VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
09 Mayıs 2011 Pazartesi | Anasayfa > Haberler > Kıymetlimiz Fatma Aliye’nin yeniden doğuşu
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Kıymetlimiz Fatma Aliye’nin yeniden doğuşu

Üç yıl kadar önce yeni çıkan elli liralıkların üzerinde bir kadın yazarın, Fatma Aliye’nin yer alacağını duyduğumda çok sevinmiştim. Elbette o dönemde ona yönelik yersiz birçok tartışmanın ortasında şu cümleye duyduğum inancımı da hep taze tutarak: Bizim gibi ülkelerde bir kadın için yazı yazmak olup olmamak arasında gidip gelmektir! “Abartıyorsun!” diyebilirsiniz. Bense cümlemi yinelemekten yanayım...

Şu an yazın ve basın dünyasında yaşadıklarımız, dolayısıyla sahip olduğumuz alanların görece somutluğu ve bu alanların kadınlara sağladığı gözle görülür haklar bu cümleyi abartılı, duygusal bir ifade olarak anlamamıza yol açabilir. Gel gelelim geçmişin romantik dekoru ve bu dekorun sisler içersindeki tuali biraz kanırtıldığında vakti zamanında işin ne kadar vahim bir halde olduğunu şıp diye anlarsınız. Ortaya çıkan engebeli, sisler içersindeki bir yoldur!
Ne yazık ki anneannelerimizin anneanneleri, hatta anneannelerimiz, eğer şanslıysalar okuma yazma öğreniyor ve o çetrefil yola iyi kötü çıkabiliyorlardı! Ne yol ama! Bu yolda eğer çok çok şanslıysalar düşündüklerini yazmaya cesaret edebiliyorlardı. Çok çok çok daha şanslıysalar, kısaca kader yüzlerine gülerse yazdıklarını yayınlatabiliyorlardı! Ama gelin görün ki alınteri ve göz nuru dökerek yazdıkları bu metinlere imzalarını bile koyamıyorlardı! Erkeklerden daha az yetenekli yazarlar ya da şairler oldukları için
değil. Bu yolda yok sayıldıkları için... Size tanıtmaya çalıştığım bu kitap bunları yaşamış bir kadının öyküsü işte.
BİR ERKEĞİN KALEMİNDEN
Sel Yayınlarından çıkan “Fatma Aliye-Bir Osmanlı Kadın Yazarın Doğuşu” adlı kitap dönemin en
önde gelen entelektüellerinden
biri olan Ahmed Mithat Efendi
tarafından kaleme alınmış ve 1894
yılında yayınlanmış.
Metni Osmanlıcadan ‘günümüze’ Bedia Ermat çevirmiş. Kitap, Fatma Aliye’nin doğduğu tarihten bir kadın yazar olana kadar yaşadıklarını, bu uğurda karşılaştığı zorlukları, engelleri anlatıyor. İlginç bir biyografi. Üstelik bir erkek kaleminden! Otobiyografi ve biyografilerin geçmişe tuttukları ışığın kıymeti ortada. Üstelik bu kez olabildiğince tarafsız bir metin var elimizde! Bu tarafsızlıkta Ahmed Mithat Efendi’nin metni kaleme alırken bizzat Fatma Aliye’den destek almış olmasının payı büyük. Hatta bazı yerlerde onun anılarını direkt aktarmış. Bu yüzden kitabın yarı otobiyografik bir yanının olduğunu da belirtiyor. Metnin amacı ise, “Osmanlı dünyası içinde bir kadın yazarın nasıl ortaya çıktığını anlatmak!” Bu cümle kitabın önsözünü yazan Ahmed Mithat Efendi’ye ait. “Böylece” diyor Ahmed Mithat Efendi, “Hâlâ yurdumuzda bir kadın yazarın yetişebilmesini hayal bile edemeyenlere, bunun gerçekleşmiş olduğunu göstermiş oluyoruz... Önemli olan, kibar bir aile
kızının bilimsel bilgiye ulaşmasının çok zor olduğu bir dönemde ve yerde kimseden yardım görmeden kendini yetiştirmiş olmasıdır.”
Bu zor koşullar altında kendini bir biçimde ifade etme şansını yakalayan Fatma Aliye babası ve hocası Cevdet Paşa’nın işinden ötürü birçok yeri görme şansını elde etmiş ve 13 yaşına kadar aldığı özel ‘ev’ eğitimi sayesinde entelektüel bir bakış açısı geliştirmiş ilk kadın yazarlarımızdan. Bir kadının yazmasının yanlış adreslere içi boş zarflar göndermek biçiminde değerlendirildiği bir dönemde (19 yüzyıl!) inadından ve sabrından ödün vermemiş, yazma aşkını hiçbir koşulda köreltmemiş dört kız çocuk dünyaya getirmiş azimli bir şahsiyet. Başta yazmasına engel olan kocası bile onun bu azmini görünce onu engellemekten vazgeçmiş!

İLK KİTABINDA KENDİ KENADINI KULLANMADI

Kitabın ikinci önsözü diyebileceğimiz ve onu bugüne daha berrak taşımamıza yardımcı olan satırları ise Serpil Çakır kaleme almış. Öncü, aydın, yazar ve felsefeci bir kadın olarak bizlere sunduğu Fatma Aliye’yi olur ki bugün farklı değerlendirenlerimiz vardır diye o ve söylediklerini, dönemin ana olukları arasında şekillenen haliyle yeniden anlatmış bizlere. Çok da iyi etmiş. Muhafazakârlığın kime ve neye göre yön bulacağını daha net görmemizi sağlamış.
Bu anlamda Serpil Çakır’ın yazdıkları, bugünden bakıldığında ‘muhafazakâr’ görünen Fatma Aliye’nin, dönemin koşullarını yeniden değerlendirdiğimizde, ayan beyan ‘ilerici’ bir kadın yazar olduğunu kabul etmemize yardımcı oluyor.
“Dönemin egemen ideolojisinin oluşturmaya amaçladığı İslam ve Batı sentezi ve bunun sonucu ortaya çıkan medeniyetleşme Fatma Aliye’nin kadına ve kadın haklarına dair görüşlerinde de kendini göstermiştir. Aileye öncelikli bir önem atfeder ve kadınları, annelik rolleri üzerinden modernleşmenin itici gücü olarak görür. Kadınların eğitim ihtiyacını önemle vurgular. Ailede ve toplumda sorumluluk ve özgürlük problemlerini gündeme getirir ve bu verili çerçevelerde kadınların haklarını savunur. Cinsler arasındaki eşitlik kadar cinsler arası farklılıkların korunmasını öne süren kimi yaklaşımları, 19. yüzyıl Avrupa feminist düşüncesindeki yaygın eğilimleri de yansıtır.”
İlk olarak Fransızca’dan çevrilen bir kitapla karşımıza çıkar Fatma Aliye. Kitap George Ohnet’nin “Volonte” adlı romanıdır. 1889 yılında “Meram” adıyla yayınlanır. Ancak kitapta Fatma Aliye’nin imzası yoktur. Kitap “Bir Hanım” imzasıyla çıkar! Çevirinin bir kadın tarafından yapıldığına kimse inanmaz. Bu kitabın ardından, yine kimliğini ele vermeden “Mütercime-i Meram” adıyla yazılar yazar. Kendi adını 1892’ye kadar saklar. Yani “Muhadarat”a kadar... İkinci baskısı 1908 yılında yapılan kitap Osmanlı’da bir kadının yazdığı ilk romanlardan biri olarak edebiyat tarihimize geçer. 1898’de yayınlanan “Ra’fet”, 1899’da yayınlanan ve Fransızcaya çevrilen “Udi” romanlarının yanı sıra birçok inceleme eseri basılmıştır. “Nisvan-ı İslam”, Ahmed Mithat Efendi ile birlikte yazdıkları “Hayal ve Hakikat”, “Cevdet Paşa ve Zamanı” bunlardan birkaçıdır yalnızca.
Fatma Aliye romanlar ve inceleme eserleriyle de sınırlı kalmaz. Serpil Çakır’ın belirttiğine göre 1895-1908 yılları arasında haftada iki kez yayınlanan “Hanımlara Mahsus Gazete”de başyazar olarak yazılar yazar. Bu gazetede kadın sorunları gündeme getirilmektedir. Yazar kadrosunda dönemin önemli kadın kalemşörleri de vardır: Emine Semiye, Fatma Fahrünnisa, Gülistan İsmet, Nigar Osman ve Leyla Saz...
Felsefeye duyduğu derin ilgi, “Teracim-i Ahval-i Felasife” (Felsefecilerin Biyografisi) adlı eserini 1900 yılında yazmasına yol açar. Batılı yazarları, Doğu toplumunu tanımadan, kadınları ve İslamı işlerine geldikleri gibi yazdıkları için eleştirir, onları oryantalist bulur. Yine Serpil Çakır’ın yazdıklarına baktığımızda karşımıza çıkan kadının inandıkları uğruna pes etmeyecek bir kadın olduğudur:

BİRÇOK KADINA YOL GÖSTERİCİ OLDU

“Kitaplarıyla ve özellikle Fransız gazetelerine yazdığı yazılarla, Emile Julyar gibi yazarlarla, benzer tartışmalara katkıda bulundu, onlara Doğu’dan bir kadın olarak cevap verdi, düşüncelerindeki yanlışlıkları ortaya koyma çabasına girişti.”
“Bir Osmanlı Kadın Yazarın Doğuşu”, yüzyıl önceden günümüze yol gösterecek önemli ipuçları taşır. Yazarlığının ilk yıllarından itibaren özgün bir yazar olarak anılan Fatma Aliye, üretkenliğinin ve cesaretinin rehberliğinde dünya kadın yazarların biyografi seçkilerinde yer
almayı başarmış, ilerici kişiliği ile döneminin birçok kadınına örnek olmuştur, cüzdanlarımızdaki elli liralarda böyle bir kadına tanıklık ediyoruz işte!

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam