VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Mayıs 2014 Çarşamba | Anasayfa > Haberler > Manevi bir cücenin gözünden büyülü Çin tarihi
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Manevi bir cücenin gözünden büyülü Çin tarihi

Yazarı Mo Yan’ın bizzat “manevi cüce” olarak tanımladığı yarım akıllı başkahraman Jintong’un gözünden Çin’in sosyal tarihi, tarih kitaplarında göremeyeceğiniz bir dille, büyülü masallarla süslenerek anlatılmış.

Bu ay kendime Çin işkencesi yaptım sevgili okurlar. Çinli, Nobelli yazar Mo Yan’ın 1000 küsur sayfalık romanı “İri Memeler ve Geniş Kalçalar”ı bir buçuk yıl aradan sonra ikinci kez okudum. 2012 yılında Nobel kazandığının açıklandığı gün “Kim bu Mo Yan?” diyerek bilgisayarıma “İri Memeler ve Geniş Kalçalar” romanının İngilizcesini indirip, bir çırpıda okumuştum. Doğrusunu isterseniz, bu yazıyı yazmadan önce romanın Türkçe çevirisini baştan sona okumayıp, sadece detayları hatırlamak için bir göz atmayı düşünmüştüm. Olmadı tabii.

Başlayınca kaptırdım kendimi. Romandaki karakterlerin çokluğu ve ilişkilerin giriftliği de romanı bir kez daha okumamı zorunlu kıldı.
Romanın İngilizcesini, “Mo Yan’ı Mo Yan yapan çevirmen” olarak ünlünen Howard Goldblatt’ın çevirisiyle okumuştum. Yazarın kelime oyunlarını, masalsı dilini, hınzır mizah anlayışını çok iyi veren, romanı Çince aslından Türkçeye çeviren Erdem Kurtuldu’yu tebrik etmek gerekiyor; iyi bir işe imza atmış. (Yazarın en önemli romanı “Kızıl Darı Tarlaları” da geçtiğimiz yıl Erdem Kurtuldu’nun çevirisiyle yayınlanmıştı.) Mo Yan, “İri Memeler ve Geniş Kalçalar”da başkahramanı Jintong’un annesi Shangguan Lu’nun doğduğu 1900 ile öldüğü 1993 yılları arasında Çin’de yaşanan sosyal ve siyasi olayları anlatıyor. Elbette ara ara daha eski yıllara dönüp artık efsaneye dönüşmüş tarihi hikâyelere de yer veren yazar, bu sayede okura eşsiz bir Çin manzarası sunuyor.


8 KIZ KARDEŞ

Roman, zorlu bir doğum sahnesiyle başlıyor. Shangguan Lu, sedire uzanmıştır. Tek isteği bir erkek çocuk doğurmaktır. Kocası kısır olan ama tüm suçun onda olduğunu iddia eden “canavar” kayınvalidesi yüzünden sekiz ayrı adamdan sekizinci çocuğunu doğurmak üzeredir. Tüm aile, henüz ilk yavrusunu doğuracak olan evin tek büyükbaş hayvanı eşeğin yanındadır. Ne de olsa Shangguan Lu bu işi daha önce yedi kez yapmıştır. Lu bir türlü umutla beklenen doğumu gerçekleştiremezken devreye eşeği doğurtan veteriner girer ve genç kadın bu kez iki çocuk birden doğurur; Yunü (Yeşim Kız) ve ailenin ilk ve tek erkek çocuğu Jintong (Altın Oğlan).

Dünyaya gelir gelmez okura hikâyesini anlatmaya başlayan kahramanımız Jintong, aile için mutluluk kaynağıdır ancak “şeytan ve cüce Japonlar”ın istilası altında olan Çin’de halk perişan haldedir. Yiyecek tek lokma bulamadan günler geçerken, Jintong için annesinin sütü dışında hiçbir şeyin önemi yoktur. Tek düşündüğü kızkardeşi ve başka bebeklerle de zaman zaman paylaşmak zorunda kaldığı, annesinin iri göğüsleridir.

Süt dışında bir lokma yiyeceği ağzına attığında midesi bulanan, bedeni “tepki” veren Jintong adeta annesinin kanını emer. Shangguan ailesinin kadınları hep “büyük göğüslü ve iri kalçalı” olduğu için zaman zaman yetişkinliğe ulaşan ablalarının göğüslerine bile ilgi duysa da sonu dayak yemekle biten bir yeltenmenin ötesine geçemez. Bir baltaya sap olamayan, elini attığı her işi yüzüne gözüne bulaştıran, 15 yıl cezaevinde, bir süre akıl hastanesinde yatan Jintong, fiziksel olarak gelişse de zihinsel gelişimini olması gerektiği gibi tamamlayamamış, ödlek bir başkahraman. Onun aksine romandaki kadın karakterler alabildiğine savaşçı ve gözüpek. Jintong’un ablalarından biri, Kuş Perisi olduğuna inandığı ve uçabileceğini düşündüğü
için kendini bir tepeden aşağı bırakır. Diğer ablalarından biri henüz küçük bir kızken ailesinin eline üç-beş kuruş para geçmesi için kendini satar; bir diğeri Rus kontese satılır. Zaman ne kadar kötü olsa da dönemin ileri gelen çeteci liderleriyle evlenen, çocuk yapan ablaları her devirde bir şekilde kendini kurtarır.

Ancak Çin’de siyasi ve sosyal dengeler o kadar sık değişmektedir ki, bir gün kahraman olan bir abla, ertesi gün idam edilebilmektedir. Sonuçta Jintong’un tüm ablalarının ölümü görkemli ve cesurcadır. Ablaları ülkeleri için doğru bildikleri yolda savaş verirken, onların çocuklarına bakmak da Jintong’un annesi Lu’ya düşer. Bir başka açıdan bakacak olursak, Jintong’un süt istihkakı her geçen gün azalır!


TARTIŞMALI ROMAN

Zaman zaman bir anlatıcı ama çoğu kez Jintong tarafından anlatılan öykü boyunca kan, gözyaşı ve şiddet hiç eksik olmuyor. Kıtlık, açlık, toplu tecavüz, sefalet ve savaşın hüküm sürdüğü bir dönemin anlatıldığı öyküyle birlikte okur da Çin’de yaşanan sosyal ve politik değişimlere tanıklık ediyor. Çoğunlukla masalsı bir dille anlatılan hikâyenin karanlık bir atmosferi yansıttığını düşünmenizi istemem. Zira Mo Yan, özellikle Jintong’un alaycı ve ironik anlatımıyla okuru kendine bağlıyor. Hiçbir kelimeyi tek başına kullanmaması, her sözün önüne en az bir-iki sıfat eklemesi, anlatımını daha da büyülü hale getiriyor.

Daha önce bu sayfalarda yazdığımız üzere, Mo Yan tartışmalı bir yazar. Nobel konuşmasında sansürü desteklediğini söyleyen, komünist parti propagandisti olan Mo Yan, bu romanıyla ülkesi Çin’de tartışma konusu olmuş. “Kızıl Darı Tarlaları”nda ana rol oynayan düşman Japonların burada belli belirsiz varlığı, bununla birlikte Çinlilerin birbirlerine yaptığı eziyetler, komünizm propagandalarının romanda daha ziyade bir mizah öğesi olarak kullanılması Çinlileri hayli kızdırmış. Bu tartışmaları bilerek romanı okurken, Mo Yan’ın olayları yarım akıllı Jintong karakterinin gözünden anlatmasının sebebinin eleştirilerin önünü kesmek olduğunu düşünmüştüm.

Mo Yan da benimle aynı kanıda olacak ki, romanın önsözünde şöyle diyor: “Jintong, bu Altın Oğlan bir ‘meme düşkünü’, boylu poslu, yakışıklı biri olmasına rağmen karakteri zayıf, tüm hayatını annesinin memesinden ayrılamadan geçiren, manevi bir cüce. Böyle bir karakterin kaderi yanlış okumalara ve tartışmalara çok açıktır.” Ancak yazdıklarıyla ilgili geri adım atmayan Mo Yan, önsözünü şu cümlelerle bitiriyor: “Kitabın yazarı olarak Shangguan Jintong’un bazı çağdaş Çinli aydınların cisimleşmiş hali olduğuna elbette ki ben de katılıyorum. Shangguan Jintong’un benim ruhumun bir yansıması olduğunu itiraf etmekten hiç korkmuyorum, hayranı olduğum bir filozofun da dediği gibi: ‘Çağdaş Çinli aydınların ruhlarının derinliklerinde küçük birer Shangguan Jintong gizlidir.” 1000 safya kolay bir okuma süreci vadetmiyor elbette, ancak kelime belleğinizin ne denli zengin olduğunu, masalsı bir tarihin de mümkün olabileceğini kanıtlayan roman, “mutlaka bir gün okunması gerekenler” listenizde yer almalı.


 Kızıl Darı Tarlaları Kızıl Darı Tarlaları

Mo Yan

Detay için tıklayın

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam