VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
30 Mart 2010 Salı | Anasayfa > Haberler > Kutsal kitapların "aynı" ama "farklı" Zelihası...
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Kutsal kitapların ""aynı"" ama ""farklı"" Zelihası...

“Din, ölüm denen umutsuzluğa çare arayan insanoğlunun, evreni yaratan ilahi bir güçte teselli bulmasıdır”

Belma Akçura

Farklı dinlere mensup beş adam...

Ruhban Okulu’ndan Haçlı Thomas, Musevi Ben Şimon, Müslüman Şeyh Cibril, Süryani Bar Nisan ve Bar Hasan...

Her birinin kendi kişisel tarihi, onları “Peygamberler Şehri” diye anılan Hazreti İbrahim’in yurdu Urfa’da buluşturur...

Surlardaki yirmi beş burçtan birinin içinde bulunan şehrin kütüphanesinde buluşup üç kutsal kitabı sorgularlar...

Kuran, İncil ve Tevrat’ta yer alan bazı bilgilerin nasıl değişime uğradığını...

Kutsal kitaplarda; toplumları birbirine düşüren, uğruna savaş verilip kan dökülen ama birbiriyle çelişen bazı bilgilerin kaynağının ne olduğunu... Çok tanrılı dinlerde ana tanrıça, güzellik tanrıçası, bereket sembolü olarak yüceltilen kadının, tek tanrılı dinlerde nasıl olup da ikinci sınıf bir varlık olarak görülebildiğini... Hazreti
İbrahim’in yurdunu, tarihte Peygamberler Şehri diye anılan Urfa yerine, Basra Körfezi’ndeki “Ur” kentine taşınmasının nedenlerini... Vicdan ile sevda arasındaki zorlu yolculuğun nerede sonlandığını... Osman Necmi Gürmen’in son kitabı “Neydi Suçun Zeliha”da bütün bu sorunlar muhteşem bir kurguyla masaya yatırılıyor. 1095 Haçlı
seferleri yılları... Dönemin “din” adına kanlı çatışmalarına sahne olan yıllar... Romanda karakterler her ne kadar kurgu olsa da kutsal kitaplar, tarihler olaylar kendi bilinen gerçekliğini koruyor.

TANRI MI KÖSTEKLEDİ YOKSA ÇIKARCI KULLAR MI?
Tevrat’taki anlatıda, Yusuf (Yosef) tarafından reddedilmekten ötürü kin güden kadın, yani Zeliha, garezine hesaplı bir iftirayla Yosef’i karalar. Kuran’da ise Yusuf’un peşinde koşarken suç üstü yakalanan kadın, can havliyle hesap kitap yapmadan, insiyaken bir yalan uydurur. Zeliha’nın emeli ise Eden bahçesinden kovulmuş kulların kaleminden çıkmış, kadınları karalayan, şahsına iftirada bulunan yazılardaki çelişkileri saptayıp iftirayı çürütmek, Rabb’in kelâmıyla safsatayı
birbirinden ayırmak...

Bir kütüphanenin üç adam boyu yükseklikteki duvarlarında boydan boya kitap dolusu rafları, sandıklar içinde hıfzedilmiş belgelere gömülerek
aylarca Rabb’in kelâmıyla safsatayı birbirinden ayırmak için mücadele veren farklı dinlere mensup bu beş adamın hikâyesi de Zeliha’dan farklı değil...

Öyle ki kutsal kitaplarda yer alan ama yaşananların acımasızlığı farklı dinlere mensup bu beş insanın hayatlarına da nükseder. Haçlı Thomas’ın kitabın sonunda sevdiği kadın İda’ya seslenişi de gerçekte hiç bitmeyen bir sorgulamanın da başlangıcı aslında:

“...Asıp kesmekten başka düşüncesi olmayan kullarını gördükçe ruhban okulundan mezun ben, Hak’ın adaletini sorgulamaya koyuldum. O karıntının içinde tek tesellim dört müstesna insanla Yaradan’ın sözlerini ona atfedilen yakıştırmacı beyanlardan arındırma yolundaki
çalışmalarım oldu. Neden mi yarıda kaldı o kutsal uğraşımız? Tanrı mı köstekledi sanırsın? Nedenini göklerde arama, yeryüzündeki çıkarcı kulların hesabına uymadı. İkisini sürdüler, birini kestiler, dördüncü ortalıktan yok oldu. O yarıda kalan uğraşın kayıtlarını getirdim hayatım. Seninle olduktan sonra, icabında tek başıma, ömür boyu sürse de ‘Rabb’in yararlı tohumunu zararlı deliceden ayırmaya’, çalışacağım İda. Ömrüm yetmese de inan bana, belki de bin yıl sonra, bu
dehşetengiz günlerden ibret alan nesiller kaleme alacaktır, eminim, kutsallığa erişecek bu dördüncü Kitap’ı...”

***

-Siz romanlarınızda dünyaya zamanından önce gelmiş, dokunarak seven zeki, tutkulu, ne istediğini bilen kadınlar üzerinden hayatı sorgulamayı seviyorsunuz. Tevrat ve Kuran’da yazılı Zeliha sizin için neyi ifade ediyor?

-Tek Tanrıyla ilgili tek kutsal kitabın Yusuf bölümündeki öyküde Zeliha aşağılanan kadının sembolü olarak belirir. Ancak benim için Zeliha
hakkını arayan bir kadındır.

-Yani Tevrat’ta şehevî, iftiracı, hınzır bir kadın, değeri Kuran’da tutkusunun esiri, korkudan aklına ilk gelen bir yalanla canını kurtarmaya çalışan bir kadın... Ve önemli bir soru soruyorsunuz kitabınızda... Zeliha iftira atan mı iftiraya uğrayan mı?

-Tevrat’taki Zeliha ile Kuran’daki Zeliha arasındaki farkı belirtmek istedim. Birincisinde tamamen şehevi olan bir tutkuyu, Kuran “güzel”e,
“yüce”ye olan bir tutku olarak niteler. Ayetlerin birçoğunda kadını hor gören Kuran’ın suçlamayı hafifletici böyle bir yorum yapması kazara dikkatimi celbetti.

-İlk olarak Firdûsi’nin Kuran’dan esinlenmiş öyküsünde adı Züleyha olarak geçen Zeliha’nın kocasının gerçekte hadım olduğu bilgisi sizce
bilinçli olarak mı yazılmamış...

-Zeliha Tevrat’a “hadım Potifar’ın karısı”, Kuran’da “Mısır’da onu satın alan kişinin karısı” olarak geçer. Tutkusunun şehevî olduğunu esas alan Tevrat’ta kadınının cinsi doyuma aç olduğu teması işlenir; Kuran’da güzelliğe vurulmuş bir kadında böylesi bir doyumsuzluğun yeri olmaması gerekir. Yusuf suretinden esinlenip o kadına Züleyha adını
veren Firdevsi, Tevrat’ın yaradılış bölümündeki başka bir anlatıda adı geçen Zilha’dan türetmiş olabilir.

-Kitabınızda gayri resmî tarihi altüst edecek kutsal kitapların söylemlerindeki farklılıklara da dikkat çekmişsiniz. Kutsal kitaplardaki bu “çelişki” gibi görünen farklılıkları siz nasıl
yorumluyorsunuz?

-Yaradan’ı gönül gözüyle görene söz, yazı gerekmez. İş söze yazıya döküldüğünde mantık sahibi insanoğluna da bu sözlerin yazıların doğru
olup olmadığını arama hakkı doğar.

Tevrat, İncil, Kuran bu kutsal kitaplar cezai bir yaptırım olarak gökten başımıza taş gibi düşmedi. Bilakis, toplumlarda asayişi, ahengi koruma bakımından zamanında iyi niyetli bir Medeni Kanun gibi düzenlendi.

Yüce Tanrı Resul’üne bir ayette yazılı sözünün üç beş ayet sonraki bir başka ayette aksini söyler mi? Her üç kutsal kitapta çelişkilerle dolu. Bu çelişkiler konusunda benim metinde diyaloglar, bu diyaloglara esas teşkil eder. Kitabın sonundaki 250’ye yakın kutsal beyanlardan referans bulunuyor. Aslında bu sorunun cevabı metnin özünde mevcuttur.

-Romanınızda tarihte de yeri olan I. Haçlı seferi gerçekleşmeden hemen önce bir dilenci ordusunu komuta eden yağmacı ama münvezi Pierre, Ruhban okulunda eğitilmiş olmasına rağmen kadınları aşağılayan Aziz Paulus gibi din alimleri var... Siz bu sorgulamayı yaşarken ne hissettiniz... Sizce din nedir?

-Bence din, ölüm denen umutsuzluğa çare arayan insanoğlunun, evreni yaratan ilahi bir güçte teselli bulmasıdır. Bu beklentiden istifade
akideler (Akait) toplumlara çeki düzen getirmeyi amaçlar.

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163