VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
22 Temmuz 2017 Cumartesi | Anasayfa > Haberler > Kırık şeyler tamir edilebilir ama kırık hayatlar asla
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Kırık şeyler tamir edilebilir ama kırık hayatlar asla

Bir dönem romanı olarak da değerlendirebileceğimiz “Kırık Şeyler Ansiklopedisi”, kendimizden bile gizlediğimiz küçük sırların aslında etrafımızdaki objelerde nasıl da birer birer deşifre olduğunu anlatıyor.

YONCA BOZTUNALI

Akın Çokuğurluel, ödüllü ilk romanı “Ağlamışsan Gözlerini Gösterme Saklan Ayıp”tan sonra yeni romanı “Kırık Şeyler Ansiklopedisi”nde çok farklı bir yazma deneyimine girişmiş. Neticede okurları, iç içe geçmiş öyküler, kişiler, zamanlar, harfler ve satırlar bekliyor. Roman, iki bağımsız hikâye ile başlıyor; hem kurgu ve biçem olarak hem de görsel ve tasarımsal anlamda okuyucuya çok farklı bir deneyim sunuyor.

Öncelikle öyküye bir göz atalım: Annesinin ölümünün ardından sahip olduğu yaşamı kaybeden, hayatı altüst olan bir gencin günlerini amaçsız, mutsuz, hüzünlü geçirişine tanık oluyorsunuz. Ona bu bitmek bilmeyen yalnızlığında eşlik ederken, kimi zaman Boğaz’da gün boyu çay içip sohbet ediyor ya da onunla televizyondaki evlilik programlarına takılıp kalıyorsunuz. Bir annenin bir çocuğun yaşamını küçüklüğünden itibaren nasıl şekillendirdiğini ve geleceğe yönelik hedeflerini, yaşama arzusunu ne denli yönettiğini görüyorsunuz. “Kırık Şeyler Ansiklopedisi”, bir annenin insanın yaşamındaki o yoğun, tatlı, anlamlı, güçlü varlığının uzun uzun ve incelikli anlatımı ile başlıyor: “Ufak tefek bir kadındı annem. Nereden çıkacağı asla belli olmazdı. Terliğini tıpır tıpır sürüyerek gelir, hiç beklemediğin bir köşede karşında bulurdun. Gizli sensörleri vardı sanki. Benim kalbimin ve nabzımın atışını, nefes alışımı, heyecanımı, korkumu ona ileten minik sensörler.”

Baba nerede?
Annenin böylesine etkili olduğu bir yaşamda baba nerede dediğinizde ise, romanın ilerleyen bölümlerinde, aslında bütün hikâyenin babanın yokluğu üzerine yoğunlaştığını, belki de anneden daha da beter bir şekilde roman kahramanının hayatının içine, ruhuna işlediğini, tüm korkuların, endişelerin ve yaşam amacının belirsizliğinin sebebi olduğunu anlıyorsunuz. Çocukluğundan beri kendisine ismi ile hitap etmemiş, yaşamı boyunca pek az gördüğü babanın, kahramanın yaşamını nasıl etkilediğini, yok ettiğini ama işin aslının gerçekte bambaşka olduğunu anlatıyor roman. Başa dönelim; kahramanımız işsiz güçsüz, üniversite okumamış bir genç. Oysa babası, yaşamı boyunca yasaklı kitaplar ve karıştığı olaylar yüzünden şehir şehir gezmiş, çok parlak bir öğrenciyken okulu yarım bırakmak zorunda kalmış, çocuğuyla baba oğul ilişkisini hiç yaşayamamış, karısına olan aşkını doyasıya paylaşamamış, uzaklarda apayrı hayatı olan bir insan. Anne, bir yandan çocuğuna hem anne hem baba olarak kol kanat gererken bir yandan da eşini kendilerinden alıp götüren kitaplardan öfkesini, onları sürekli gizleyerek, ortadan kaldırarak çıkarmaya çalışıyor. Ancak yıllar sonra annenin ölümü ile bu kitaplar tekrar gün ışığına çıkıyor ve tek tek elden çıkarılırken bir gizemi de ilmek ilmek çözüyor.
Teoman’ın şarkısında, Müslüm Gürses’in yorumunda içli içli “bildiğim bütün hayatlar paramparça” dediği gibi, “Kırık Şeyler Ansiklopedisi” hayatımızdaki objelerin, varlıkların, durumların aslında her birimiz için görünenden ve bilinenden farklı anlamlar içerdiğini, elle çizilmiş hissi veren görsellerle neredeyse her sayfada gösteriyor bize. Yaşamımızdaki her bir obje aslında bir duygu, bir deneyim ve bir anlam içeriyor. Pek çoğu içinde bir hüznü, bir anıyı, bir hissi barındırıyor.

Farklı tasarım
Kitapta içiçe geçen kişiler, yaşamlar, satırlar ve harfler (gerçekten de harflerin içiçe geçtiği sayfalar romanın hikâyesine ve o sırada düşüncelerini anlatan karakterin ruh haline çok uygun düşmüş) daha önce muhtemelen hiç denenmemiş bir mizanpajla sunulmuş. İlhan Berk, Enis Batur gibi bazı ustaların tekniklerinde yaptığı, kelimelerin görsel dizilişi ile de yaratılmak istenen algı, burada da benzer şekilde birkaç sayfa peşi sıra dikkat çekiyor. İlgili bölümde, karakterin duygu yoğunluğu, obsesif hali, kafa karışıklığı ve bitmek tükenmek bilmez bir paradoksa dönüşmüş bezdirici düşüncüleri ifade edilmek istenmiş gibi görünüyor.
Annesinin ölümünün ardından çocukluğunu neredeyse babasız geçiren roman kahramanımız artık yaşlı babasıyla aynı evi paylaşmaya başladığında ise onu hayata bağlamak için kırık şeyler icat ediyor. Bu şekilde babasını oyalarken aslında kendisine de bir meşgale bulduğundan, amaçsız günlerini bir şekilde doldurduğundan habersiz şöyle diyor: “Eşyaları kusurlu yaparak onları kendime benzetmeye çalışıyordum.”



Kitaptan seçmeler

Öyküsü ve tasarımı ile ilginç bir deneyim sunan “Kırık Şeyler Ansiklopedisi”nden size birkaç başlık ve açıklamaları…
* Plakçalar: Duymak istemediğiniz şarkıları kulağınıza taşıyan müzik mekanizması. Bkz. Huysuz ve Tatlı Kadın
* Çay: Tek başına içilmesi ağır yalnızlık durumudur.
* Kül: Her şey bittiğinde elimizde kalan.
* Yastık: İnsanı rahat ettireceği düşünülen yumuşak eşya. Bedeni değil, vicdanı rahat ettirir.
* Saat: Zamanı hatırlatan sinir bozucu mekanizma.
* Sehpa: Odada olan her şeyi kaybeden ayaklı ve dilsiz mobilya.
* Ağaç: Toprağa sabitlenmiş yarı canlı. Saplanıp gidememe hissi verir.
* Vapur: İçinde çok sayıda hikâye taşıyan su aracı.
* Martı: Çığlıklarının her seferinde farklı anlaşıldığı kuş türü. Yalnızlarla alay ettiği söylenir.
* Yara Bandı: Yarayı tedaviden çok saklamaya çalışan yapışkan madde. Görünmeyenin çabuk unutulacağını düşündürür.
* Pencere: Bulunulan yer ve gitmek istenen yer arasındaki ince ayrım.
* Kitap: Değişik dünyalara izinsiz geçiş hakkı olan basılı yayın.
* Yakın Gözlüğü: Yakındakini iyi gösterdiği iddia edilen mercekli aksesuar. Yakındayken bile göremediklerimiz ile ilgili bir faydası bulunmamaktadır.



Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163