VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
20 Ağustos 2010 Cuma | Anasayfa > Haberler > Kitaplarım evin kedisi Leiya gibi ortalıkta dolanır
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Kitaplarım evin kedisi Leiya gibi ortalıkta dolanır

""Eğer aklını dinle, dogmatik ideolojilerle bozmuş biri değilseniz, yani sizin için hayat tek bir kitaptan ibaret değilse ikinci kitaptan itibaren kitapların bağımsız olduğunu anlarsınız.""

Polisiye edebiyatın Türkiye’deki öncü ismi Ahmet Ümit’in kütüphanesi ev ve ofis olarak ikiye ayrılmış durumda. Her ikisinin de ortak özelliği kontrol edilemez oluşu... Daha doğrusu kontrol edilmek istenmemesi... Buna ne eşi Vildan Hanım’ın ne de ailenin diğer fertlerinin, torunu Rüzgâr dahil, kimsenin itirazı yok. Zaten bu evde “önce kadınlar ve kitaplar gelir” deniyor. Bunun tek istisnası ise evin temizliğinden sorumlu olan Seher Hanım. Gerçi hiçbir zaman şikayette bulunmamış, sadece ara sıra “Ahmet Bey, bunların hepsini siz mi okudunuz?” demiş, o kadar!

- Kütüphanemde en önemli bölüm yazdığım romanla ilgili olarak topladığım kitapların yer aldığı kitaplıktır. Mesela “İstanbul Hatırası”nı yazarken İstanbul tarihiyle ilgili kitaplar benim için çok önemliydi. Şimdi Osmanlı tarihiyle ilgili kitaplar öne çıkıyor. Bunların dışında en çok kullandığım raf, şiir kitaplarının olduğu bölüm. Çünkü en çok onları okurum.

- Kütüphanem, salonda ve benim çalışma odamda kurulu. Ofiste de salonda ve bilgisayar masamın hemen yanında oluşturulmuş bir kitaplığım daha var. Ama yine de “Kitap giremez” dediğim hiçbir yer yoktur. Bizim evde kitaplara sonsuz özgürlük verilmiştir, yatak odasından oturma odasına, mutfaktan, tuvalete kadar...

- Kitaplar dağınık kalsın diyor muyum? Elbette kitaplar evin, ofisin her yanında. Ayrıca henüz bitirilmemiş kitaplarda, kedimiz Leiya gibi ortalıkta dolanır durur. Kitaplar ve kediler asla kontrol edilemez. Ve genellikle dağınıktırlar, ama dağınıklığın bile benim için bir düzeni vardır. Temizlik yapan Seher Hanım bu konuda sıkı sıkı tembihlenir, “Aman Ahmet’in kitaplarına dokunma” diye...

- Kitaplar bizi yaşadığımız dünyadan korumak şöyle dursun, aslında o dünyanın kötü gidişatıyla hesaplaşmak için yüreklendirir, bilinçlendirir, umutlandırırlar. Kütüphanemin büyümesi de beni korkutmaz, aksine gururlandırır. Kitapların arasında kaybolmaktan daha güzel ne olabilir. Kitapları kontrol etmeye çalışmak, düşüncelere zincir vurmaya benzer. Kitapların zapt edilemez olduğu sayı, hangi sayıdır bilmiyorum ama kitaplar zaten hep bağımsızdır. Eğer aklını dinle, dogmatik ideolojilerle bozmuş biri değilseniz, yani sizin için hayat tek bir kitaptan ibaret değilse, ikinci kitaptan itibaren kitapların bağımsız olduğunu anlarsınız. Bu yüzden kitaplarla başa çıkmak gibi ütopik hayallere kapılmamakta yarar vardır. Bırakın kitaplarınız çoğalsın. Bunun tek sakıncası aynı kitaptan defalarca satın almanızdır ama bunun da güzel yanı, her zaman arkadaşlarınıza hediye edeceğiniz kitapların elinizin altında bulunmasıdır.

- Bana en çok sorulan soru: “Ahmet Bey bu kitapların hepsini okudunuz mu?”dur. Zaman zaman tüm kitapları okumam gerektiği hissine kapılıyorum. Bazen de kitapları izlerken buluyorum kendimi. “Bunları da okumalıyım” diye, hevesle sarıldığım, ama sonra, “yok yav bunu okumasam da olurmuş” dediklerim...

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163