VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Ağustos 2012 Çarşamba | Anasayfa > Haberler > Kolay okunan değil, keyifle okunan kitabın peşindeyiz
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Kolay okunan değil, keyifle okunan kitabın peşindeyiz

Epsilon Yayınevi’ni genç yöneticisi Fırat Yenici anlattı.

Canan Hatiboğlu

Epsilon Yayınevi nasıl ve neden kuruldu?
Epsilon Yayınevi ilk olarak babam Ömer Yenici tarafından 1988’de bir kitap satış ve pazarlama şirketi olarak kuruldu. Kendisi aslen mühendislik kökenlidir ama daha üniversite yıllarından beri yalnızca kitap satarak geçimini sağlamış ve kitapları, okumayı çok sevdiğinden yayıncılık sektörüne yönelmiş. İlk kitabımızı ise 1993’te yayınladık. O yıllarda Türkiye’de bildiğiniz gibi kitap yayıncılığında başka pek çok alanda olduğu gibi büyük bir boşluk vardı ve babam profesyonel satıcılık yaptığı yıllarda belirlediği bu açığı doldurmak istedi. Epsilon, bugüne kadar yayıncılığın hemen her alanında 1300’den fazla kitap yayımladı ve Türkiye’de genel kitap yayımcılığının (general trade publishing) önde gelen temsilcilerinden biri...
Yayın çizginizi belirleyen kriterler nelerdir?
Epsilon’da hedefimiz keyifle okunan, okuyanda tatmin duygusu uyandıran, kendi türlerinin iyi örnekleri olan kitaplar yayımlamak. Çizdiğimiz çerçeve gördüğünüz gibi oldukça geniş, bugüne kadar yayımladığımız kitaplar da geniş bir alana yayılıyor.
Bir kitabın çoksatar olması sizin için ne ifade ediyor ve ne kadar önemli? Kâr/zarar politikası yayıncılığınız üzerinde ne kadar etkili?
Epsilon bağımsız bir yayınevi ve bir aile şirketi. Hiçbir kişi ya da kurumdan bugüne kadar hiçbir isim altında en ufak maddi destek almadık. Epsilon’un mali performansı, sürdürülebilirliği ve kârlılığı bizim için önemli. Dolayısıyla kitaplarımızı seçerken çok satma, geniş kitlelere ulaşma potansiyelini değerlendiriyoruz, ama tek kriter bu değil. Bugüne kadar satış potansiyelinin düşük olduğunu bildiğimiz halde antropolojiden tarihe, eğitimden gezi rehberlerine yüzlerce farklı kitap yayımladık, yayımlamaya da devam edeceğiz. Ancak yayın sektörünün dünyada da, bizde de gittikçe “çok satan” odaklı olmaya başladığı bir gerçek. Her çok satan kitabın niteliksiz olduğu önyargısına ise kesinlikle katılmıyoruz, aslında bugün satış listelerini dünyada ve Türkiye’de dikkatle inceleyecek olursanız klasik ve nitelikli eserlerin çok ciddi satış rakamlarına ulaştığını görürsünüz.
Diğer taraftan “bestseller” algısı da genel olarak “kolay okunur” fikri üzerinde şekilleniyor. “Kolay okunur kitaplar yayınlayan bir yayınevi” misiniz gerçekten?
Daha önce söylediğim gibi biz “kolay” okunurluktan çok “keyifle” okunurluk üzerinde duruyoruz. Zaten yayımladığımız ve Türkiye standartlarında çok satan olarak nitelenebilecek “Buz ve Ateşin Şarkısı” gibi bazı kitaplarımız oldukça zorlu, sıkı okuyucuları da tatmin edecek nitelikte eserler. Yine de genele ulaşmayı hedefleyen, çok sayıda okuyucunun izlediği bir yayıneviyseniz seçimlerinizde genel beğeniyi dikkate almanız gerekiyor ve okuyucuların çoğunun kolay okunan kitapları tercih ettiği bir gerçek. Okurlarımızdan genel olarak aldığımız yorumlar da bunu gösteriyor. Esas olan kitabın kolay ya da zor okunur olması değil, içerik olarak iyi olmasıdır ve biz türünün iyi kitaplarını yayımladığımıza inanıyoruz. Ancak biz de Türkiye’deki hemen her yayıncı gibi değerine inandığımız, ilgi görmesini umarak yayına hazırladığımız kitaplar hak ettiği değeri bulmayınca üzülüyoruz. Örneğin geçtiğimiz aylarda büyük özen ve emekle yayımladığımız, İngiliz edebiyatının önemli yazarlarından Samuel Butler’ın “Tüm İnsanlar Gibi” eseri bunlardan biri.
TARZIMIZ BELLİ
Bazı kitaplarınız defalarca baskı yaptığından sormakta sakınca görmüyorum, bir kitabın çok satmasının formülü sizce nedir?
Çok satmanın formülü yok, ancak genel beğenilere hitap edebilecek kitapların satma şansı elbette daha fazla. Yurtdışında büyük başarı kazanan bazı kitaplar Türkiye’de hiç okunmazken, bunun tersi de aynı derecede yaygın. Belki on kitaptan birinde gerçekten çok iyi hislere kapıldığınız, “bu kesin okunur” dediğiniz oluyor, okuyucularınızı iyi tanıyorsanız bu tarz kitaplarda da pek yanılmıyorsunuz.
Tercüme eserler, yayın çizginizde ağılıkla yer kaplamakta... Tercüme eserleri yayın çizginize alırken ne gibi kriterler sizin için önemli? Tercüme bir eseri Türkçeye kazandırırken nelere dikkat edilmeli?
Yabancı dilde kitapları incelerken elbette Türk okuyucusuna hitap edebilecek, bizim duygu ve düşünce dünyamıza anlaşılmayacak derecede uzak olmayan eserlere yöneliyoruz. Tercüme anlayışımız da eserleri duygu ve düşünceyi aktarabilecek kadar yerlileştirirken sınırı aşarak alaturkalığa ve kültürel “potpori”ye varmamak... Türkçe’nin özenli kullanımı konusunda elimizden geldiğince titiz davranmaya çalışıyoruz, okurlar da bu konuda bilinçliler ve çeviri hataları konusunda yayınevlerini uyarıyorlar.
Türkçe edebiyatta eskiye oranla daha az yayın yapıyorsunuz. Neden?
Şu anda daha az Türkçe eser yayımladığımız doğru, ama bu isteyerek izlediğimiz bir politika değil. Yalnızca elimizden geldiğince seçici davranarak ortalamanın üzerince eserlere ve özellikle genç yazarlara ağırlık vermek istiyoruz, bu iki kriterin kesişim kümesi de ne yazık ki fazla geniş değil. Son zamanlarda yayımladığımız Türk yazarların büyük bir kısmı ilk kitaplarını yayımlayan genç yazarlar ve onların başarılarına, yazarlık kariyerlerine ön ayak olmak bizim için önemli.
Yayın dünyasına pek çok yazar kazandırdınız ve yazarların pek çoğu başka yayınevlerine transfer oldu. Eski yazarlarınızın transfer sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Yazarlarımızdan kendi istekleriyle ayrılanlar kadar bizim dostça çalışmayı sona erdirdiklerimiz de oldu. Bunu olağan karşılıyoruz, yazarlar da şu ya da bu nedenlerle yayınevi ya da tarz değiştirmeyi düşünebilirler, çalışan bir insanın iş değiştirmesiyle bunun arasında fazla bir fark yok. Bir de, Epsilon belli bir tarzı ve kimliği olan bir kurum, “sen kitabını getir, uygun bir zamanda basalım” denen bir yayınevi değil ve olmayacak da...
Çizginize dünyada ve Türkiye’de en yakın yayınevi hangisi?
Gelişmiş ülkelerde pazar derinlikleri ne yazık ki hâlâ Türkiye’nin çok üzerinde olduğundan yayıncılığın daha özelleştiğini, belli alanlarda uzmanlaşan yayınevlerinin arttığını ve bunları bir araya getiren büyük yayın grupları olduğunu görüyoruz. Türkiye’nin şartları ise henüz yayıncılık dünyasında bu tarz bir gelişmeye izin vermiyor, Epsilon’un yayın çizgisini de genel olarak yurtdışının büyük grup yayınevleri olan Harper Collins, Random House; Almanya’da Goldmann çizgisinde görmek yerinde olur. Türkiye’de de Doğan Kitap, Alfa Yayın Grubu, İnkılap, Pegasus gibi yayınevleriyle farklarımız olsa da benzer alanlarda faaliyet gösteriyoruz.

E-kitap’ı ihtiyatla izliyoruz

Türkiye’de e-kitap’ın durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
E-kitaplar dünyada baş döndürücü bir hızla yayılıyor, gelinen noktada orta ve uzun vadede yayımcılığın da medya ve müzik gibi elektronik ortama taşınacağını öngörmek güç değil. Ancak özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan pazarları ilgilendiren korsanlık, yasal altyapı, hak alım-satımı ve denetlenmesi, cihaz ve teknoloji standardizasyonu gibi pek çok sorun var. Bu sorunların çözümünde yol alınıncaya kadar gelişmeleri yakından ama ihtiyatla izlemeyi sürdürüyoruz. Türkiye’deki e-kitap girişimlerine ise elimizden geldiğince destek veriyoruz, son zamanlarda heyecan verici birkaç gelişme olduğunu söyleyebilirim.


Krizler insanı gerçeklikten soğuttu

Bugün “vampir edebiyatı” diyebileceğimiz tür oldukça gündemde. Dünyada bu akımın yeniden gözde oluşu “Twilight” serisiyle başladı, dolayısıyla Türkiye’de de sizinle... Akımı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Aslında genel anlamda dünyada fantastik türünün yükselişte olduğunu görüyoruz ve bu yeni bir gelişme değil, “Harry Potter” dizisiyle başlayan bir fenomen. Bu türün içine edebiden popülere pek çok eser dâhil edilebilir, onları bağlayan özelliğin gerçeklikten kaçma ve yeni, taze şeyler söyleme ihtiyacı olduğu söylenebilir. Üst üste gelen krizler ve genel anlamda yaşanan kimlik bunalımı insanları gerçeklikten soğuttu ve hala kahramanlık, şövalyelik, dayanışma, feda, idealizm ve mücadele azmi gibi değerlerin hüküm sürdüğü bir fantezi dünyasına sığınma ihtiyacı hissediyoruz.

Paylaş

İki King güçlerini birleştirdiKitapları toplamda yaklaşık 350 milyon adet satan yazar King bu kez gücünü kendisi gibi yazar olan oğlu Owen’la birleştirdi; tüm kadınları uyutan bir virüsün peşine düştü.

Devam