VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
04 Kasım 2017 Cumartesi | Anasayfa > Haberler > Kos’ta yaşanan hüzünlü aşk
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Kos’ta yaşanan hüzünlü aşk

“Symi’de Aşk”, Yunanistan’ın en güzel adalarından Kos’un büyülü atmosferini her satırında yansıtan, dokunaklı bir aşkı anlatan sürükleyici bir roman.





Şairlerin Barbar Sofraları”, “Konstantinopolis Kapılarında” ve “Nihilist” kitaplarının yazarı öykücü ve romancı Hikmet Temel Akarsu, son kitabı “Symi’de Aşk”ta okuru Yunanistan’ın en güzel adalarından Kos’a götürüyor ve Kos’un nadide güzellikleri fonunda geçen dokunaklı bir aşk hikâyesi anlatıyor.

Roman bir iç döküş ile başlıyor: “Dürüst olmak gerekirse; Ege’nin On iki Adalar’ında geçen uzun ve sıcak bir yazın dar bir zamanındaki gerçek yaşanmışlıklardan neşet eden bu hüzünlü aşk öyküsünü sizlere anlatıp anlatmamak için çok düşündüm. O yaz aşkının ardından beni ele geçiren ve diplere iten bu büyük duygusallığı kaleme almakta gecikmedim belki. Ama onu birkaç yakın dost dışında kimseyle paylaşmadım.”

Bir dilek dilerken
Kitabın kahramanı, gerçek dünyanın gam ve kasavetinden uzaklaşıp aylaklık yapmak için sürekli gittiği güzelim Yunan adalarından Kos’un Zia Tepesi’ndeki manastırda bir mum yakıp hayallere dalmışken duyduğu o ince ama coşkulu kadın sesi bir sergüzeştin başlangıcı olacaktır. O da İstanbul’dandır ve kırmızı elbiseli uzun siyah saçlı bu güzel kadın yazarın aklını başından alır. Gençliğinde komünist olan babasının pek sevdiği Aragon’un sevgilisi Elsa’ya ithafen aynı adı verdiği, önemli bir GSM şirketinde bir bölüm müdürü, ‘Y Kuşağı’ndan bir bilgi çağı kadını; ondan en az yirmi yaş daha büyük bir ‘wisdom’ ve kadının akademisyen sevgilisi… Bu pek de birbiriyle uyumlu gözükmeyen üçlü -aslında akademisyen sevgilinin çoğunlukla ortada görünmemesi nedeniyle ikili demek daha doğru olacak- bir maceraya sürüklenirler.
Kos’ta başlayıp Symi’de devam eden bu sergüzeştin ne yazık ki sonsuza kadar sürmesi mümkün değildir. Tekinsiz yakınlaşmalar, sözlü cilveleşmeler, iki küçük masum öpücük...

İnsanoğlu böyledir işte. Durduk yere başını derde sokar. Güneş, deniz, tarihin başlangıcından beri insanın tattığı her duygunun yaşandığı güzelim coğrafya ve bu duyguların hâlâ muhafaza edildiği bozulmamış mekânlar en aklı başında insanı bile yolundan çıkarmaya yeter. Bir de üstüne şen şakrak bir cinsi latif eklenirse çılgınlık yapmaya meyyal olarak dünyanın dört bir yanından kopup gelen kalbi kırık er kişilerin başına neler gelmez ki? Tıpkı eserin finalindeki şu duygusal tümcelerin anlattığı gibi…

“Hatıralar ve umutlar…
Onlar biz gerçekten âşık olanlar yaşadıkça var olacaktır.
Okyanuslar, içine romanslar konmuş şişelerle dolacaktır…
Elsa bir romansa dokunduğunda şu yorgun ve kederli kalp belki de yeniden bahtiyar olacaktır…
Elsa seni hâlâ seviyorum…”




Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163