VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Ocak 2013 Salı | Anasayfa > Haberler > Kırık bir hayat öyküsü
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Kırık bir hayat öyküsü

Alina Bronsky’nin, Rusya’dan Almanya’ya göç eden 17 yaşındaki Sasha’nın trajik öyküsünü anlattığı romanı “Cam Kırıkları Parkı”, mutlu aile hayalinin yerini cinayet planlarına bıraktığı başarılı bir ilk roman.

TEKİN BUDAKOĞLU
tekinbudakoglu@hotmail.com


“Bazen bizim mahallede hâlâ doğru dürüst hayallere sahip olan tek insanın ben olduğumu düşünüyorum.”
Cam Kırıkları Parkı”nın bu giriş cümlesi, 17 yaşında genç bir kız olan Sasha Naimann’a ait. Bu cümleyi okur okumaz Sasha’nın hayallerinin ne olabileceği hakkında birkaç şey belirdi belki zihninizde; üniversitede sevdiği bölümü okumak isteyebileceğini, âşık olduğu delikanlı ile evlilik planları kurduğunu düşünmüş olabilirsiniz. Oysa akla ilk anda gelen hayalleri yok Sasha’nın, akla ilk anda gelen bir hayat yaşamıyor çünkü. Bu gibi bilindik hayalleri akıl dışı, “acınası” buluyor o.
İki büyük hayali var Sasha’nın. İlki, “kızını dinleseydi hâlâ hayatta olacak olan kızıl saçlı aptal bir kadının hikâyesi” konulu bir kitap yazmak. Diğeri ve belki de en önemli hayali ise “Vadim’i öldürmek.”
Henüz ilk sayfada, bir çırpıda bunları okuyunca, Sasha’nın yazmak istediği kitabın gerekçelerini, Vadim’in kim olduğunu ve onu neden öldürmek istediğini çözmeye çalışmamız, yazarın karmaşık, girift düzen oluşturmaya çalışan bilinçli tavrının yansımaları. Öyle ki Sasha’nın kitabında bahsedeceğini söylediği “kızıl saçlı aptal kadın”ın annesi olduğu ve onu aptal diye nitelemesinin altında olumsuz bir yön yatmadığı gerçeği daha sonra ortaya çıkıyor: Annesi öldüğü için ona karşı bir kızgınlık, sevgiyle karışık öfke hali bu. Annesinin bile bile ölüme gittiğini düşünmesi, doğru kararlar vermediğine inanması yüzünden. Oysa Sasha, başlarına kötü bir olay geleceğini hissetmiş ve Vadim konusunda, yıllarca annesini uyarmıştı.


CİNAYET PLANLARI
Annesinin ölümünden sonra günden güne Sasha’nın içinde Vadim’e karşı bir öfke birikir. Hatta üvey babasını nasıl öldüreceğiyle ilgili planlar yapar durur: “Ciğerlerin suyla dolarken, kurbağalar da vıraklayarak eşlik etmeliler. Cesedin bulunana kadar uzun bir süre suyun içinde kalmalısın ve zamanı geldiğinde, yüzeye çıktığında, hak ettiğin şekilde görüneceksin: Gri-yeşil, çürümüş ve şişmiş.”
Yaşananların ardından genç bir kızın ruhsal olarak yıpranması, her şeye şüpheyle yaklaşması doğal bir refleks. Tıpkı, annesinden sonra boşlukta kalıp, sürekli olarak “Ben hiçbir şey değilim!” diye düşünüp durması ve önündeki Vadim portresi yüzünden evliliğe ve erkeklere negatif yaklaşması gibi. Asla bir erkeği sevemeyeceğine inanır. Ta ki, Volker Trebur ile tanışana kadar. Volker’i görünce her zamanki gibi “Erkeklerden nefret ediyorum” diye düşünür Sasha dalgınlıkla ve bu sefer hemen ardından ekler: “Erkeklerden nefret ediyor muyum?”
Volker’ı gördüğü anda seven Sasha’nın öfkesindeki azalma dikkat çekici. Sasha, ziyarete gittiği evlerinde Volker ve kendi yaşlarındaki oğlu Felix ile vakit geçirerek, sıcak bir aile ortamında aidiyet duygusunu daha güçlü yaşayınca, öfkesini daha az göstermeye ve Vadim’i öldürme planlarını aklından daha az geçirmeye başlıyor. Yaşam şartlarının insan davranışları üzerindeki yönlendirici etkisi denebilir buna. Sasha da Harry’nin ailesini ziyarete gittiği evlerinde çevrenin ve ailenin insan üzerindeki etkisini şu sözlerle vurgulamıştı: “Burada büyümüş olsaydım... Ben, biri olurdum.”


Yazar da Rusya’dan Almanya’ya göç etmiş
Cam Kırıkları Parkı”nın yazarı Alina Bronsky, tıpkı Sasha gibi Almanya’ya göç eden genç bir Rus. Bu sebeple Sasha’nın aidiyet sorununu, çok uluslu toplumsal yapı içindeki yerini okura gerçekçi biçimde açabiliyor. Keza bu yaştaki bir genç kızın duygularını, isteklerini ve beklentilerini de öyle. Bronsky, işlenmiş bir dil kullanmayı önemsemiyor ve çok anlamlılığa yönelmiyor: Söylemek istedikleri var çünkü; hissettirmekten çok, anlatmayı seçiyor o yüzden. Söylemek istediklerini işleyiş biçimiyse zevkli. Yaşananları oluş sırasına göre anlatmaması ve merak olgusunu canlı tutabilmesi romanın en önemli artılarından. Bunlar da “Cam Kırıkları Parkı”nı, başarılı bir ilk roman yapıyor.

Paylaş

Yeni sayı yeni heyecanBu ay kapağımıza Türk edebiyatının yaşayan en büyük yazarlarından Selim İleri'yi aldık. Selim İleri, edebiyatta 51 yılı geride bıraktı ve bu yıl karşımıza iki yeni romanla çıktı.

Devam