VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Ekim 2016 Cuma | Anasayfa > Haberler > Klasikler romanlar çocuk ve gençler için yeniden derlenmeli mi?
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Klasikler romanlar çocuk ve gençler için yeniden derlenmeli mi?

Dan Brown’un “Da Vinci Şifresi” adlı kitabı, Penguin Yayınevi tarafından çocuklar ve gençler için sadeleştirilerek yeniden hazırlanıyor. Bu haberle birlikte, kitaplar yalınlaştırılıp kısaltılırken nelere dikkat edilmesi gerektiği tartışılmaya başlandı. Peki çocuk ya da gençlik kitapları baskıya hazırlanırken nelere dikkat edilmeli?

MERVE AKINCI ALMAZ



Çocuk ve gençlik kitapları için hazırlanan sadeleştirilmiş baskılara geçtiğimiz aylarda bir yenisinin daha ekleneceği haberini aldık: “Da Vinci Şifresi”. Haber yayılır yayılmaz, hem uluslararası hem de ulusal basında geniş yankı buldu. Klasik eserlerde sıklıkla karşımıza çıkan kısaltılmış, sadeleştirilmiş baskılardan sonra böyle bir örnekle karşılaşmak, akıllarda soru işaretleri yarattı: Çocuk/gençlik kitapları sadeleştirilmeli mi, sadeleştirilmiş ya da kısaltılmış baskılar orijinal metinden nasıl farklılıklar gösterir, hangi kriterlere göre hazırlanır, orijinal metne zarar verir mi, çocuklarda ya da gençlerde okuma hazzı uyandırır mı ya da yapmak elzem midir?

Huffingtonpost, The Guardian, The Washington Post gibi uluslararası basında önemli yeri olan gazetlerde bu konu tartışmaya açıldı. Huffingtonpost’tan Maddie Crum, bunun rahatsız edici bir dayatma gibi gördüğünü belirtirken; The Guardian’dan Samantha Shannon faydasız bir girişim olduğunu ve yeni bir trend başlatmamasını umduğunu belirtti. Twitter’dan da çocukları ve gençleri kolaycılığa alıştırma, onların zihinsel yeteneklerini küçümsedikleri yönünde eleştiriler geldi.

Bugüne kadar pek çok klasik eserin kısaltılmış ya da sadeleştirilmiş baskısı yayımlandı. “Robinson Crusoe” örneğin; ıssız bir adaya düşen Robinson’un Cuma ile maceralarını anlatmaz sadece. “Sefiller”, zorlu hayat koşullarına sahip bir adamın hırsızlığını olumlu ya da olumsuz bir şekilde değerlendirmek amacıyla yazılmamıştır. “Don Kişot”, yel değirmenlerine karşı savaşan bir şövalyenin delirmişliğini konu edinen bir metin olarak anılsa da bu doğru değildir. Peki, kısaltma ya da sadeleştirme nasıl yapılmalı? Çevirmen ve yayıncılara sorduk.


Yazarın üslubunu bozmadan hazırlanmalı

Sevin Okyay Yazar, çevirmen
Sadeleştirilmiş kitaplar, orijinal kitaplardan daha kısa olur. Ne ölçüde kısa olduğu, yapılış amacına göre değişir. Genellikle çocuklar ve gençler kolaylıkla okusun diye hazırlanırlar. Kimi yerlerde sansürlendiklerine de rastlanıyor. Dolayısıyla daha sade, daha kısa bir metin söz konusu oluyor. Bir dili yeni öğrenenler için de sadeleştirilmiş metinler sunulabiliyor. İdeali, özgün metnin tarzını, yazarın üslubunu bozmaksızın, o dili derinliğine bilmeyen ya da uzun bir kitapla cesareti kırılan kişilere yardımcı olacak kriterlere göre hazırlanması elbette.

Küçükken kendimi kandırılmış hissederdim. Hani, kitabın hakikisi varken neden bize daha kısasını, kolayını veriyorlar diye. Bence kolaycılığa kapılmaya yol açar, hatta okurda, yazar hakkında yanlış fikirler uyandırabilir. Bir de bunların nedense pastel renkli (yeşil ve mavi tonları hep aynıdır sanki), basit tasarımlı kapakları vardır. İnsan okumak istemez.

Orijinal metne zararı, muhtemel okur sayısını azaltmak şeklinde olabilir. Çocuk/genç, kendini ya o metni okumuş sayar ya da (yukarıdaki cevaba bağlı olarak) sadeleştirildiği için sevmez, sevmeyebilir.


Her tür kısaltma eseri yok eder

Müren Beykan Günışığı Kitaplığı-Genel Yayın Yönetmeni
Artık çocuğa, yetişkinlere ait konularda, duygularda, kurgularda eserleri kısaltarak okutturmanın gereği kalmadı. Eser kısaltma davranışının altında, şiddetle muktedir bir ticari anlayışın yattığını yadsıyamayız. 100 Temel Eser’in, çocuk edebiyatının yeterince yeşermediği yıllarda, edebiyatla, kültürle çocukları buluşturma sevdası, bu sadeleştirme iştahına neden oldu. Edebiyattan söz ediyorsak, mesele sadece macera örgüsü, olay akışı değildir; dildir, anlatımdır, yazar zekâsının büyülü dehlizleridir. Yani, kısaltma ya da sadeleştirme adı altında yapılanlar edebiyata şiddet uygulanması, onu küçümsemek, indirgemektir ki, biz edebiyat severler buna asla razı olamayız. Günümüzün büyük okuma tembelliği karşısında, Batı’da da bizde de bazı yayınevleri edebi metni tırpanlama hakkını kendinde görüyor. Tek neden, sözde, çocuğa okutmak! İyi de, çocuk neden ana karakterlerden birinin bile yok edilebildiği güdük bir metne layık olsun ki! Nasıl yapılırsa yapılsın, her tür kısaltma, eseri yok eder. Üstelik çocuk okurun haklarına da büyük saygısızlık olur; onun yaşı elverdiğinde o eserleri gerçek hacminde okuyarak keyif almasını belki de sonsuza kadar engeller.


Absürde kaçmamalı ve ahlaki olmalı

Altın Kitaplar
Klasiklerin yalınlaştırılmış ya da kısaltılmış baskıları uzman kişiler tarafından hazırlanmışsa çocuklarda/gençlerde okumuşluk duygusu uyandırabilir. Ancak bu çalışma, genç yaşlarda klasik bir eserin özetini okumuş kişinin ileriki yaşlarda orijinal eseri okuma duygusunu kamçılamıyorsa, yapılan iş başarısız demektir. Önemli olan, kişiye genç yaşında okuma alışkanlığı kazandırırken onun gelecekteki okuma eylemini engellemekten kaçınmak; orijinal metnin bozulmadan, genel havasının genç kuşaklara aktarılabilmektir. Kaldı ki, orijinal metinde bugün için aşılmış düşünceler ile çocukların duygusal dünyasını bozabilecek bölümler bulunabilir. Bunların genç kuşaklara olduğu gibi aktarılması pedagojik açıdan doğru değildir. Metindeki çocukların yanlış anlayabileceği soyut konulara da dikkat edilmelidir. Ülkemizde son yıllarda yapılan dünya klasiklerinin sadeleştirilmiş metinlerinde ne yazık ki papazın imam, kilisenin cami yapılması gibi absürt baskılara rastlanmaktadır. Bu tür çabalar hem ahlaki değildir hem de edebiyat eserine ve okuyucuya en büyük saygısızlıktır.

Paylaş

Öyleyse ‘Yaşasın edebiyat!’ Geçen ay Grand Pera Emek Sineması’nda çok önemli bir edebiyat davetine katıldım. Davet önemliydi çünkü,Türk edebiyatının “yaşayan” 50 şairinin/yazarının, kendini, edebiyatını ve hayata bakışını anlattığı “Yüz Yüze Konuşmalar, Yaşayan Edebiyat” projesi tanıtıldı.

Devam