VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
20 Ağustos 2010 Cuma | Anasayfa > Haberler > Kitaplarımla gömülmek isterdim
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Kitaplarımla gömülmek isterdim

""Sürekli okumamın tek nedeni var: Bundan zevk alıyor olmam. Bu yüzden kitapsız yaşayanlara acıyorum. Ne kaçırdıklarını bilmiyorlar.""

Yazar, müzisyen, sinemacı... Zülfü Livaneli çok yönlü kişiliği ile tanınan biri... Hâl böyle olunca da kütüphanesi de hayatı gibi farklı bölümlerden oluşuyor. Burada kitaplar da var, notalar da... Müzik aletleri de, kalemler de...
Ama ne yazık ki onun kütüphanesi hiç bir araya gelememiş... Zülfü Livaneli’nin sürgün yıllarında onunla birlikte ülke ülke gezmiş. Her bir ülkede bir hayat, bir dönem bırakırken bir de kütüphane de bırakmış. Bir türlü bir araya gelemeyen ancak onun anılarında, hafızasında ya da birikimde tamamlanan bir kütüphane... Açıkçası roman sever biri olarak, bunu duyduğum andan itibaren bu kütüphanenin izini sürme isteği uyandı içimde... Ülke ülke yazarın kitaplarının peşine düştüğüm, her birinin tarihi ve hikâyesi üzerinden yeni büyük bir kütüphane ve elbette bir roman inşaa ettiğim...

Ama şimdilik Ulus’taki evinde yer alan kütüphanesi ile sınırlı kaldı bu hevesim... Evin, en güzel manzarasının olduğu bir odaydı bu; Livaneli’nin geçmiş yokluk yıllarından intikam alırcasına çalışma odası yaptığı... Kendi ağzından Zülfü Livaeli"nin kitaplığı:

- Karmaşık ve oradan oraya taşınmakla geçen bir hayatım oldu. Bu yüzden uzun yıllar düzenli bir ev ve düzenli bir kütüphane sahibi olamadım. Her dönem ayrı kitaplar oldu, değişik ülkelerdeki evlerimde. Hiçbiri birbirini takip edip bütünleşemedi. Üstelik sıkıyönetim dönemleri daha da parçalayıp böldü kütüphanemi. Sık sık kitaplarıma el kondu ve onları bir daha göremedim. Bazılarını kurtarmak için naylonlara sarıp toprağa bile gömdüğüm oldu ama bir ihbar sonucu hepsi bulundu. Bu yüzden yargılandım da... Bütün bu kargaşaya ve kayıplara rağmen evimde hâlâ eski kitaplara rastladığım oluyor, işte o zaman yıllardır kaybettiğim bir dosta kavuşmuş gibi seviniyorum.

- Yıllarca o kadar küçük evlerde oturmak zorunda kaldım ki hiç çalışma odam olmadı. Kitaplarımı yemek masasında yazdım, bestelerimi yatak odasında yaptım. Ama şimdi bir çalışma odam var ve kitaplarımın çoğu burada. Ama yine de yani bir odaları olmasına rağmen kitaplarım sürekli hareket halindedir. Evde banyo dahil her yerde özgürce dolaşırlar. Öyle ki evimizde “kitap giremez” dediğim bir yer yoktur ve asla da olamaz!

- Tabii kitaplar bu kadar hareketli olunca ve hemen her gün yanlarına yeni bir kitap eklendiği için sürekli büyüyen ve hareket eden bir kütüphanem var. Kendi seçip aşırdıklarım dışında gazeteye yayınevlerinden de çok kitap geliyor. Bazısı hiç ilgimi çekmiyor ve gazetenin arşivine ya da kitap yardımı isteyen okullara gönderiyorum. Yine de kütüphanem her gün büyüyor. Ama onu kontrol etmek de istemiyorum. Bir vücudu ele geçirmeye çalışan virüs gibi de görmüyorum onları. Canetti’nin “Kamaşma” romanındaki Klein gibi kitaplara gömülerek yaşayabilir ve ölebilirim. Çünkü kitapsız kalmak bence gerçek ölümdür. Hapishane dönemimde de en büyük sıkıntım buydu. Çünkü kitaplar bizi geçmişe bağlar, bir sürü dostunuzun sohbet için sizi beklediği gizli mabetler gibidir onlar.

- Benim kitaplarla aramdaki bu ilişkinin nakliye firmalarında çalışan işçiler için geçerli olduğunu söyleyemem. Nitekim ev taşırken bu yüzden zorlanıyorum. Çünkü firmalar kitap taşırken neredeyse isyan ediyor. Kitap kolileri çok ağır ve bitmek tükenmek bilmiyor. Bu yüzden onlara fazladan ödeme yapmak zorunda kalırım. Bu konuda en büyük yardımcım ise baldızım Nilüfer. O, kitaplarımı yerleştirmekte o kadar ustalaştı ki her taşınmada bu işi artık o üstlenir oldu. Ne yazık ki günlerce uğraşıyor.

- Kitaplar kütüphanede uslu uslu dururken “Her birimizi okumalısın” der gibi üzerimde bir baskı yaratır mı? Hiçbir zaman böyle bir baskı duymadım. Sürekli okumamın tek bir nedeni var; o da bundan zevk alıyor olmam. Bu büyük zevk olmasa okumam, okuyamam! Uykusuz gecelerde kitaplığımın kuytu raflarını karıştırıp çok eskiden okuduğum bir kitaba rastladığımda çok özlediğim bir dostla sohbet eder gibi olurum. Bu yüzden kitapsız yaşayanlara acıyorum. Ne kaçırdıklarını bilmiyorlar. Çünkü kitapsız hayat çok sıkıcı. Hatta eşyalarıyla gömülen Mısır firavunları gibi kitaplarımla gömülmek isterdim. Mesela dönem kitaplarını kokularından tanırım. Bu kokular beni Proust okur gibi geçmiş zamana götürür. Şöyle diyeyim: Don Quijote gibi kitaplarla aklını bozmuş bir insanla konuştuğunuzu söylemek isterim; çocukluğunda bile oyuncaklar yerine dergi ve kitaplarla oyunlar oynayan...

Paylaş