VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
20 Ocak 2010 Çarşamba | Anasayfa > Haberler > “Koku”nun yazarından Kontrbas bir solo
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

“Koku”nun yazarından Kontrbas bir solo

Patrick Süskind""den orkestra içinde kaybolan enstrümanın hikâyesi....

Ahmet Tulgar

Süskind’in düz ama bir yandan da derinlikli oyununun bu tarz içindeki özgünlüğü, tam da orkestradaki enstrüman kalabalığı içinde kaybolan ve bestecilerin rağbet etmediği bir enstrümanı, kontrbası temel motif olarak seçmiş olmasından kaynaklanıyor.

Patrick Süskind, Almanca edebiyatın en tanınan yazarlarından biri... 1985 yılında yayımlanan, kara romantik ile Nietzsche felsefesinden motifler içeren, kurbanlarının bedenini çevreleyen kokunun keyfini sürmek isteyen bir seri kadın katilinin anlatıldığı romanı “Das Parfüm” dünya çapında bir başarı elde etti. Daha sonraki kitapları edebiyat eleştirmenleri ve okurlarından aynı ilgiyi görmese de “Das Parfüm”ün 2006 yılında Alman yönetmen Tom Tykwer tarafından uluslararası bir oyuncu kadrosu ile yapılan sinema uyarlamasının gişe başarısı bir kez daha Patrick Süskind adını dünya kültür hayatında dolaşıma soktu.

Süskind, Türkiye’de de en iyi tanınan Alman yazarlardan biri... “Das Parfüm” Türkiye’de 1987 yılında “Koku” adıyla yayımlandı ve çok sattı. Filmi de yine çok ilgi gördü. Bütün bu tanınırlık vurgusunu yapmamın nedeni malum: Süskind diğer taraftan bir medya kaçağı. 60 yaşındaki bu eksantrik ve hassas yazar senelerdir hemen hemen hiç fotoğraf çektirmiyor, röportaj tekliflerini kabul etmiyor ve kendisine verilen edebiyat ödüllerini reddediyor. Ve münzevi hayatını Münih ve Paris’te sürdürüyor.

MÜNZEVİ VE MEDYA KAÇAĞı
İşte tam bu noktada Patrick Süskind’in 1981 yılında Münih Oda Tiyatrosu’nda prömiyeri yapılan ve 1984-85 sezonunda 500’den fazla temsil ile Almanca konuflulan sahnelerde en çok oynanan oyun olma ünvanına kavuşan tek perdelik oyunu “Der Kontrabass - Kontrbas”a geliyoruz. Çünkü Süskind, “Kontrabas”ın kahramanıyla kendisini özdeşleştiriyor ve bunu açıkça söylüyor. Daha doğrusu kendisine onun üzerinden bir anıt inşa ettiğini söylüyor kendisini gizlemeye bu denli meraklı yazar. “Çünkü” diyor Süskind, “Ben de hayatımın büyük bir kısmını sürekli daha küçülen ve terk etmenin her zaman bana daha zor geldiği odalarda geçiriyorum. Ama şunu da umuyorum, bir gün o kadar küçük ve beni o kadar sıkı çevreleyen bir oda bulacağım ki terk ederken o da benimle gelecek.”

“Kontrbas” genelde sahnede ve orkestra içinde boyutuna rağmen kaybolan bir enstrümandır. Besteciler de birkaç düet dışında hemen hiç eser yazmazlar özel olarak bu enstrüman için... Solo bir eser yazmazlar. Belki de bu yüzden oyunun küçük burjuva, konformist ve kendisiyle meşgul kahramanına, bu kontrbas virtüözüne uygun bir motiftir bu aynı zamanda. Bu kaybolma, dikkate alınmama... Bir karakter belirleyicisi ya da sonucu.

Önünde sonunda yani. Kahraman da aynı orkestra içinde kaybolan enstrümanı gibi, onu gördüğünde “enstrümanının el verdiği ölçüde” daha güzel çalmaya çalıştığı soprano Sarah’a olan aşkını bir türlü dışavuramamakta, sevgisinin dikkat çekmesini sağlayamamaktadır. Ancak Giulini konuk konserinde hayatını değiştirmeye ve “Sarah” diye haykırmaya kararlıdır. Bu kendisini “enstrümanının elverdiği ölçüde” ortaya koyabilen adam.

VİRTÜÖZ İÇİN BİLİNÇLİ BİR TERCİH
Gerçi burada kontrbasın orkestra içinde, diğer enstrümanların kalabalığı içinde kaybolmasından söz ediyoruz ama bir yandan da bu bir gizlenme de olabilir. Kontrbasın sesi, ritmi bir yandan da müzik eserlerinde belirleyicidir. Yani kontrbas burada virtüöz için bilinçli bir tercih de olabilir. Bilinçli bir tercihtir.
Almanca edebiyat, Vatan Kitap’ın geçen sayısındaki Thomas Mann yazımda sözünü ettiğim “Doktor Faustus”ta en karmaşık örneğini bulan “müziğin edebiyatlaştırılması” ya da “edebiyatla müzik yapma”, “edebiyatla müzik besteleme” diyebileceğimiz bir tarz ile epey iştigal eden bir edebiyattır. Süskind’in düz ama bir yandan da derinlikli oyununun bu tarz içindeki özgünlüğü, tam da orkestradaki enstrüman kalabalığı içinde kaybolan ve bestecilerin rağbet etmediği bir enstrümanı, kontrbası temel motif olarak seçmiş olmasından kaynaklanıyor.

Aynı zamanda cesareti. Yazar Dieter Schnabel şöyle demiştir Süskind için: “fiimdiye kadar hiçbir bestecinin bestelemediği şeyi, şimdi bir yazar yazdı. Yani konrtbas virtüözü için bir akşam programını kaplayacak bir eser.”

“Kontrbas” şu cümlelerle bitiyor: “Ve şimdi gidiyorum. Operaya gidiyorum ve haykıracağım. Cesaret edebilirsem. Zaten nasılsa yarın gazetede okursunuz. Görüşmek üzere.” Bu, kontrbasına, bir enstrüman olarak kontrbasa ilişkin bir karardır aynı zamanda, kahramanın aldığı.

Paylaş