VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Aralık 2016 Perşembe | Anasayfa > Haberler > Mağara resminden üçüncü binyıl fütürizmine
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Mağara resminden üçüncü binyıl fütürizmine

İki sanat tarihçisinin, sanat eserlerini yerlerinde görerek yıllar süren bir çalışmayla kaleme aldıkları “Dünya Sanat Tarihi”, alanında yayımlanmış en kapsamlı kaynak. Üstelik yeni bilgiler ışığında ve yıllar içinde baskıları güncellenerek okura sunuluyor.

ÖZLEM AKALAN



İlk kez bir kitabı sadece Önsöz ve Giriş bölümlerini okuyup, sayfaları çevirip ilgimi çeken bölümlere göz gezdirerek yazdığımı itiraf etmek zorundayım. Zira tümüyle okuyup ondan sonra yazmam birkaç ayımı alırdı. Kaldı ki sadece göz atıp bu yazıyı yazmam bile on gün sürdü; sayfalar arasında öyle bir kayboldum ki! Bu kitapta sanat ve sanat tarihi hakkında aradığınız her şey var. İlk insanların mağara resimlerinden, tombul kadın heykelciklerinden başlayarak dünya üzerindeki tüm sanat akımlarının izini sürüyor Hugh Honour ile John Fleming. Üstelik bunu hem kronolojik bir sırayı takip ederek hem de dünyayı coğrafi bölgelere ayırarak yapıyorlar. Bu da aradığınızı bulmanızı kolaylaştırarak daha verimli bir okuma sunuyor. Sanat öğrencileri, eğitimciler ve sanatseverler için başvuru kaynağı niteliğindeki kitap ilk olarak 1982 yılında yayımlanmış. 2009 yılına kadar altı kez “yenilenen” kitaba, arkeolojik buluşlardaki gelişmelere göre yeni bilgiler, yeni fotoğraflar eklenmiş hatta son baskıda da 21. yüzyıl sanatı bölümü bir hayli genişletilmiş. Yazının başında bu kitabı bir solukta okuyamayacağınızı söylemiştim ya; dönüp dönüp okuyacağınızı, aklınıza bir şey takıldığında sayfaları arasında kaybolacağınızı, elinize bir kez aldığınızda kütüphanenize haftalar sonra geri döneceğini de söylemeden geçmeyeyim…. Alfa Yayın Grubu’nun 3000. kitabı olması sebebiyle de önemi artan “Dünya Sanat Tarihi”, ciddi bir çalışma ve özenle hazırlanmış, her sanatseverin sahip olmak isteyeceği bir kaynak. Yeni yıl da geliyorken, hediye istek listenize eklemeyi unutmayın.


Orantısız Marcus Aurelius
MS 121-180 yılları arasında yaşayan, 161-180 yıllarında Roma İmparatoru olan, ayrıca filozof olarak da kabul gören Marcus Aurelius’un at üzerindeki bu heykeli, imparatorluk döneminde şehirde görülebilen 20’den fazla bronz atlı imparator ve general heykelinden günümüze kalan tek eserdir. Hem binicide hem de fırlayan gözleri ve boynunda kıvrımlanan yumuşak derisiyle atta öyle bir natüralizm görülür ki, ikisi arasındaki tamamen suni ölçü uyumsuzluğu fark edilmez. (…) Yakın zamanlardaki restorasyonlar at ile binicinin ayrı döküldüğünü ortaya çıkarmıştır; başlangıçta ikisi de farklı anıtlar için amaçlanmış olabilirdi, zira binicinin ölçüsü attan farklıdır.

Buda’nın tezahürü
İlk büyük Budist hükümdar Asoka’nın imparatorluğunun çeşitli şehirlerine “ahlaki fetih” amacıyla dağıttığı Buda’nın vücudundan parçaların muhafaza edilmesi için stupa adı verilen yapay tepecikler inşa ettirdiği bilinmektedir. Kendi dönemindeki stupalardan hiçbiri günümüze ulaşamamış ancak Orta Hindistan’daki Büyük Stupa’da esas biçimleri korunmuştur. Bu sembolik yapı, Buda’nın gözle görülür bir tezahürü ve aynı zamanda gizemli anlamlara sahip, karmaşık oransal ilişkilere göre kesin ölçülerle tasarlanmış ve yön verilmiş bir mimari evren şeklidir. Yapı, gökkubbeyi simgeleyen yekpare bir yarıküreden oluşmaktadır.


Kraliyet ailesinin gündelik hâli
“Las Menians” (Nedimeler) adıyla bilinen ve asıl ismi “IV. Felipe’nin Ailesi” olan resmi Diego de Velazquez’in (1599-1660) en yüksek başarısı, resmin neler başarabileceğinin çok bilinçli, hesaplı bir kanıtı ve belki de tuval resminin imkânları hakkında en derinlemesine yorumdur. Bir İtalyan sanatçısı buna “Resmin ilahi gücü” adını vermişti; gerçekten de özünde, resim yapma hakkında bir resim olduğu söylenebilir. Saray nazırı seviyesine ulaşmış ressam dahil tüm figürler saray mensubudur. O ana dek resmi portreler ve tarihi konular için ayrılan büyüklükte bir tuvale resmedilmiş saray hayatının görünüşte önemsiz bir gündelik anını kaydeden böyle bir tablonun öncülü mevcut değildir.

‘Makine olmak istiyorum’
Andy Warhol, (1928-1987) ressam, film yapımcısı, heykeltıraş, yazar, bir pop grubunun direktörü, pop yaşam tarzının yaratıcısı olmadan önce dergiler için çalışan, para getiren işler yapan bir sanatçıydı. Kitle kültürünün ticari imgelerin bolluğunda sanatı boğacağına dair Walter Benjamin’in Marksist görüşleri dahil tüm kuramları altüst etmiştir. Warhol mekanik tekrarı sevdiğini ve kendisinin de bir makine olmak istediğini söylemiştir. Sıkıcı, bayağı ve yüzeysel olmayı bir kült haline getirmiştir. (…) İmgelerini üst üste tekrarlaması, sonu gelmez göndermelerde bulunarak ve vakaların kayıtlarını tekrar tekrar yayınlayarak insanları ve olayları önemsiz kılan kitle iletişim araçlarını yansıtmaktaydı. Eserleri görünüşte anonim ve duygusal bakımdan mesafeli kalsa da, Warhol, konularının birçoğunun ölümle ve medya doygunu çağdaş dünyanın nihilizmiyle uğraştığını vurgulamıştır.

Paylaş