VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Aralık 2012 Cumartesi | Anasayfa > Haberler > Klasikleri okuyarak büyüseydim, Mo Yan olamazdım !
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Klasikleri okuyarak büyüseydim, Mo Yan olamazdım !

Mo Yan, sansürü öven bir konuşma yaparak Nobel Ödülü’nü aldı. Tartışmalı yazarın en ünlü romanlarından “Big Breasts and Wide Hips”i okuduk ve yazarın “başarı”sını inceledik.

ÖZLEM AKALAN

Ekim ayında Nobel Edebiyat Ödülü açıklanır açıklanmaz Çinli yazar Mo Yan’ın “Big Breasts and Wide Hips” (Büyük Gögüsler ve Geniş Kalçalar) romanını okumaya başladım. Yazar, 10 Aralık’ta İsveç’te yapılan törenle ödülünü aldığı sıralarda ben de romanı bitirmiştim. 2012 Nobeli’nde sürpriz bir biçimde ipi göğüsleyen Mo Yan (gerçek adı Guan Moye ama o “Konuşma!” anlamına gelen bu mahlası kullanıyor), tüm edebiyat çevrelerini şaşırttığı gibi kendisi de şaşırdığını itiraf ediyor. Yazar, “Öncelikle, bu ödülü beklemediğim için şaşırdım. Küçük bir şansım olduğunu düşünüyordum. Kendimi upuzun bir kuyrukta sırasını bekleyen bir yazar olarak görüyordum” diyor ve ekliyor; “Mutluyum çünkü sonuçta ödül benim. Ama bununla henüz nasıl başa çıkacağımı bilemediğim için de korkuyorum. Pek çok kişi Nobel Ödüllü birinin ‘iyinin de iyisini’ yazacağını düşünür. Okurların romanlarımla tanışınca hayal kırıklığına uğramalarından korkuyorum.”

Meme bağımlısı
Çocukluk yıllarında açlık, fakirlik ve baskıcı babası nedeniyle zor günler geçiren Mo Yan’ın çok fazla kitap okuma imkanı olmasa da kasaba halkının özellikle de dedesinin anlattığı hikayeler, yazım tarzının kökenlerini oluşturmuş. “Yaşlılardan peri masalları, efsaneler, savaş anıları ve tarihi öyküler dinleyerek büyüdüm. Bunlar benim yazımın kaynağını oluşturdu, hepsini romanlarıma koyuyorum” diyor ve ekliyor; “Eğer bir yazar olmasaydım bu hikayeleri lüzumsuz bulabilirdim elbette. Ama bir yazar olarak inanılmaz derecede değerli ve önemliler benim için. Sanırım benim romanlarımın başkalarından çok farklı olmasının temel nedeni bu. Klasik romanlar, öyküler okuyarak büyüseydim, Mo Yan olamazdım.”
Dilerseniz şimdi, 500 küsur sayfalık “Big Breasts and Wide Hips” romanının hikayesine bir göz atıp, yazarı biraz daha yakından tanıyalım... Shangguan Lu, sedire uzanmıştır. Tek isteği bir erkek çocuk doğurmaktır. Kocası kısır olan ama tüm suçun onda olduğunu iddia eden “canavar” kayınvalidesi yüzünden sekiz ayrı adamdan sekizinci çocuğunu doğurmak üzeredir. Tüm aile, henüz ilk yavrusunu doğuracak olan evin tek büyükbaş hayvanı eşeğin yanındadır. Ne de olsa Shangguan Lu bu işi daha önce yedi kez yapmıştır. Lu bir türlü umutla beklenen doğumu gerçekleştiremezken devreye eşeği doğurtan veteriner girer ve genç kadın bu kez iki çocuk birden doğurur; Yunu ve ailenin ilk ve tek erkek çocuğu Jintong.
Dünyaya gelir gelmez okura hikayesini anlatmaya başlayan kahramanımız Jintong, bir meme bağımlısı! Onun için annesinin sütü dışında hiçbir şeyin önemi yoktur. Tek düşündüğü annesinin, kızkardeşi ve başka bebeklerle de zaman zaman paylaşmak zorunda kaldığı, iri göğüsleridir. Shangguan ailesinin kadınları hep “büyük göğüslü ve iri kalçalı” olduğu için zaman zaman yetişkinliğe ulaşan kardeşlerinin göğüslerine de ilgi duysa da sonu dayak yemekle biten bir yeltenmenin ötesine geçemez. Anlayacağınız, ergenliğe ulaşsa bile meme emme peşinde koşan Jintong, Batı standartlarında düşünüldüğünde berbat bir başkahraman! Bununla birlikte romandaki kadın karakterler alabildiğine savaşçı ve gözüpek. Jintong’un ablalarından biri, Kuş Perisi olduğuna inandığı ve uçabileceğini düşündüğü için kendini bir tepeden aşağı bırakır. Bir diğer ablası Çinli gerillalar, diğeri de İkinci Dünya Savaşı sırasında Japonlar tarafından öldürülür. Hepsinin de ölümü görkemli ve cesurcadır.
Zaman zaman bir anlatıcı ama çoğu kez Jintong tarafından anlatılan öykü boyunca kan, gözyaşı ve şiddet hiç eksik olmuyor. Kıtlık, açlık, toplu tecavüz, sefalet ve savaşın hüküm sürdüğü bir dönemi (1939’dan itibaren) anlatan ve 1990’larda sonlanan öyküyle birlikte okur da Çin’de yaşanan sosyal ve politik değişimlere tanıklık ediyor. Çoğunlukla masalsı bir dille anlatılan hikayenin karanlık bir atmosferi yansıttığını düşünmenizi istemem. Zira Mo Yan, özellikle Jintong’un anlattığı bölümlerde alaycı ve ironik anlatımıyla okuru kendine bağlıyor. Hiçbir kelimeyi tek başına kullanmaması, her sözün önüne en az bir-iki sıfat eklemesi, anlatımını daha da büyülü hale getiriyor. İtiraf etmeliyim ki, Mo Yan’ın dilini çok sevdim. Ancak diğer kitapları hakkında yazılan yorumları da okuyunca hep aynı üslupla, aynı konuların anlatıldığı kaç roman okuyabilirim ondan pek emin olamadım!

“Sansür gereklidir!”
Nobel Edebiyat Ödülü’nü almadan önce, 6 Aralık’ta Stockholm’de düzenlenen basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Mo Yan, “sansürün, havaalanlarındaki güvenlik kontrolleri kadar gerekli olduğunu” savununca tepki çekti. Çin Komünist Partisi’ne üye olduğu ve hükümete karşı tavrından dolayı da Çinliler tarafından eleştirilen Yan, 2010 yılında Nobel Barış Ödülü’nü alan ve halen hapiste olan insan hakları savunucusu yurttaşı Liu Xiabo’nun salınması için yapılan çağrıya da katılmayacağını söyledi. Mo Yan’a göre sansür, gerçeğin önünü tıkamamalı, ancak iftira ya da söylentiler sansürlenmeli ve sansür, başlı başına, en yüksek kaide olmalı.
Aslında tuhaf olan, cinsel içerik ve sınıf farklarına yaptığı eleştirilerden ötürü kitapları yasaklanan bir yazarın sansürü savunması. Basın toplantısı öncesi, Mo Yan’ın Nobel kazandığı açıklandığı anda tepkiler de art arda gelmişti. İlk olarak, 2009 Nobel Edebiyat Ödülü adayı Herta Mueller, bir söyleşide, jürinin seçimini bir “felaket” olarak nitelemişti. Bununla da kalmayıp Mo Yan’ı muhalif partileri yasaklayan, medya üzerinde baskı uygulayan ve sansür yasaları olan Çin hükümetini korumakla suçlamıştı.
Bonn Üniversitesi’nde Sinoloji profesörü olan Wolfgang Kubin’in eleştirileri ise tüm tepki gösterenlerin sesine tercüman olacak nitelikte: “Komünist Parti’nin bir üyesi olarak, sistemin yansımalarını eleştiriyor ama sistemin kendisini eleştirmiyor. ‘Red Sorghum’da , Çin Komünist Partisi’ni övgüye boğan karakterler var; bu çok utanç verici. Bunların yanında en önemli sorun, Mo Yan’ın kendi fikirlerinin olmaması. Sadece yaşanan olayları büyük bir hayal gücünün de katkısıyla yansıtıyor, hepsi bu. Nobel Ödülü’nü kazanmasının sebebi ise Akademi’nin politik doğruculuk tavrından kaynaklanıyor. Bu kez “gerçek bir Çinli”ye vermek istediler ödülü. Mesela, defalarca Nobel’e aday gösterilen ve bence ödülü daha fazla hak eden Bei Dao’ya Amerikan vatandaşı olduğu için bu ödülü veremezlerdi.”
2000 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü alan Gao Xingjian’ın ödülü de yazar Fransız vatandaşı olduğu ve Fransa’da yaşadığı için Çin’de kutlanmamıştı.


HER NOBELLİ YAZARIN ARDINDA BAŞARILI BİR ÇEVİRMEN VARDIR
Halk Kurtuluş Ordusu’nda askerken yazmaya başlayan ve onlarca kısa öyküye imza atan Yan, 57 yaşında. En ünlü eseri, 1987’de yayımlanan “Red Sorghum” (Kızıl Süpürge Darısı: Bir Çin Romanı”, Çinli yönetmen Zhang Yimou tarafından filme uyarlandı ve yönetmene Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı Ödülü getirdi.
Mo Yan, 12 yaşına kadar ilkokula gittikten sonra tarlada çalışmak üzere okulu bırakmış. Kasabadaki herkesten kitap toplayarak kendini eğitmiş. “Kasabadaki tüm kitapları okuduktan sonra kendimi dünyanın en bilgili insanı gibi hissediyordum” diyor. Elinde okuyacak bir şey kalmadığında Çince sözlük okumaya başlamış. Üst üste birkaç kez okuduğu için, artık sözlükteki hataları bulacak hale gelmiş. Sonraki yıllarda, Halk Kurtuluş Ordusu’nun eğitim biriminde yazarlık eğitimi almış.

Hayal ile gerçeği, tarih ile sosyal yaşama ait bakış açısını William Faulkner ve Gabriel Garcia Marquez tarzında buluşturduğu için övgüler toplayan Mo Yan, özellikle Latin Amerikalı yazarlara olan hayranlığını gizlemiyor.

Mo Yan’ın eserleri, orijinal dilinden Türkçeye Can Yayınları tarafından çevrilecek. Kronolojik sıraya göre yayımlanacak kitapların ilki, “Red Sorghum” ve 2013 yılının ilk yarısında yayımlanması planlanıyor.

Mo Yan ve pek çok Çinli yazarın romanını İngilizceye çeviren Howard Goldblatt için, başarının ardındaki isim demek mümkün. Bonn Üniversitesi’nde Sinoloji profesörü olan Wolfgang Kubin, çevirmen için “Eserleri kelime kelime, satır satır değil bir bütün olarak İngilizceye çeviriyor. Yazarların zayıf noktalarını çok iyi biliyor ve İngilizceye orijinal dilinden bile daha iyi adapte ediyor” diyor.
Mo Yan, 1.2 milyon dolar tutarındaki Nobel Ödülü ile Pekin’de büyük bir ev almayı planlıyor. “Ancak arkadaşlarım Pekin’in bazı bölgelerinde ev fiyatlarının çok yüksek olduğunu söyledi. Sanırım çok büyük bir ev alamayacağım; sadece 120 metrekarelik bir ev satın almaya gücüm yeter” diyor.


Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam