VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Ağustos 2012 Çarşamba | Anasayfa > Haberler > Masal içinde masal gerçek içinde yalan
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Masal içinde masal gerçek içinde yalan

“Marakeş’in Masalcısı”, Hintli yazar Joydeep Roy-Bhattacharya’nın İslam dünyasını anlatan üçlemesinin ilk kitabı.

Özlem Akalan

Büyük bir krallığın, hayal gücü diyarının hükümdarı Hasan’ın hikayesi bu... Tüm çocukluğu boyunca babasından eğitimini aldığı, nesillerdir aile geleneği olan bir mesleği var. Hasan, bir masalcı... İşi, hava kararmaya yüz tuttuğunda meydandaki yerini almak, çevresini dolduran meraklı topluluğun merakını hiç soğutmadan gecenin ilerleyen saatlerine kadar masalını anlatmak... O gece için anlatmayı seçtiği masal ise kendisinin, Marakeş’in Cema-ül Fena Meydanı’nı dolduran pek çok kişinin, kardeşi Mustafa’nın ama en çok da güzellikleri ile herkesi büyüleyen iki yabancının gerçek hikayesi... Hikaye akıp giderken, iki yabancının yıllar önce Meydan’a girişine ve sonrasında gelişen olaylara şahit olan pek çok kişi de masala ortak oluyor.
Kızıl bir dolunayın Meydan’ı aydınlattığı bir akşam olur her şey. Simsiyah saçlı, güzeller güzeli yabancı bir kadın ile yakışıklı kocası, kadının aşkıyla gözü dönen bir kalabalığın hışmına uğrar. Ya da sarı saçlı, yemyeşil gözlü güzeller güzeli yabancı bir kadın ile kızıl sakallı kocası aynı akıbete uğrar. Onlarca tanıktan hiçbiri emin olamaz kadının siyah saçlı mı sarı saçlı mı olduğuna. Ya da kocasının neye benzediğine. Hemfikir oldukları tek bir şey vardır; kadını gören herkes o anda âşık olmuştur.
Masalcı Hasan, uzun seneler önce yaşanmış bu olayı tüm ayrıntılarıyla dinleyicilerine anlatırken, zaman zaman geriye, çocukluğuna gider. Kardeşleri Mustafa ve Ahmet ile hayatlarından kestiler sunar, karısının çocuğunu dünyaya getirirken öldüğünü aktarır. Artık kadınlara, yeni bir aşka yüreğini kapatmış, masalların büyülü dünyasında yaşamaktadır. Hasan’ın, masalcılara özgü hayal gücü ve mütevazılıkla kurulu dünyasında bunca yıldır aslında pek çok gizemi de kalbinde taşıdığına kitabın sonlarına doğru şahit oluruz. Gerçekte yaşananların, Cema-ül Fena Meydanı’nı dolduranların gördüğü gibi olmadığına da...
YEREL MOTİFLER
Her türlü yerel motifle beslenmiş bir roman bu. Çölün kum fırtınasından meydanda gösteri yapan Berberi müzisyenlere, Doğu misafirperverliğinden açık sözlülüğüne, giyim kuşamdan pazar alanına kadar gözünüzde Marakeş’in en ünlü meydanı Cema-ül Fena’yı canlandırıyorsunuz. Her biri bambaşka işlerle meşgul olan, Fas’ın bambaşka yörelerinden gelen dinleyiciler de hem kendi kısa hikayelerini hem de o korkunç geceye ait anılarını tüm ülkeyi zihnimizde canlandıracağımız biçimde anlatıyorlar.
Bir masalın olmazsa olmazı gizemin yanı sıra romanda aşk, başrolü üstleniyor. Üstelik bu, tüm meydan halkının Fransız-Amerikalı köklere sahip esrarengiz Lucia’ya duyduğu karşılıksız bir aşk... Masalcının kardeşi Mustafa, genç kadını ve kocasını öldürdüğünü itiraf edip hapse girmesinin ardından, Lucia’ya duyduğu aşkı, Batılı okurları şaşırtacak şairanelikte anlatıyor:
“Bu evrende benim için senden daha anlamlı hiçbir varlık yok. Seni ilk gördüğüm andan beri aynı duyguya sahibim. Her sözün ve davranışınla sen rüyalarımın kadınısın. Gözlerine şarkı yazmak istiyorun, kalbinde yüzmek... Sen benim okyanusumsun, benim duam, tohumlarımın pınarı.”
Aşk üzerine söylenen onca güzel sözün yanı sıra yazar Bhattacharya romanında, bilgelik dolu yorumlarla da okuru, kitabı kapatıp üzerinde düşünmeye zorluyor. Böyle olması da son derece doğal, çünkü Joydeep Roy-Bhattacharya, Hindistan doğumlu bir filozof. Felsefe ve siyaset eğitiminin ardından Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde ve Amerika’da uzun yıllar yaşamış. İlk romanı “The Gabriel Club”ın ardından 1998 yılından bu yana sadece yazarlıkla uğraşan Bhattacharya, şu sıralar ilk kitabı “Marakeş’in Masalcısı” olan bir üçleme üzerinde çalışıyor. İkinci kitapta mekan olarak Bağdat, son kitapta ise İsfahan seçilmiş. “The Watch” adını taşıyan bir diğer kitabı da 2012 yılında yayınlanmış.
Orhan Pamuk’un çok anlatıcılı ve geleneksel motiflerle süslü cinayet romanı “Benim Adım Kırmızı”yı sevenlere, benzer nitelikler taşıyan “Marakeş’in Masalcısı”nı özellikle tavsiye ederim. Sonu, biraz da başından belli bir hikayeye ulaşıncaya kadar yazarın kat ettiği uzun yol da, farklı bir anlatım tarzıyla tanışmak isteyenlerin beğenisini kazanacaktır.

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam