VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Temmuz 2014 Pazartesi | Anasayfa > Haberler > Mahlaslı bir Rowling romanı
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Mahlaslı bir Rowling romanı

Harry Potter efsanesinin yaratıcısı J. K. Rowling ’in Robert Galbraith mahlasıyla yazdığı Guguk Kuşu romanı Türkçede. Roman, Londra'da esrarengiz bir ölümü araştıran bir dedektifin hikâyesini anlatıyor.



Başta Amerika olmak üzere pek çok ülkede 'ciddiye alınmak' için kadın yazarlar erkek mahlası kullanıyor. İlki 1997 yılında yayımlanan ve yedi kitaptan oluşan “Harry Potter” serisinin yazarı J.K. Rowling de o yazarlardan biri. Harry Potter'ın yayıncısı Bloomsbury, Rowling'e serinin ilk kitabı piyasaya sürülmeden bir mahlas kullanmasını söylemiş, 12 yaşında bir çocuğun Joanne Rowling diye bir yazarın kitabını mı alırdı yoksa J. K. Rowling ismini mi tercih ederdi diye düşünmesini önererek. Sadece ismin karizmatikliğinden mi bilinmez ama Rowling'in Harry Potter kitabı tüm dünyada 450 milyon kopyadan fazla sattı, 74 dile çevrildi, sinemaya aktarıldı. Rowling, bu kez Robert Galbraith takma adıyla yazdığı polisiye romanıyla gündemde. 2013'te ABD ’de piyasaya çıkan “The Cuckoo's Calling”, Zeynep Heyzen Ateş'in çevirisiyle ve “Guguk Kuşu ” adıyla şimdi de Türkçede.


MAHLAS GİTTİ SATIŞ YÜKSELDİ

Kitabın eski bir asker olan Robert Galbraith'in ilk romanı olduğu ortaya atılmış, ancak "eserin bir ilk roman için fazla iyi olduğu iddiaları" üzerine ismin ardında kimin bulunduğunu araştıran Sunday Times gazetesi edebiyat editörleri, Robert Galbraith'in J. K. Rowling tarafından kullanılan bir mahlas olduğunu ortaya çıkardı. Rowling ise romanı başka bir adla yazma gerekçesinin, "Beklenti ve reklam gürültüsü olmadan kitap yayımlanın harika bir duygu" olduğunu söyleyerek kitabının satışında popülerliğini kullanmak istemediğini dile getirmişti. Ancak sırrının açığa çıkmasıyla Robert Galbraith'in aslında kim olduğu açıklanana dek 500'den az satan "Guguk Kuşu" haber duyulunca çok satanlar arasına girmişti.

Kitabın konusunu özetlersek roman, karlı bir gecede ışıltılı hayatıyla magazin haberlerinin gündeminden düşmeyen manken Lula Landry evinin balkonundan düşüp hayatını kaybetmesiyle başlıyor. Tüm deliller intiharı işaret ederken Lula'nın ağabeyi John, cinayet şüphesiyle Özel Dedektif Cormoran Strike'ın kapısını çalar. Eski bir asker olan ve hem fiziksel hem de psikolojik olarak büyük yaralar alan Cormoran Strike bir dönüm noktasındadır. Zira Lula'nın ölümünün ardındaki gerçeği araştırmak, bir yandan sorunlarıyla boğuşurken tamamen dibe batmaması için bir umut olur. Fakat şüpheler ve ipuçları bir araya gelmeye başladığında Strike bu gizemin, içinden çıkılmaz bir labirente dönüşeceğinin farkına varır.

FANTASTİKTEN REALİZME

Kitabın mahlasla yayımlanıp sonrasında yazarın gerçek kimliğinin ortaya çıkmasını bir yana bırakalım kitap Boethius'un "Feleğin sillesini yiyip mutsuzluğu tadanlar arasında en şanssız olanlar, öncesinde mutluluğun tadına bakmış kişilerdir" cümlesiyle açılıyor ve Harry Potter serisine göre oldukça farklı bir konsepti barındırıyor. Öyle ki Harry Potter serisi, genç bir büyücünün maceralarını konu alıyor ve okura fantastik bir yaşam alanı sunuyordu. "Guguk Kuşu" ise okuru gerçek bir dünyaya götürüyor ve yapbozun bilinmeyen parçalarını ustalıkla bir araya getirmeye davet ediyor. Bu yönüyle bakıldığında bir yanda fantastik edebiyat bir yanda ise gerçekçilik akımının etkisinde bir Rowling romanı görüyoruz. Rowling'in bu romanı fantastik bir roman olmamasına rağmen dilinden ve üslubundan ise hiç ödün vermiyor. Zira 543 sayfalık bu tuğla kitap ilk sayfasından sizi içine çekiyor ve soluk soluğa okuduğunuz romanı bir solukta bitiriyorsunuz. Ama macera bu kitapla bitmiyor. Çünkü bu bir seri kitap ve elinizdeki kitap yedi kitaptan oluşan serinin ilk kitabı. Merak edenler için söylemekte fayda var; serinin ikinci kitabı "İpekböceği" (Silkworm) Amerika'da 24 Haziran'da piyasaya çıktı. İlk kitabı Amerika'da yayımlandıktan bir yıl sonra okuyabilen biz Türk okurlar ise belli ki ikinci kitabı okumak için bir yıl daha bekleyeceğiz.

Kitaptan...

Sokaktan gelen gürültüler sineklerin vızıltısını andırıyordu. Polislerin başında nöbet tuttuğu güvenlik şeridinin arkasında toplanan gazetecilerin solukları buhar misali gökyüzünde yükseliyordu. Aralıksız devam eden kar yağışıyla uçuşan beyaz tanecikler şapkalara ve omuzlara yapışıyor, eldivenli parmakları düzenli olarak objektifleri temizlemeye zorluyordu. Bir şeyler görmek umuduyla etrafta toplanan kalabalık, yola kurulan beyaz çadırın, çadırın arkasındaki kızıl tuğla binanın girişinin ve cesedin düştüğü üst kat balkonunun fotoğraflarını çekerek vakit öldürmekteydi. Fotoğraf makinelerinin deklanşörlerinden de rastgele şak şak şak sesleri yükseliyordu.

Güvenlik şeridinin dibine doluşmuş paparazzicilerin arkasında, üstlerinde uydu antenleriyle yayına hazır bekleyen beyaz minibüsler vardı ve sesçiler kafalarında kulaklıklarıyla etrafta koştururken aralarında yabancı dilde konuşanların da yer aldığı muhabirler, izleyicilere son gelişmeleri bildiriyordu. (...) Çadırın içi ürpertici bir ışıkla aydınlandı. Cesedin yanına çömelen iki görevli, onu ceset torbasına kaldırmaya hazırlanıyordu. Genç kadının kafasından akan kanlar karlara karışmış, ezilen yüzü şişmiş, bir gözü de öylesine şişmişti ki göz kapağının altında kalan incecik bir çizgiye dönmüştü. Bluzunun pulları fenerin ışığı yön değiştirdikçe parlıyor ve insanda hareket ettiği izlenimi uyandırıyordu. Sanki her an nefes alacak, silkinip ayağa kalkacaktı.


Guguk KuşuGuguk Kuşu

Robert Galbraith

Detay için tıklayın




Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163