyor, imzamı atıyorum ama 'Ö' harfini kocaman yapıp içine gülen yüz çiziyorum. Bu, bir biçimde kısa imza için bir özür oluyor.

*Kişiye özel olmasına özen gösteriyorum. Elimden geldiğince tabii.

* En ilginç anımı Isparta'da yaşadım. Küçük bir kız çocuğu geldi, elindeki kitabı uzattı ve, 'biliyor musunuz anneannem sizi çok seviyor. Bu, onun kitabı, o okumuş sonra annem okumuş ve şimdi anneannem bunu bana verdi,' diyerek imzalamamı istedi.

*Bazı kentlerde ve Tüyap'ta imzalarım beş saatten aşağı olmuyor, o zaman elim o kadar değil ama omuzum çok ağrıyor.

* Okurlarımın büyük çoğunluğu genç kızlar olduğundan onlar için süsleniyorum! Öyle bir inceliyorlar ki...


Arkadaşlarımla karşılaşınca çok heyecanlandım/ Müge İplikçi


*İlk imza günüme yaklaşık 20 kişi katılmıştı.

*En yoğun imza günüm yıllar önce Adapazarı'ndaki bir okul buluşmasıydı. 200-250 civarında okurum katılmıştı.

*Adımın dört harfini el yazısı olarak yazarak imzamı atıyorum.

*Özel bir şey yazıyor muyum? Sanırım evet, özellikle gençler için imzaladıklarımı çok daha samimi sözcüklerle imzalıyorum. Yetişkinlere bir parça daha mesafeli.

*Mefisto Kitapevi'nde Civan'ı imzalarken liseden arkadaşım Ufuk Uğur yıllar sonra eşiyle karşıma çıktığında çok şaşırmış ve sevinmiştim. Zaman tünelinden geçmek gibiydi. Bunun dışında çocuk ve gençlerle inanılmaz güzellikte imza günlerim oluyor. Neşeli, dinamik, gencecik...

*Gençlerle olan imza günlerinde, evet. Çok sayıda imza oluyor ve çok tatlı sohbetler yapıyoruz. Günün sonu, bu yüzden çok keyifli bir yorgunluk demek oluyor.

Süre Bittiği Halde Kuyruklar Tükenmiyor / İskender Pala

*İlk imza gününüze hatırlayabildiğim kadarıyla yüze yakın kişi katılmıştı ve yıl 1990 idi.

*Her imza günüm yoğun geçiyor, süreler tükendiği halde kuyruklar tükenmiyor.

*Özel bir imza atma şeklim yok.

*İthaflarda iki şeye dikkat ediyorum. Kitabımın adını içeren bir cümle olması. Okuyucunun yaşına ve konumuna uygun bir cümle olması.

*Kuyrukta iki saat beklemenin yorgunluğuyla karşıma gelen ve benimle yine de gülümseyerek konuşan her okuyucumun yüzü bana ilginç ve sevecen gelir.

*İmza gününüzden sonra fiziksel bir ağrı çektiğim oluyor. Elimde ve boynumda iki veya üç gün süren ağrılar mutlaka olur.

* İmza günümde ne olursa olsun, gülümsemeyi kendime telkin ederek hazırlanırım.

Bağımsız Aday Olsam Kazanırmışım/ Canan Tan




*İlk imza günümü 1996 Ekim ayında, İstanbul Kitap Fuarı’nda, İnkılap Kitabevi standında yapmıştım. Tek kitap vardı elimde. Aziz Nesin ödüllü bir mizah öyküleri kitabı: İster Mor, İster Mavi.Kaç kişinin katıldığını hatırlayamıyorum ama, az sayıda imza attığımı söyleyebilirim. Ancak, ilk kitap heyecanı öylesine güçlüydü ki, her bir imza bine katlanıyor ve bana kelimelerle ifade edilemeyecek bir mutluluk veriyordu.

*Son yıllarda bütün imza günlerim, özellikle de kitap fuarlarında ve Anadolu’nun değişik kentlerindeki üniversite etkinliklerinde gerçekleşenler, son derece yoğun geçiyor. Belli bir sayı vermek mümkün değil. Şu kadarını söyleyebilirim: Malatya’daki, sekiz saati bulan 2012 kitap fuarı imzasında, “Buradan bağımsız aday olsanız kazanırsınız” demişti Malatyalılar.

*Soyadımı kullanmam imzalarımda. “Canan” demek yetiyor.


*Ne kadar kalabalık olursa olsun, her kitaba farklı bir şeyler yazma çabasındayım. O kadar saat imza kuyruğunda beklemiş okurlarım özel ilgiyi fazlasıyla hak ediyorlar.

*Kimselere açamadıkları sırlarını benimle paylaşmaya çalışanlar, çektirdiğimiz tek kare fotoğrafla mutlu olanlar, kuyruklarda yaşanan sıra kavgaları...
İçlerinden birini sizinle paylaşayım: Gene Malatya... Dışarıda şiddetli bir yağmur var... Saçları beline kadar uzun genç bir kız, “Yağmurda sırılsıklam ıslandım, saçlarımın ucundan sular süzülüyordu geldiğimde. Üç saattir kuyruktayım, burada kurudu saçım” dedi. Yüzündeki mutluluk ifadesi hâlâ gözlerimin önünde.


*İmza sırasında bedenimdeki kasılmaları, tutulmaları, uyuşmaları; parmaklarımdaki sızıyı hissetmiyorum bile. Okurlarımın gözlerindeki sıcaklık olağanüstü bir güç veriyor bana. Sonrasında ufak tefek sıkıntılar oluyor ama, yaşadığım güzelliklerin yanında, söz etmeye değer bulmuyorum hiçbirini.

*Arka arkaya iki ya da üç gün imzamın olduğu kitap fuarlarında, elimden geldiğince dinlenmeye ve ertesi gün için güç toplamaya çalışıyorum.


İlk imza günüme 3 kişi geldi ikisi yoldan geçerken uğradı / Emrah Serbes

Behzat Ç. romanı çıktığında yaptığım ilk imza günüme 3 kişi geldi ikisi yoldan geçerken uğradı, sadece biri arayıp tarayıp bulmuş kitabevini...







Sevgi ile eziliyordum / Nazlı Eray


Usta yazar Nazlı Eray, bir ilköğretim okulunda gittiği imza gününde çocukların yoğun ilgisiyle karşılaşmış. Eray bu imza günü için "Hayatımın en güzel anlarından biriydi. Sevgi ile eziliyordum." diyor.








Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam