VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Ekim 2012 Pazar | Anasayfa > Haberler > Kolombiya’nın karanlıktaki tarihi
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Kolombiya’nın karanlıktaki tarihi

Kolombiyalı yazar Juan Gabriel Vasquez, uyuşturucu ve terörün izini sürerken, bireysel ve toplumsal bir dönüşümün öyküsünü kaleme alıyor.

Nazlı Berivan Ak

Kimi uluslar, kimi anahtar kelimeler ile zihinlere yerleşir. Tarihin ilk modern emperyalistleri Japonlar, 2. Dünya Savaşı sırasında kurdukları ordu disiplini ve acımasızlıklarıyla hatırlanır örneğin. Devamında ani bir geçişle dünyanın en çalışkan ve yaratıcı ulusu olarak anılmaya başlandılar. Ancak her ülke Japonya kadar şanslı olmadı, ne de olsa “kimi lekeler kolay kolay silinip atılamaz.” Kolombiya da böyle bir ülkedir ve Kolombiyalı olmak hiç de kolay değildir.
1973 yılında Bogota’da doğan Juan Gabriel Vasquez, Türkiyeli edebiyatseverlerin yakından tanıdığı bir isim... “Gammazcılar ve Costaguana’nın Gizli Tarihi” adlı kitaplarıyla birçok prestijli ödüle layık görülen yazar en son “Düşen Şeylerin Gürültüsü” ile okurla buluştu. 2011 Alfaguara Roman Ödülü’ne layık görülen romanın çevirmeni ise Fransızca ve İspanyolca çevirileriyle tanınan Süleyman Doğru.
Vasquez, bu romanında kolay kolay silinip atılamayan bir tarihi, bir ülke ve bir karakter üzerinden anlatıyor. Uyuşturucu, karteller ve yarattıkları terör en acımasız haliyle “Düşen Şeylerin Gürültüsü”nde kelimelere dökülüyor.

Narkoterör ve Kolombiya

“Suaygırlarından, siyah inci renginde, bir buçuk ton ağırlığında ve erkek olan ilki, 2009 yılının ortalarında öldürüldü.” Öykü bu cümleyle başlıyor ve kitabın ilk ipucu da dikkatli gözler için veriliyor: Büyük uyuşturucu patron Pablo Escobar gücü ve servetiyle öylesine sarhoş olmuştu ki kendi özel malikanesini, hayvanat bahçesini ve çiftliğini kurmuş, içine de sayısız hayvan türünü yerleştirmişti. Ölümü bir dönemin kapanışı oldu Kolombiya için ve bu hayvanat bahçesinden kaçan su aygırının ölümü de Vasquez için bir dönemin kapanışı ve yeni bir dönemin açılışı anlamına geliyor.
İşte bu dönemi kaleme alıyor Vasquez. Doksanlı yılların sonunda genç ve hırslı, avukatlık diplomasını henüz almış Antonio Yammara, akşamları vakit öldürdüğü bilardo salonunda, göze batmamak için adeta bir gölge gibi dolaşan, gizemli Ricardo Laverde ile tanışır.
Herhangi bir dostluk ilişkisinde sorun olmayacak en basit sorulara dahi yanıt vermekten kaçınan Laverde ile ilgili bildiği tek detay eski bir pilot olduğudur. Bir gün elinde bir kaset ile gelir Laverde, dinleyebileceği bir yer bulma konusunda yardım istemektedir Yammara’dan. Sonunda bir yer bulurlar ve dinledikten hemen sonra motosikletli iki kişinin saldırısına uğrarlar ve Yammara hayatta kalır, Laverde ise sırlarıyla birlikte mezara girer.
Yammara zorlu bir iyileşme süreci geçirir, acısı en çok ruhundadır, aklından atamadığı soruların tutsağı olur ve sonunda Laverde’nin kızıyla buluşur. Laverde’nin sırrını çözme yolunda Kolombiya’nın karanlık yıllarını, 1960’ları tekrar yaşayacak; ölümün ve uyuşturucunun kol gezdiği bir döneme tanıklık edecektir.
Kolombiyalıların ruhuna sinen ölüm ve terörü bir kez daha en baştan anlayacaktır bu yolculukta, bir yandan da kendi hayatına dair bir sorgulamaya girecektir. Roman boyunca Yammara’nın Laverde’nin sırlarının peşine düşmesi, devamında kendi geçmişi ve yaşadığı topraklarla ilgili gizemleri çözmesi ustalıkla anlatılır.
“Düşen Şeylerin Gürültüsü” uyuşturucu kartellerinin güçlenip bir toplumu tamamen dönüştürmesi ve devamında çöküşleriyle bir kez daha ağır bir travma yaşatması üzerine kurulu bir realist roman. Her şeyin kusursuz göründüğü bir dünyada, dengelerin nasıl da kırılgan olduğuna ve geçmişin izlerine dair bir öykü kaleme alıyor Vasquez.

Yazsa da uyuşturucuyla tanışmadı

Juan Gabriel Vasquez’in aynı zamanda önemli bir çevirmen oluşunu da atlamamak gerek; Victor Hugo, E.M Foster ve John Hersey tercümeleriyle tanınan yazar farklı edebiyat coğrafyalarından beslenen yeni bir romancılık anlayışı kuruyor. Zamanı, hafızayı, geçmişi sorguluyor ve bir ulusun tarihini, unutmak istedikleri üzerinden yeniden kuruyor. Vasquez romanda anlatılan uyuşturucu trafiği sahnelerinin canlılığını ve inandırıcılığını soran okurlara, hayatında uyuşturucuyla hiç karşılaşmadığını ve böylesine inandırıcı yazmasının arkasındaki sırrın yaşadığı ülkeyi iyi tanımak ve gözlemlemek olduğunu söylüyor.
“Düşen Şeylerin Gürültüsü” adlı romanı ülkesinde olduğu kadar yurtdışında da büyük ilgi çekti. İngiliz PEN Grubu 2012’nin en iyi çeviri ödüllerinden birini romanı İspanyolcadan İngilizceye tercüme eden Anne McLean’e verdi.

Paylaş

Öyleyse ‘Yaşasın edebiyat!’ Geçen ay Grand Pera Emek Sineması’nda çok önemli bir edebiyat davetine katıldım. Davet önemliydi çünkü,Türk edebiyatının “yaşayan” 50 şairinin/yazarının, kendini, edebiyatını ve hayata bakışını anlattığı “Yüz Yüze Konuşmalar, Yaşayan Edebiyat” projesi tanıtıldı.

Devam