VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Şubat 2016 Pazar | Anasayfa > Haberler > Kırılan rüyalar ve kabuslar
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Kırılan rüyalar ve kabuslar

Kısa öyküler ve şiirler… Düşler ve acayip kahramanlar… Sıra dışı mekânlar ve tuhaf zamanlar… Bol ödüllü öykülerin derlendiği “Kırılgan Şeyler” için Neil Geiman “Kırılganlıkların sonu yok” diyor; “İnsanlar çabucak kırılıyor, rüyaları ve kalpleri de.”



Düş kapanlarını bilirsiniz. Hani Kızılderili inancına göre, kâbusları yakalayıp insanlardan uzak tutan tüylerle süslü çemberler.

İşte Neil Gaiman bir düş kapanı; ama kâbusları insanlardan uzak tutmak yerine onları yakalayıp allayıp pulladıktan sonra bize daha beter kâbuslar olarak geri yolluyor. Üstelik eşsiz düş gücüyle bunu öyle güzel yapıyor ki, en beter karabasanlarınız, onun öykülerinin yanında çocuk masalı gibi kalıyor. Yine tam da hayranlarının seveceği türden, “kâbus gibi” bir Neil Gaiman kitabı çıktı bu ay: “Kırılgan Şeyler”.
“Sandman” serisiyle okurlarını rüyalara sürükleyen Gaiman’ın bu kısa öyküler ve şiirlerden oluşan kitabının adına da bir rüyası esin kaynağı olmuş.

“Ahlaki sorumluluklardan kaçınılarak geçirilmiş bir hayattansa kırılgan şeyler uğruna tüketilmiş bir hayatı tercih ederim.” İşte bu sözler, yazarın rüyasında yankılanmış. “Kime hitaben söylendiklerini veya ne kastedildiğini tam anlamasam da uyanır uyanmaz onları bir kenara not ettim” diyor. “Bu hikâyeler ve hayaller kitabını tasarlarken planım İnsanlar Kim Olduğumuzu Bilmeli, Bir Zamanlar Buradaydık adını verdiğim bir hikâye kitabı hazırlamaktı. Nihayet kitabın malzemesini bir araya getirmeye başladım, önceki isim artık uygun olmadığından ne ad vereceğime kafa yordum. One Ring Zero’nunAs Smart As WeArecd’si böyle bir zamanda geldi ve rüyadan uyanırken yanımda getirdiğim kelimeleri söylediklerini duydum. Kırılgan Şeyler sözünden ne anladığımı çözmeye çalıştım. Kısa öykülerden oluşan bir kitaba yakışan bir addı. Kırılganlıkların sonu yok. İnsanlar çabucak kırılıyor, rüyaları ve kalpleri de...”

“Öyküler ve Mucizeler” alt başlığıyla sunulan kitap, Gaiman’ın dergilerde, antolojilerde hatta bir Tori Amoscd’sinde yer alan öyküleriyle şiirlerinden oluşuyor. Pek çoğu ödüllü bu öykülerde Ray Bradbury’den Arthur Conan Doyle’e, “Narnia Günlükleri”nden “Matrix”e göndermeler var.
PATAVATSIZ SAÇMALIKLAR!
Bu öykülerden özellikle tuhaf isimli “Vahşi Arzuların Gecesinin Gizli Evindeki Yüzü Olmayan Kölelerin Yasak Gelinleri”ne dikkat etmenizi öneririm. Çünkü bu öykünün de bir öyküsü var. Gaiman “Yasak Gelinler”i yazdığında henüz yirmi iki yaşındaymış. “Bitirdiğimde daktilo edip tanıdığım editörlere gösterdim” diye anlatmaya başlıyor öykünün akıbetini: “Biri şöyle bir göz attı, onun tarzı olmadığını söyledi, kimsenin bunları beğenebileceğine inanmıyordu.

Diğeri okudu, anlayışlı gözlerle bana bakıp patavatsız saçmalıklar olduğu için kimsenin basmayacağını söyleyerek geri verdi. Ben de metni bir kenara kaldırdım, başkalarının okuyup beğenmemesiyle yaşayacağım utançtan kurtulduğuma sevinmiştim.
Hikâye okunmadan kaldı; dosyadan kutuya, ofisten bodruma, bodrumdan tavan arasına yirmi yıl gitti geldi. Onu düşündüğümde tek hissettiğim şey basılmamasının verdiği huzurdu. Bir gün Gothic! antolojisi için hikâye istediler. Aklıma tavan arasındaki taslak geldi, kurtarılabilir yanı var mı, diye bakmak için çıkıp onu buldum. ‘Yasak Gelinler’i okumaya başladım ve okudukça gülümsedim. Aslında oldukça komikti ve zekice yazılmıştı. Bilgisayarın başına geçip ikinci bir taslak hazırladım, ilkinden yirmi yıl sonra başlığını şimdiki kısacık haline getirdim ve editöre yolladım. Okuyanlardan en az biri ‘patavatsız saçmalıklar’ olduğunu düşünmüştü ama bu galiba azınlık görüşüydü.

‘Yasak Gelinler’ yılın en iyi hikâyelerini toplayan antolojiler tarafından seçildi ve 2005 yılında Kısa Hikâye dalında Locus Ödülü‘nü kazandı. Bundan ne ders almak gerektiğini bilmiyorum.
Bazen hikâyelerinizi yanlış kişilere gösterirsiniz... Her şeyi herkese sevdiremezsiniz. Zaman zaman tavan arasındaki kutularda başka neler olduğunu merak ediyorum.”
Eğer “Yasak Gelinler”i “bugünkü NeilGaiman” yazmış olmasa Locus Ödülü alabilir miydi acaba diye sormadan edemedim. Çünkü kitaptaki tüm öyküleri aynı tutku ile sevdiğimi söylemem mümkün değil. Bir hayranının internet sitesinde “O 1000 kelime yazsa siz de 1000 kelime yazsanız, o sizden fazlasını yazar” dediği Gaiman’ın “Kırılgan Şeyler” öykülerinin büyük bir kısmı romanları gibi renkli, coşkulu ve dopdoluyken birkaçı ağzıma bir parmak bal çalıp bitiverdi. Tüyleri diken diken eden her türlü acayip karakterin capcanlı kurgulandığı ve absürt mekânların gözünüzde sanki gitmişsiniz gibi belirdiği öykülerde yazar her zamanki keskin zekâsıyla keskin kalemini buluşturmuş.

GÖLGE’NİN DÖNÜŞÜ

2007 yılında En iyi Koleksiyon dalında Locus Ödülü‘nü olan “Kırılgan Şeyler”in çoğu ödüllü öykülerini kimi zaman kahramanın ağzından dinliyoruz kimi zaman üçüncü tekil şahıs olarak yazar anlatıyor bazen de takvimdeki aylar tek tek dile gelip bir öykü anlatıyorlar.
Kahramanlar bazen bir sirkte kayboluyorlar bazen Sherlock Holmes oluveriyorlar bazen de eski bir dost olup karşınıza çıkıyorlar. Mesela “Amerikan Tanrıları“ndan iki yıl sonra bir novella yazarak kahramanı Gölge’yi okurla tekrar buluşturan Gaiman bu kez onu İskoçya’nın uzak bir köşesine yolluyor. Hafta sonu verilecek bir partide güvenlik görevini üstlenen Gölge, kendini yaratıklar ve bir ölüm oyununun içinde buluveriyor.

Burada tek tek öyküleri anlatıp kitabın keyfini kaçırmayalım; “Neil Gaiman ne yazsa okurum” diyenler için ışıltılı bir seçki olmuş. Yeni başlayanlar içinse, farklı zaman dilimleri ve farklı tarzlarıyla Gaiman dünyasına adım atmanın en keyifli yolu.


Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163