VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
31 Temmuz 2013 Çarşamba | Anasayfa > Haberler > Mağduriyetler hikayesi:Emanet Gölgeler Defteri
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Mağduriyetler hikayesi:Emanet Gölgeler Defteri

Seksenler, Türkiye’ de çok konuşulan, üzerinde çok yazılıp çizilmiş bir dönem. Maraş, Çorum gibi katliamlar, sağcı mısın solcu musun tartışmaları, alevi-sünni kavgaları derken karmaşayla geçmiş yıllar. O yıllarla ilgili pek çok hatıralar anlatılır, olaylar tartışılır.

Hatta bazen öyle bir hal alır ki hangi siyasi grubun haklı olduğuna bile karar verilir. Fakat çok tartışılmayan bir mesele de vardır aslında. Tarafını seçemeyenlerin mağduriyeti. O dönemde özellikle öğrencilerin başının çok ağrıdığı bir tartışmadır, grupların tarafsızlara yaptığı baskılar.

İşte Ethem Baran, Emanet Gölgeler Defteri’ nde karakteri Yağız’ ın gözünden 12 Eylül öncesini ve sonrasını bu açılardan anlatıyor. Üniversiteye yeni giren Yağız, Ankara’ ya geldiğinde küçük kasabasında yaşadığı dünyadan çok farklı bir dünyayla tanışır. Çocukluğundan beri kitaplarla yaşamıştır. Kitaplar onun için adeta birer dosttur. Fakat Yağız o kitapların yazarlarının ‘neci’ olduğunu hiç düşünmemiştir. Zaman zaman kendini bir yazar gibi hissedip kısa yazılar yazmış, bunların da hangi siyasi görüşe mensup olduğunu hiçbir zaman bulamamıştır.
Oysa, gittiği her yerde ona ‘kim’ olduğu, ‘neci’ olduğu soruluyordu. Bir gün okuldan dönerken trende bir grup gençle aralarında geçen şu konuşma gibi :
“Nerede oturuyorsun? “
“Şirintepe’ de ”
“Devrimci misin?”
“Evet”
“O zaman bu trende ne işin var…”
Düştüğü bu ‘cendereden’ evine gelen devrimcilere evet sizdenim; yolunu kesen ülkücülere tabi ki milliyetçiyim diyerek çıkmaya çalışır. Hatta Yağız Ankara’ ya ilk geldiğinde onu koruyup kollayan Şeremet Emmisiyle nurcuların hu törenine de katılır.
Ancak, Yağız kendince kurduğu bu tarafsızlık düzeninde her şeye rağmen mağdur olacaktır. 12 Eylül gününden sonra çok sevdiği ve kan bağı kurduğu kitaplarını kendi elleriyle yakmak zorunda kalacak, askerler evini arayacak dahası Ankara’ da ki birçok dostu gözaltına alınacaktı. Bütün bu olanlardan sonra hayal kırıklığına uğrayacak; kimliğini ve kişiliğini sorgulayacaktı.

Bir döneminde hikayesi olan Emanet Gölgeler Defteri’ nde olaylar sadece siyaset ekseninde gelişmiyor. Yağız’ ın ve arkadaşlarının kasabada ki yeni yetme maceraları, gittikleri ‘ayıplı’ filmler, Cüneyt Arkın merakları, Ferdi Tayfur’ u dünyanın en iyi müzisyeni saymaları gibi hayatın içinden meseleler de anlatılıyor. Ethem Baran, her zaman ki sıcak, samimi dilini burada da kullanıyor ve okuyucuya farklı bir dünyanın kapılarını aralıyor. Sade bir dil kullanmanın ötesine geçen yazar, hellame, göbel, kele gibi yöresel ağızlarda kullanılan kelimeleri de metnin içine yerleştirerek taşrada yaşayan dili canlandırıyor.
Ayrıca kitapta Yağız’ ın hayatı yalnızca onun anlatımıyla değil; yaşamına tanık olmuş kişilerin de ağzından aktarılıyor.

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam