VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
16 Aralık 2011 Cuma | Anasayfa > Haberler > Kırk yıllık dostun tadına doyulmaz keyfi
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Kırk yıllık dostun tadına doyulmaz keyfi

Şekerli, az şekerli, orta şekerli, şekersiz... Türk kahvesi öyle hızlı içilmez, ayak üstü hiç... Hiçbir zaman bir içecek olmakla sınırlı kalmayan kahveyi anlatansa elbette kitaplardır.

Üç yıl önce, bir avuç Türk kahvesi tutkunu olarak “Türk Kahvesi Kültürü ve Araştırmaları Derneği” isimli bir dernek kurmuş ve kendimize hayli iddialı hedefler belirlemiştik. Öncelikle “Türk Kahvesi kültürünü yaşayan bir değer haline getirmeyi” amaçlayacaktık, sonra “uluslararası bir referans ve akreditasyon kurumu” olacak, bu arada “Türk kahvesini üreten ve satan kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyon sağlayacak”tık. Elbette “Türk kahvesi tüketicisini artırarak”, “Türk kahvesinin geleneksel ve manevi mirasımız olan değerlerinin korunması ve geliştirilmesi konusunda şahıs ve kurumları teşvik etmek ve bilgi akışının sağlanmasını” da amaçlayarak. Son olarak da “Bilimsel bir standart ve literatür oluşturup gelecek nesillere bir değer bırakacaktık.”
Bunların ne kadarını başardık, bilinmez. Ancak Marmara Üniversitesi profesörlerinden Emine Gürsoy Naskali ile gerçekleştirdiğimiz bir bilimsel sempozyum kapsamında birçok bilim adamımızın Türk kahvesi ile ilgili yaptığı araştırma ve çalışmaları bir kitap haline getirmeyi başardık: “Türk Kahvesi.” Ve ne güzel ki, Emine Gürsoy’un edtörlüğünde gerçekleşen bu kitap Dünya Gazatesi’nin Yılın En İyi Gastronomi Kitabı ödülünü aldı...
FAL GİBİ BİR TARİH
Daha önceleri unu ekmek yapımında kullanılan, tanelerinden meyva olarak faydalanılan kahve, ilk olarak 14. asırda Yemen’li sufilerce içeceğe dönüştürüldüğü anlaşılıyor. Osmanlı dünyasında kullanılmasının ardından dünyaya yayılan kahve, kısa sürede dünya ticaretinde, folklor ve kültüründe önemli bir yer kazanmış bir ürün.
Bu yüzden 26 yazarın Türk kahvesini çok farklı yönlerden inceledi bu kitapta ve ortaya ilginç yazılar çıktı. Kahvenin tarihçesinden, divan şiirindeki yerine, Osmanlı idaresindeki kahvehanelerden, kahve falının sosyal yapısına ait çalışmalara, Bach’ın Kahve Kantatı’ndaki Osmanlı izlerinden, menengiç kahvesinin tarımına, kahve kutularının özelliklerinden, kahve fincanlarının formlarına kadar uzanan birbirinden ilginç ve çeşitli bilgiler bunlar.
Hazır söz Türk kahvesinden ve onun öneminden açılmışken... Bir kampanyadan bahsetmeden geçemeyeceğim. Malum, Türk kahvesini pişirmek bir maharettir. Şekerli, orta şekerli, az şekerli, şekersiz ama illaki köpüğü bol. O köpük olmazsa kız isteme törenlerinin büyüsü bile bozulur. Telvesinden fallar bakılır. Yani Türk kahvesi denilen şey sadece içilen bir şey değildir. Ritüellerinden tadına her aşaması aslında zaman içinde, kendiliğinden değişmez kurallara, standartlara bağlanmıştır. Mesela biraz kaynatın Türk kahvesinine köpük kalır, ne tat. Kahvesini biraz az atın, bakılan falda ne bahtınız açılır, ne de haneninize ay doğar.
Bu yüzden Türk Kahvesi tıpkı, Emine Gürsoy’un editörlüğünde hazırlanan kitapta anlatıldığı bir tarih, bir değer, bir zenginliktir ve bu yüzden korunması gerekir. Zaten pişirilme tarzı, Türk Kahvesi, Kültür Bakanlığı tarafından korunması gereken kültür değerleri kapsamında
UNESCO’ya bile önerilmiştir.
Ancak buna rağmen son zamanlarda içerisinde “çözünebilir (instant) kahve”, “kahve beyazlatıcı” (glukoz şurubu, hidrojene nebati yağ), stabilizatörler, süt proteini, topaklanmayı önleyici kimyasallar, emülgatörler, renklendiriciler, kabartıcılar bulunan bazı karışımlar “Hazır Türk Kahvesi” adı altında satılmaya başlandı. Bu çok üzücü. Çünkü Türk kahvesi bu değil. Çünkü Türk Kahvesi’nin en büyük özelliği sadece kavrulmuş ve öğütülmüş doğal kahveden oluşmasıdır. Onu değerli kılan budur. Bu tür ürünler ne yazık ki, “Türk Kahvesi”ne değer kaybettirecek. Bu yüzden biz de bir imza kampanyası başlattık.
Katılırsanız çok sevinirim: (www.facebook/Turkkahvemedokunma)

Türk kahvesinin İstanbul macerası

Araştırmacı-yazar Beşir Ayvazoğlu’nun Kapı Yayınlarından henüz çıkacak olan “Kahveniz Nasıl Olsun?” da iyi bir kahve kitabı... “Türk Kahvesinin Kültür Tarifi” alt başlığını taşıyan kitap, kahvenin tarihi, tarifi, kokusu, imgesi ve etrafında sosyolojik açıdan dönüp duruyor. Kahve hakkında yazılan şiirlerden, anlatılan hikayelere, gündelik hayatımızdaki yerinden en özel anlarımıza kadar uzanıyor. Şöyle anlatıyor Beşir Ayvazoğlu bu kitabın ve Türk kahvesinin öyküsünü: “Kahvemden bir yudum aldıktan sonra yazmaya başladım. Habeşistan’dan başlayıp Yemen, Hicaz ve Mısır üzerinden İstanbul’a ulaşan, oradan da bütün dünyayı kuşatacak kollara ayrılan uzun yolda zevkli bir yolculuktu bu. Doğrusu Yemen- İstanbul arasındaki menzillerle fazla oyalanmadım ve İstanbul’dan ayrılan kollara da sapmadım. Çünkü benim asıl derdim, kahvenin İstanbul macerasıydı. Zaten kitaba, İstanbul’a kahve getiren ilk gemilerin Şeyhülislâm Ebusuud Efendi tarafından verilen bir fetva üzerine Tophane Limanı’nda batırılmasıyla başlanıyor, oradan geriye dönüşlerle kahvenin İstanbul’a ulaşıncaya kadar yaşadığı macera kısaca anlatıldıktan sonra İstanbul’da yeniden demir atılıyor.”

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam