VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
20 Ağustos 2010 Cuma | Anasayfa > Haberler > Kitap benim için köpeğim gibi bir şey...
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Kitap benim için köpeğim gibi bir şey...

""Kitapları severim, ama hoyrat davranırım. O kitapla yaşarsınız. Bir şeyle yaşadığınız zaman da o eskir zaten, yıpranır, onun izini taşır. Ben de o yaşanmışlığı severim.""

Prof. Dr. Zeynep Sayın, İstanbul Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü’nün öğretim üyelerinden... Cihangir’deki Boğaz manzaralı evinin üç katında da farklı alanlara ayrılmış kütüphaneler var ve kütüphanelerdeki kitaplar ait oldukları kütüphaneden bir diğerine geçemiyor. Kütüphanesine bakılarak hikâyesinin yazılabileceğini söyleyen Sayın, iyi bir kitabın ayrı bir evren olduğu görüşünde... Zeynep Sayın, kütüphanesiyle olan ilişkisini anlattı:

- Kütüphanemde kaç kitap olduğunu saymadım. Ama bir dönem, 3000 kitap kadar sattım. Ama toplam kitabın kaç tane olduğunu bilemiyorum. Neye göre sınıflandırdığıma gelince... Evim üç katlı... Çalışma katında sanat tarihi, sanat kuramı, tasavvuf, felsefe kitapları var. Tam yazı masamın üstünde Taoizm, Budizm, Orta Asya, Orta Asya’da İpek Yolu kitapları, bir de renkli resimli kitaplarım var. Alt katta siyaset kuramı kitapları, roman, edebiyat kitapları var. Üst katta, yatak odasında da yine edebiyat, siyaset kuramı ve şiir var. Şiir dışında çoğu edebiyat kitabını aşağı attım. Burada da birkaç kitap var.

- Kitap benim için nedir? Köpeğim gibi bir şey... Ali Cengiz nasıl sürekli benimle birlikteyse kitaplarım da sürekli benimle birlikte... Uzağa gittiğimde bile çağırıyorum onu. Kitap da benim için öyle bir şey... Aman yakınımda olsun. Okumasam bile yanımda olur... Yarın saat 10:30’da doktordan randevu aldım, sanırım gözlerim bozuldu. İlk defa yakın gözlüğüne ihtiyacım olacak ve son birkaç haftadır okurken zorlanıyorum. Acayip panik halindeyim, kör mü oluyorum acaba diye. Ya kitapsız kalırsam? Okumayı bildim bileli günde en aşağı 2-3 saatim kitapla geçer zaten. Çalıştığım zamanlar bu zaman uzar da...

- Ben bibliyofili değilim. Yani güzel, ilk baskı, deri ciltli kitaplarım olsun; onları seveyim diye bir mefhumum yok. Ben kitapları severim, ama ben kitaplara hoyrat davranırım. Ben bedeni de öyle severim aslında. Bedende de yaşanmışlık izlerini severim. Öyle silikon filan sevmem; dikiş severim, kırışıklıkları severim. Kitaplarda da böyledir. Yani kitapları ben kırarım, kıvırırım. O kitapla yaşarsınız. Bir şeyle yaşadığınız zaman da o eskir zaten, yıpranır, onun izini taşır. O yaşanmışlığı severim.

- Kütüphaneme bakarak benim hikâyem yazılabilir. Kütüphaneme bakan Batı Edebiyatı’yla, şiiriyle başladığımı görür. Daha sonra 17-18 yaşımda Türk Edebiyatı’na yöneldiğimi fark eder. Aslına bakarsanız ben 30 yaşıma gelene kadar edebiyat okudum. 30 yaşımdan sonra edebiyatın yerini felsefe almaya başladı ve edebiyattan acayip sıkıldım. Aslında kurmaca olan her şeyden çok sıkıldım. 30’lu yaşlardan itibaren oturdum felsefe kitaplarını hatmettim. Ondan sonra 35 yaşımda çok ciddi olarak sanat kuramı okumaya, düşünmeye ve zaten yazmaya başladım. Herhalde edebiyatla felsefenin kesişim kümesi sanat oldu benim için. 40’ımdan sonra da Çin işi, Japon işi mevzulara dalıp Taoizm, Budizm ve Çin Sanatı, Çin Zanaatı üzerine yoğunlaştım. Ondan sonra da hakikaten düşünsel olarak kendimi buldum.

- Ben her zaman kitapların birer mikrokozmos, her biri birer küçük evren olduğunu düşünmüşümdür. İyi yazılmış bir kitaptan söz ediyorum elbette... Oradan oraya geçiş yapabilirsiniz. Metinler arası ilişkiler de tıpkı insanlar arası ilişkiler gibi... Birinden diğerine geçerken oradan duvarlar da örersiniz. Düşünce dediğimiz şey en büyük ezber, en büyük kalıp... Ben kişisel olarak kaba düşüncelerin duvar olduğunu düşünürüm.

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam